zeitgeist: addendum . 2008

İkinci bir film yapmışlar. ilkini burada konuştuk. İktisat dünyasının işleyişindeki sakatlığı ortaya koymaya çalışmışlar. Fakat bu sefer direk öğüt verecek kadar kendini beğenmişlik etmişler. Hatta öyle uyduruk geldi ki, sanki bu “Zeitgeist en başından beri Venus Project denen teknokratik oluşuma finansal kaynak yaratmak için mi yapıldı?” diye düşünmeden edemedim.

Zeitgeist’ın birinci filminde anladığım tek birşey varsa (ki zaten daha önceden de düşündüğüm birşeydi) o da şudur: “kimsenin yol göstericiliğe inanma, kendi yolunu çiz.” Bu yönden çok doğru. Ama filmi izleyen ve böyle şeyleri en azından 10 senedir kafasında evirip çevirmeyen pek çok kişinin de bu kadar büyük güçler karşısında kendini çaresiz hissetmesi normal. Bu çaresizliği yarattıktan sonra da bok var gibi amerikan liselerindeki sci-fi klüplerinden çıkmış gibi çocukça olan “Venus Project”i koyuyor önüne. Artniyeti yoksa bile, yaptığı işin kötü olduğunu düşünüyorum. Gerçek çözüm herkesin çözüm üretmesi, herkesin çaba harcaması, yaratıcı ve cesur olmasıyken; onlar “bakın burda hazır çözüm var” diye ortaya uyduruk bir ütopya koyuyorlar. üstelik de bunu 3-5 madde halinde hap olarak veriyorlar.

Edebiyat ve felsefe dünyasından çok fazla çağrışım yaptığı için oturup uzun uzun şeyler yazdım. Tümünü buraya taşımayayım; tartışma şurada devam ediyor: http://www.ihcp-c.com/forum.

ikinci filmi rahatlıkla indirebilirsiniz;

zeitgeist: addendum

11 yanıt: “ zeitgeist: addendum . 2008 ”
  1. hani çarpıtılmadan, işlere geldiği gibi yönlendirilmeden önce ya da sırf göz boyamak için küreselleşmenin “sınırları aşan tek bir toplum; insanların ekonomik, politik, kültürel, teknolojik ve ekolojik bağlamda dayanışma içinde entegre olduğu bir dünya” yaratmayı amaçlayan söylemi var ya.. venüs projesi bence tam anlamıyla bu düşüncenin ürünü gibime geliyor. küreselleşmenin bu saf söylemiyle venüs projesi’nin birebir örtüştüğünü düşünüyorum.

  2. “… Fakat sonucu oldukça sorunlu? bir eliyle yaptığını diğer eliyle bozuyor çünkü.”
    “bir yandan gaza getiriyor; evet artık silkinmeliyim derken, öbür yandan da nasıl silkineceğini bilemiyorsun.”
    “?o yoldan gitme gel bu yoldan git çözüm budur? diyorsun. Çıkardığın uyuşukluğa geri sokuyorsun.”

    çok güzel açıklamışsın. işte tam da bu noktada, ilk etapta, venüs projesi’ne “küresel anarşizm” olarak bakmadım. küresel anarşizm olarak görmedim, aksine daha çok “alternatif-küreselleşme” ci bir proje olarak gördüm. kimisi paralellikler görüyor ve buluyor ama dediğim gibi, az ya da çok, yakından uzaktan bir alakası olduğunu düşünmüyorum anarşizm ile.

  3. Zeitgeist’a şapkamızı çıkarıyoruz. O bir kenara. Herkese izletilmeli, şöyle bir silkindirilmeli.

    Fakat sonucu oldukça sorunlu… bir eliyle yaptığını diğer eliyle bozuyor çünkü. Film bir çaresizlik ortamı yaratıyor. Karşındaki sistemin bozukluğunu ortaya koyuyor. Fakat ne kadar güçlü ve sağlam olduğunu da sen zaten biliyorsun. Bu yüzden bir yandan gaza getiriyor; evet artık silkinmeliyim derken, öbür yandan da nasıl silkineceğini bilemiyorsun. Bu çaresizlikten insanın kendinin çıkması lazım. Bütün kararlarını kendi aklıyla almasıyla olur. Çünkü çaresizlik zaten çizilmiş yolu izlemekten, ondan çıkamamaktan geliyor. Sen buna alternatif olarak; “o yoldan gitme gel bu yoldan git çözüm budur” diyorsun. Çıkardığın uyuşukluğa geri sokuyorsun.

