YUVARLAK

etrafında eller, hisler, ayaklar, zihinler; hangisi katil, hangisi ressam, yasadışı?
bedeni toprağa çok yakın, çimin kokusunu duyuyor, donakalmış bir pişmanlığı eritiyor, başına taş düşmesini bekliyor, ağaçların arasında dönüşüyor.
sık sık, kısa kısa, kafasını sallayarak, beynini kaynatarak, canındaki yangında kaybolarak; uzanıyor parkta.
herkese olması gerektiği kadar uzakta.
çimler ellerini kelepçeledi.
çok eski bir korsan torunu belki, belki küsmüş ve büyümemiş bir çocuk, giz bir bekçi belki, belki sadece bir serseri, belki de kovulan bir işçi ya da öylece uzanıp dinlenen biri, zamanımız kesişiyor parkta.
etrafında zihinler, eller, hisler, ayaklar; hangisi hırsız, hangisi daha erken ölecek, hangisi daha yakın zamanda yalan söyledi; birine; kendine, hangisi daha çabuk sarhoş olur?
tartışmasız akıllı, yeşilken hala bir yerler tadını çıkarıyor.
bir ressam gibi yatışını çiziyor etrafa.
her yer sesli, herkes sessizken; o yatıyor.
bir dalın kırılışı.
kılıçların tokuşması.
suskun kalemler.
yasaklı bölgeler.
özgür doğa.
özgür o da.
herkes gelebilir parka, herkes geçebilir.
dokuz yanından yaşıyorlar.
etraf sonbahar.
başının altında silinmiş ayak izleri var.
bir dünya ve ikizi, gözleri.
orman, saçı sakalı.
etrafında eller, ayaklar, zihinler, hisler; hangisi ilk sevişecek, hangisi ilk baba olacak?
yattı ve saymaya başladı ölümden önceki soluklarını.
bedeni toprağa çok yakın, çimin kokusunu duyuyor, donakalmış bir pişmanlığı eritiyor, başına taş düşmesini bekliyor, ağaçların arasında.
etrafında ayaklar, hisler, zihinler, eller; hangisi anne olamayacak, hangisi en yakında ağladı; içine ya da dışına?
kalbindeki mum erirken, bunlar geçiyor avarenin ateş zihninden
etrafında ayaklar, zihinler, eller, hisler…

Bir cevap yazın