yevgeni zamyatin – biz

Zamyatin’in anti-ütopyasında petrol bazlı yiyecek yiyorlardı, geleceğe dönen bizse yiyeceklerimizden benzin yapma peşindeyiz. komik.

İşkillendirecek kadar Orwell’in 1984’üne benziyor. Karakterler, olay örgüsü vs. neyse. Benim en sevdiğim kısmı, şehrin dışına çıktıkları bölüm. “Bizi burada aramak akıllarının ucundan bile geçmez,” diyor kadın. Bu konuda pek de geleceği ıskalamamış. Bilgisayarımızın başından kalkıp da kırlara gitmeyi pek istemeyiz değil mi. Yemeklerimizi arabamızın deposuna koymanın saçmalığına değinmeyeceğim bile. Petrol, yemekten değerlidir!!! İşte o kadar. Arabaların yolda olması, fabrikaların işlemesi insanların yemek yemesinden daha önce gelir. Kitapla alakalı diyecek bişeyim yok. Bulun okuyun!

23 yanıt: “ yevgeni zamyatin – biz ”
  1. Zeitgeist yeni belgesinin sonunda bir toplum projesinden bahsediyor gerçi onun da tartışalacak yönleri vardır elbette. Bu alternatif enerji kaynakları ile ilgili o kadar ilginç bilgiler var ki. Gerçekten çok fena .

    Genel olarak venus projeckt’in bu enerji üretimindeki dayanağı insanları belli bir maddeye örneğin petrole bağımlı kılmak adına teknolojinin gelişimine izin verilmiyor aslında çok daha fazla yüksek kapasiteye ulaşabilecek düzeyde insanlar bu açıdan.

    buna bir örnek vermek gerekirse direk benim aklıma playstation’un slim ve büyük versiyonları arasındaki fark geliyo ortaya. sony aslında slim’in de üretebilecek kapasiteye sahipten öncesinde büyüğü üreterek onun dünya çapında 100 milyon tane satılmasını sağlıyor sonrasında küçüğünü daha az yer kaplıyor diye onu pazarlıyor.

    belgesellerden örneklerde şu vaziyette ;

    öğle saatlerindeki güneş ışığının 1 saatlik bölümü dünyanın bir yılda tükettiği enerjiden daha fazla enerji üretiyor.
    bu enerjinin sadece yüzde 1’ini yakalarsak dünya asla benzin,gaz benzeri yakıtlar kullanmak zorunda kalmaz.

    abd enerji bakanlığının 2007’De amerikanın 50 eyaletenin sadece 3’ünde rüzgar tamemen yakalanabilirse elde edilen enerjinin tüm ülkeye yeteceğini açıklamış.

    gel-git dalgalarına örnek olarak da
    ingiltere enerji yüzde %34’ünün sadece gel-git dalgalarından üretebilme potansiyeline sahip.

    dalga enerjisinde de yılda 80.000 terawatt-saatin üzerinde bir enerji elde edilebileceği tahmini yapılıyor.
    bu da demek oluyor ki dünyanın enerji ihtiyacının %50’si tamemen dalga gücünden elde edilebiliyor.

    bunlarında ötesinde jeotermal enerji içinde

    MIT’in 2006’da ki raporuna göre 13.000 zetajüllüj bir enerji dünya üzerinde kullanılabilir halde bulunmaktadır. 2000 zetejüllük bir enerji de ileri bir teknoloji ile elde edilebilir.

    dünyadaki tüm ülkelerin toplam enerji tüketimi de 0.5 zetajül…

  2. Zeitgeist yeni belgesinin sonunda bir toplum projesinden bahsediyor gerçi onun da tartışalacak yönleri vardır elbette. Bu alternatif enerji kaynakları ile ilgili o kadar ilginç bilgiler var ki. Gerçekten çok fena .