    İlk zeitgeist hem eleştirdiği şeyler bakımından hem de bitişiyle çok daha oturaklı bir filmdi. Ve eleştri de buradaki en önemli araçtır. Zeitgeisttan alınacak temel şey de bence budur. Önünde verili görünen, seçeneksiz görünen herşeyin bir seçeneği var. Herşeye “başka nasıl olabilir” diye bak. venus project de tabii ki bundan nasibini alacak.

  4. her iki belgesel-film i de izledim, arka arkaya. forumdaki tartışmalara da göz gezdirdim(göz gezdirdim diyorum çünkü bi yerden sonra film koptu:) izledikten hemen sonra “ne diyo lan bu adam?” dedim bi an kendi kendime. kaç senedir böyle bir proje için kafa patlatıp çalışmışsın, iyi güzel etmişsin, alternatif bir ses oluşturmuşsun, sistem yüzünden abi diyenlere, sistem in nasıl var oldurulduğundan dem vurmuşsun, tamam anladık da, bu proje neyin nesidir, ne ara tasarladın da koydun önümüze her şeyi düşündük biz diyerek. para sistemi vs kurgu be hepsi demişsin de sen hangi kaynağın veledi zina sısın amcacım. kaynak derken paradır bahsettiğim ya da fon, sponsor adı herneyse. öncelikle bunlar düşündürdü beni. fakat sizin de bahsettiğiniz bikaç absürt konu dışında(üslup ve her şey düşündüm ben abicim proje, olay budur vari tavır gibi) farkındalık sağlama açısından önemli bulduğum bir belgesel. o kadar çok insan var ki kimisi bilinçsiz, kimisi nereye çekersen oraya giden, modern değil tam anlamıyla ilkel köleler denilebilecek ya da makineleşmiş, “insan” olduğunun farkında olmayan, daha doğrusu “insan” olduğunu unutmuş, ya da bu o(nlara) unutturulmuş. eleştirel bakımdan ve farkındalık sağlama açısından olmuş bence. ha bir de çevreci enerji ve teknoloji konusunda alternatif bir ses olması… gerisi tırıs gelir tırıs gider gibime geliyor. oldukça kötümserim ben “kök”ünden çözümler konusunda. her şey çığrından çıkmışken dünyada izlediğim şey ütopiktir, fantastiktir, bilimkurgudur vs dir, adını siz koyun, ama alternatif seslerden biridir. önemli olan da bu bence, buna bakmak lazım sanki -izmlerin, dünya görüşlerinin çıtasından çıkıp. kaldı ki öne atılan sadece bir proje, dayatılan bir şey değil sanırım. tek yol venüs projedir, “hak yol” budur gibi bir izlenim yaratıldıysa :) bilemiyorum, henüz tam anlamıyla ne web sitelerini ne de bu hareketi takip ediyor ya da inceliyorum ama izlenmesi, izletilmesi gereken bir belgesel bence.

  5. ha bu arada, Zeitgeist’daki anafikirlerden biri de “her söylenene inanma”dır. bu zeitgeist için de geçerlidir. verilen bilgilerin çoğu temelli değildir. ama kalıcı olan eleştirel bakış açısıdır.

  6. destursuz “hepiniz salak mısınız” diye ortalığa dalıvermeden önce verdiğim linke bak güzelim. 10 sayfalık yazı var diyorum “kaç dakika düşündüğünüz muamma” diyosun… bi zahmet hakaretle girişme istersen, kaç dakka düşünmüşüz… burası tartışma platformu değil, bütün yazılar onaydan geçiyor. foruma buyur, kaç senedir ne düşündüğümüzü ne çözümler ürettiğimizi anlatayım uzun uzun. orda kimin ne kadar salak olduğu da daha rahat anlaşılır.

    “gerçek çözüm herkesin çözüm üretmesi” derken söylemeye çalıştığım; Ursula teyzenin dediği gibi, “anarşist devrim yapılmaz, anarşist devrim olunur.” paralelinde bir düşüncedir. yani kapalı bir toptan çözüm önerisi olamaz. venus project de tam olarak budur: kapalı çözüm önerisi! anlatabildim mi?

  7. “Gerçek çözüm herkesin çözüm üretmesi, herkesin çaba harcaması, yaratıcı ve cesur olmasıyken; onlar ?bakın burda hazır çözüm var? diye ortaya uyduruk bir ütopya koyuyorlar.”

    evet gerçek çözüm herkesin çözüm üretmesidir ve sende buna katkıda bulunup çözümler üretmeye başlasan nasıl olur, eleştirmek daha kolay dimi, bu yorum yazanlar hepiniz salakmısınız anlamıyorum ki, birileri yıllardır bunu düşünüyorlar sizse sadece filmi izledikten sonra ciddiyetle düşünmeye başladınız kaç dakika sürdüğü de muamma, herkesi aynı düzeyde farkındalığa ulaştırmak için başka ne yapabilirler ki, filmdeki en önemli konu evrim, insanlığın evriminden bahsediliyor, gözlüklerinizi masaya koyup evrim hakkında biraz düşünürmüsünüz…

  8. hayır, venus project’te orjinal öngörüler yok. verdiğim link’te ayrıntılı olarak bütün öngörülerle hesaplaştığım 10 sayfalık bir yazım var, buraya taşımak istemedim. ve hayır; sonunda venus project’e bağlayıp üstüne bir de 5 kalemlik bir reçete vermeseydi film çok daha anlamlı olurdu. çünkü insanlığın içinde bulunduğu durumdan çıkabilmesinin tek yolu reçetesiz, kendi aklıyla hareket edebilmesidir. yine dönüp dolaşıp insanlara yapmaları gerekeni, izlemeleri gereken yolu madde madde söylüyorlar… evet belki biraz da olsa değerli adımlar olabilir bunlar, fakat bütün değerini çürüten bir nokta var; o da biri tarafından söylenmiş olması. filmde anlatılandan sonra insan zaten kendine bir çözüm yolu bulmaya çalışacak, kafasını zorlayacaktır. bu da belki bahsedilene benzer bir yol olacaktır. ama kendisi bulduğu, eylemlerine kendi karar verdiği sürece. çünkü bir sonraki adımda, insanlık durumu tekrar çıkmaza girdiğinde, bu sefer tekrar zeitgeist.com’a girip “peki şimdi napıcaz?” diye soracaklardır.

    “ne yani marx’a mı bağlasalardı” diyorsun. benim o taraftan olduğumu da nereden çıkardın? venus project’in alternatifi marx mı? kant’tan, feyerabend’e oradan kuhn’a bağlanabilecek çok farklı yerler var. konunun çok fazla düşünsel açılımları var. istediğin yere bağla, istediğin yere açıl… ama yeter ki KAPANMA. reçete verip çözüm önerisi sunarsan kapatırsın. öte yandan çözüm önerisinin sadece kendisi değil, paradigması bile yanlış.

    bunların hepsini diğer forumda yazdım; burada yazdıklarımın onaylanlanması gerektiği için ve sitenin formatından dolayı tartışma forumu olarak kullanmak istemiyorum. onun yerine “tartışma forumu”nu kullanıyorum. itiraz edilecek birşey varsa, oraya yazarsan daha rahat konuşabiliriz. ama yazdıklarımı okuduğunda zaten tam olarak ne demeye çalıştığımı anlayacağını düşünüyorum.

    http://www.ihcp-c.com/forum/index.php?topic=338.0

  9. evet “venus projesi”ne kadar olan kısmın altına imzamı atarım. adamlar ne var ne yok sakin sakin anlatmışlar ve evet venus projesi muhtemelen dünyayı kurtaracak olan şey değil ama adamlar en azından 2 saat var olan bi sistemi itin götüne soktuktan sonra kendilerince bi çözüm sunma nezaketini biz izleyicilere göstermişler ve bence o bölüm olmasaydı film bu kadar anlamlı olmazdı. ne yani filmin son bölümünde marks a ya da bakunine mi bağlasalardı olayı? bu film amerikan halkına yönelik çekilmiş bir filmdir ve bence amerikan halkı şimdilik venus projesini “anlayabilse” bu fazlasıyla yeter. ayrıca genel olarak bilim kurgu gibi dursa da orjinal tespitler ve öngörüler de yok değildi hani hakkını yemeyelim.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir