yetmez mi bu?

niçin dinginleşip dünyanın o önümüzde ferahfeza ve tatlı tatlı uzanan melankoli temaşasının tadını çıkarmayalım? nietzsche’nin “sert, katı olgusallık” dediği şeyin karşısında niçin biraz daha durmayalım? niçin kendimizi tersyüz edip nihayetinde o menfur iç ıstıraptan uzaklaştırarak, başkalarına bir hak veya görev uğruna değil de sevgiyle kucak açmak için dışarıya ve yukarıya doğru açmayalım? her birimizin kendimizi öldürmeye yetecek kudreti vardır. peki ama niçin bir sevgi edimiyle kendimizi bir başkasına veya başkalarına sunmayı, yani sahip olmadığımız şeyi vermeyi ve üzerinde gücümüzün olmadığı şeyi almayı tercih etmeyelim? kendimizin olası bir başka versiyonuna ulaşmak için, bizi örseleyen ve felce uğratan o kendinden tiksinme halinden bir nebze uzaklaşmaya niçin girişmeyelim? velhasıl bu daha cesurca değil midir? nietzsche’nin naifliğin ve zayıflığın iyimserliğine karşıt olarak kuvvetin kötümserliği dediği şey, böyle bir şeydir belki de. hakiki karamsarlar kendilerini öldürmezler. yetmez mi bu?

simon critchley – intihar üzerine notlar

Bir cevap yazın