    Genel olarak venus projeckt’in bu enerji üretimindeki dayanağı insanları belli bir maddeye örneğin petrole bağımlı kılmak adına teknolojinin gelişimine izin verilmiyor aslında çok daha fazla yüksek kapasiteye ulaşabilecek düzeyde insanlar bu açıdan.

    buna bir örnek vermek gerekirse direk benim aklıma playstation’un slim ve büyük versiyonları arasındaki fark geliyo ortaya. sony aslında slim’in de üretebilecek kapasiteye sahipten öncesinde büyüğü üreterek onun dünya çapında 100 milyon tane satılmasını sağlıyor sonrasında küçüğünü daha az yer kaplıyor diye onu pazarlıyor.

    belgesellerden örneklerde şu vaziyette ;

    öğle saatlerindeki güneş ışığının 1 saatlik bölümü

  3. geri dönüştürülemeyecek olarak kullanılıyor dediğim yemeğe falan koyup yiyoruz. odur yani, mideme gittiği için geri dönüşü olmuyor. her gün patates kızartmıyoruz. haa onun da dönüşü var boktan da yakıt olur… ama zaten esas mevzu yakıtsız enerji olmalı.

  4. Yılmazım o dediğin şey dizel motorlu arabanın çalışma prensibidir. Sıkıştırır patlatır. Zaten ben de benzinele değil petrol le endeskliyorum. Yakıt olarak bakıyorum, yanma özelliğine sahip olmaması çok önemli mi?

    Sıkıştırılmaya ihtiyacı yok. İzlediğim kadarıyla direk depoya boşaltmıştı. Bende zaten direk petrol ihtiyacını karşılayacak demiyorum. Geri dönüşüm sayesinde belki petrol ihtiyacının yarısını-ki çeğreğini karşılasa gene yeter-çöpten üretmekten bahsediyorum. İşte o geri dönüştürülemeyecek dediğin şey direk yakıt oluyor. Bu durumda nasıl bio benzine kötü diyebilirim…

  5. ben mi bişeyi kaçırıyorum? iki yerde takıldım.

    1. fritözdeki 10 lt mısır yağından 10 lt biomazot çıkıyor mu? işlemden geçirilince çok daha az hacimde yakıt elde edilmiyor mu?

    2. ankarada 1 milyon araba var, o kadar restoran var mı? hepsi her gün kızartma mı yapıyorlar? restoranları bilmem ama bizim evde en fazla ayda 1-2 litre mısırözü tüketilir. o da geri dönmeyecek biçimde. yani kafadan gelişigüzel hesaplayınca geri dönüşmüş kızartma yağından, genel yakıt ihtiyacının çok çok küçük bir kısmı karşılanabilir gibime geliyor.

  6. biyo benzin diye bişey yok. mısır yağı yanmaz. ancak sıkıştırıldığında patlar. yani bio-dizel olarak kullanılr. Son birkaç haftada mazot’a gelen zamlarla halk alternatiflerini aramaya başladı. Çünkü nakliyeciler ve toplu taşımacılar artık kar edememeye başlamıştı. Ne yaptılar 10 numara yağ koydular depolarına. litre fiyatı mazota göre daha ucuz diye.. Sonra bi haber okudum. Cinlik olarak görmüş bunu sayın unakıtan ve “10 numara motor yağına ötv uygulayarak mazotla fiyatlarını eşitledik” diyordu. Vay kurnazlar vay dedim. Bi siz misiniz lan akıllı? Neyse efendim halkın çevreyi korumak gibi bi derdi yok realist olmak gerekirse.. Deposunu daha ucuza doldurabilmenin peşinde herkes.. Bunun için arabanın içini mutfak gibi kokutan kızartma yağları ucuzsa “bu iyi bi yakıttır”. Görüşündeler. Dünyanın en pahalı yakıtını kullandığımızı bilmeyen yoktur.. Refah düzeyi ve yıllık gelirin de çok iyi olmadığını düşünürsek insanlar işese yeridir depolarına.

  7. Bugun Eskişehir’den İstanbul’a geri dönerken bir kez daha kara yolu taşımacılığının verdiği tahribata zarar şahit oldum. Hatta bu yaşamıma mal oluyordu… Daha bir arzuyla raylı sistemlerin gelişmesini bekler oldum. Zaten bunca konuşmada da raylı sistemi biyo benzine tercih ettiğimden değildi.

    Discovery channelda izlediğim bir belgeseldi ismide yanlış hatırlamıyorsam alternatif enerji gibi birşeydi. Yapım yılını hatırlamıyorum ama bilim adamının kullandığı araç 6 silindirli bir jipti ve harici bio benzin deposuyla çalışıyordu. Kantinlerdeki semaverlerden birini fritöz olarak kullandı. Endustriyel mutfak fritözleri 5 ila 10 evimizdeki fritözler 2 ila 5 litre kapasitesinde yağ ile çalışıyor. Bir Arbanın deposu ortalama 60 lt bir kamyonun deposu ortama 110 lt yağ alıyor.
    Şehir içerisinde bir arabanın 20 de en fazla 3çentik harcadığını düşünürsek ki bu da 9lt yakıt demek. Bu hesaba göre mevcut yakıt ihtiyacının ortama yarısının geri dönüşümle elde edileceğidir. Bu tabiki benim kendi hesaplamamdır ve yanlış olabilir.

    Burdan:
    http://www.energy.itu.edu.tr/iTUOnerileri.pdf İtünün enerji araştırması görülebilir. Benim baktığım kadarıyla bu sadece bu “geri dönüşüm” teknolojisi piyasadaki enerji çeşitleriyle eşit seviyede enerji üretiyor.

    Mısırın bir yemekken petrolun ana maddesi olarak görülmesinden bahsetmiyorum tabi ki. Benim bahsettiğim biyo benzin geri dönüşümden elde edilen.

  8. Okuduğum bazı haber de Stanford Üniversitesinin yaptığı bir araştırmaya göre Biobenzin benzinden daha fazla kirlettiği söylenmiş. Arabaların etanolle çalışmaya başlaması ile birlikte hava kirliliğine bağlı ölümler yüzde 4 oranında artacakmış.
    Bunun dışında etanol üretimi için buggleyes ın da söylediği gibi gıda fiyatlarının artışında temel sebeplerden bir tanesi ki BM ülkeri bu konuda uyarmış.

    Başka bir araştırmaya göre ki bunu da Kanadalı ve Amerikadaki üniversiteler ortak olarak yapmış.

    ”mısır üretiminde kullanılan azotlu gübrenin akarsulara nitrat şeklinde karıştığı ve bunun da sudaki oksijen çözeltisini soğuran yosunların gelişimine neden olduğu belirlendi.”

    bunun nedeni olarak da ”ölü bölge” yaratarak ekosistemi tehtit eder hale geliyor.

    Birde sanırım NTV’de bunun hakkında bir belgesel vardı Doğa Dostu’mu Doğa Düşmanı’mı tarzında onu bulmaya çalışıyorum.
    Bende biobenzin olayında o kadar çevreye duyarlı olalım davranışlarını samimi bulmuyorum.

    Ki bunun dışında yine farklı bir üniversite bio-dizel’in de etanolden çok daha çevreci olduğunu ispatlamış.

  9. buraya link koymuştum ama o görünmüyor. wikipedia’da food vs. fuel diye aratırsan konu hakkında daha fazla bilgi var. lpg konusu da benzer bir durum. yakıldığında aracın çıkardığı egsoz gazı daha az. fakat hammadde olarak baktığında araç 2 katı petrol yakıyor. üstelik de daha fazla işlenmiş bir petrol ürünü. yani senin dediğin o yeraltından çıkarılması, taşınması ve işlenmesi için gereken enerji de en azından 2 katına çıkmış oluyor. pariste lpg’li araçlar sayesinde hava kirliliği azalırken ırakta petrol çıkarımı ve rafinerisinin ürettiği pislik 2 katına çıkıyor. yani kesin bir hesaplama çok zor, çok fazla değişken var ama lpg kurşunsuz benzinden daha doğa dostu olmayabilir. biobenzinin ise sadece petrol bağımlılığını sürdürmek için nafile bir uğraşı olduğunu düşünüyorum.

    bu arada arabaların minimum 40-50 litrelik depoları var. o nasıl bir fritöz? kullanılmış yağın dönüştürülmesiyle ilgili bildiğin birşey varsa kaynağını gösterebilir misin? çünkü benim okuduklarım yakıt için çok büyük miktarlarda ekim yapıldığını söylüyor.

    bunun yanısıra fritözden çıkan yağlardan yapılmıyor olay. tarım ne kadar masum görünse de başlı başına dünyaya zarar verme biçimlerimizin en büyüğüdür. hala dünyanın çeşitli yerlerinde tarım için orman alanı yakmak süren bir uygulama, özellikle de fakir ülkelerde. tropik bölgelerde yakıt ihtiyacını karşılayacak palmiye ekimi için yağmur ormanlarından bir dilimin daha yokedilmeye başlanması an meselesi.

    bir de kirliliğe sebep olan olay zaten petrolün nereden çıkarıldığı değil, eninde sonunda yakıldığı. bio benzinin de yakıldığında daha az zararlı gaz çıkardığına bir yerde raslamadım.

    petrol ekonomisi üzerinde çok fazla spekülasyon var. fakat mısır üzerinde şimdilik yok. bunun şimdilik ucuz ve hoş görünmesinin sebebi, lpg’nin ucuz görünmesiyle aynı. benzinle çalışan arabanızla harcadığınız 1 varil petrolün yerine lpg ile çalışan arabanızda 2 varil petrol harcıyorsunuz. fakat vergi farkı yüzünden daha ucuza gidiyorsunuz.

    işte biobenzin, petrol/yakıt/enerji sektöründeki üzerindeki bu vahşi spekülasyonları ve pisliği yiyecek sektörünün üzerine taşıyacak. korktuğum budur.

  10. Bolivya’nın gıda ihracatının yasaklaması bu kadar basit değil ama. Böyle söyler gidersen mantıksız gözükür ama üretilen gıda ürünlerini tümünü özel şirketlerin tekelinde üretilmesi ve üretilen gıdanın yüzde %99’nun evet %99’unun dışarıya satılması sonucu oluşan bir yasaklama var ortada.

  11. gıda krizi bolivyada var. Bunun gibi gıda sıkıntısı çekenlerin bolivyanın yaptığı gibi ihracatı yasaklamasıdır.

  12. Yel değirmenleri, güneş pilli teknolojiler konusunda tam destekçinim. Çevre dostu konusunda mevcut sistemde olaylar şöyle gelişir: Petrolun ilk zamanlarında kurşunsuz benzin çevre dostuydu, evet benzine göre kurşunsuz benzin çok daha çevreci bir “yakıttı”, ardından lpg geldi lpg hala en çevreci “yakıtlardan”,
    mazot teknolojisini kullanan araçlar çevre kirliğinde büyük bir rol oynuyor. Çünkü kamyon ve benzeri motora sahip olan gemiler mazot kullanıyorlar(biz kamyonda dünya birincisiyiz) yakıtlarından çıkan zehrin haddi hesabı yok. Alternatif çözüm önerisi tabi ki tren. Hem daha maliyeti az, hem daha uzun ömürlü, hem de hızlı bir sistem. Ama kurulumu vakit ve ilk baş için çok yüksek maaliyetlere ihtiyaç var. Hem bir anda bunca kamyoncuya istihtam sağlamadan onları piyasadan kaldırmak pek mümkün değil. Bu durumda “şu an” itibariyle en çevreci çözüm biyo benzindir.

    Yemek konusunda ise dediğin kadar kötü boyutlu bir yakıt değil. o dağıtıcıların aç gözlülüğünden olsa gerek çünkü bir firitözün haznesi bir aracın deposuna yetiyor.

    Bu durumda suç yakıtın değil dağıtımcıların olur.

  13. olaya bak; önce mısır fiyatları artıyor. mısır hayvan sürülerini beslemekte, yem olarak da kullanıldığı için et fiyatları da artıyor. yakıt üretilebilen ürünler bu kadar karlı olunca çiftçi pirinç falan ekmiyor. pirinç tarlaları azalınca pirinç fiyatları da artıyor. yani bütün yiyeceklerin fiyatını etkiliyor bu iş.

  14. okudukça yeni yeni şeyler çıkıyor, o kadar da büyük bir olay değil diye düşünüyordum sadece zamyatin’in kitabıyla olan zıtlığı ironik gelmişti, fakat olay çok büyükmüş.

    http://en.wikipedia.org/wiki/Food_vs_fuel

    diyor ki; biyodizel, dünya çapında yiyecek fiyatlarında %75 artışa sebep oldu.

    hani en zengin %5 geri kalan %95’ten daha varlıklı vs. gibi şeyler var ya. duyduğum bu tarz oranlamaların en korkuncu şuydu; en zengin %20 en fakir %20nin 16 katı yiyecek tüketiyor. yani yok limuzindi, şampanyaydı bilmemneden ibaret değil. birebir YEMEK!!! şimdi böyle herşeyin geçtiği bir dünyada; en zengin %20’nin en fakir %20ye kalan 16da birlik yiyeceğin de yarısına el koyup arabasına benzin yapması işten değil.

  15. bi de şu var; dünyanın insan eliyle ormansızlaştırılmasının ilk ve en büyük sebebi tarımdır.

    şimdi tarıma elverişli bir alan gördüğünde, orman yakmıyorum tarlaya ekiyorum diye düşünüyorsun. fakat ormansızlaştırma onbin yıl öncesine kadar gidiyor. yani dünyanın kendi ekolojik sistemi ve dengesi içinde orman olan alanları tarla yaptık. hala soluyacak havamızın olması dünya çok yaşlı ve çok büyük olması; onbin yıl onun için pek birşey değil. ama yine de gittikçe hızlanarak sıfıra doğru gidiyoruz.

    şimdi okuyorum bir de şöyle bir boyutu varmış; avrupadaki büyüyen biodizel ihtiyacını karşılamak için malezya gibi tropiklerdeki üçüncü dünya ülkelerinde yoğun olarak yağ içeriği bol olan bir tür palmiye yetiştirilmeye başlanmış. küresel sömürünün buraya dokunmaması işten olmazdı zaten.

  16. gerçeğini de eleştiriyoruz zaten.

    o kadar yağ bütün macdonaldsların fritözlerinin toplamından çıkmaz. tek bir arabanın petrol ihtiyacı için kaç hektar mısır tarlası gerekir. daha çok tarım alanı vs. bunun işlenmesi için de gereken bir enerji var. falan falan falan… tek çözüm yolu arabaları kenara bırakıp, mısır tarlalarını ormanlandırmaktır.

    bi rahatsızlığım da; güneş, rüzgar enerjisi gibi şeyler masada dururken, bu bio dalganın doğadostu gibi öne sürülmesi. ilk çıktığında lpg’li otobüslerin “yeşil otobüs” diye sunulması gibi. (rengi yeşildi)

  17. Petrol dediğimiz nane yer altından çıkartılıyor. Bunun için ve taşınması için bir sürü enerji ve Oksijen tüketilim co2 üretiyor. Mısıra gelince o dediğin benzin sadece mısırdan değil atık bitkisel yağlarlanda yapılıyor hani şu firitözünü temizlerken tualete lavaboya döktüğün yağ varya o işte…

    Petrol atık kullanan araçların en büyük problemi CO2 üretmek. Oyüzden petrol kötü birşey bunu engellemek için 2 yol var biri petrollu araçları ortadan kaldırmak ikincisi Klorofil sahibi canlıları çoğaltmak. mısır da hasat edilene kadar o canlılardandır.

    İnsanların açlıktan öldüğü doğrudur efenim, ama bunun sebebi yiğecek azlığı değil bazılarının obez olmasıdır. Yeteri kadar yiğecek vardır, açlığın sebebi birinin çok yiyip direğinin bakmasıdır.

    O nedenle bio benzin normal benzinden iyi birşeydir. İlk önce biri eleştirilecekse normali varken biosu olmamalıdır. Dediğinizin aksine mevcut tükenişi yavaşlatan yararlı bir zımbırtıdır.

  18. millet ağzına koyacak mısır bulamazken mısırı arabaya koyuyolar??? bi ara bi boka yarayan nedir? bio-benzin hikayesinin doğa dostu bir proje olduğu koca bir yalandır. aksine doğa düşmanıdır. üstüne bir de insan düşmanıdır. en büyük ihtiyacımızın petrol olduğuna inanmış olmamız kadar abuk bir durum olamaz. mısırdan benzin yapabiliyorsun ama benzinden yemek yapamıyorsun; tükenişe doğru giden yolu görebiliyor musun? yolun sonu koca bir sıfır!!!

    vergilerle ilgili bir durum olduğundan, bio-benzin işine destek verildiğinden dolayı ucuz gibi görünüyor. fakat pahalı. hammaddeleri karşılaştırdığında arpa-mısır herneydiyse, bunun maliyeti petrolden fazla ya geliyor.

  19. Benzini taştan çıkarmaktansa mısırdan çıkarmayı tercih ederim. Hiç olmazsa bi ara bi boka yarasın.

  20. fahrenheit’da da kitaplar yakıldığı için bir insan bir kitap oluyordu şehrin dışında… ben x dosteyvki suç ve cezayım deyip istersen okumaya başlıyordu kitabı etkileyici gerçekten.

    bilmeyenler için fahrenheit 451 de işte bi distopya geleceğin devletinde insanların kitap okuması yasak ve bulunan kitaplar hemen yakılıyor vs. bunu üzerine bi kitap filmi de mevcut.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir