Menü Kapat

volapük: tek toplum tek dil

Alman bir din adamı olan Johann Schleyer’e, bir gece uykusunda ilahi bir güç tarafından evrensel bir dil yaratması gerektiği buyrulur. Babil Kulesi  efsanesini alt üst eden bir argümandır bu. Şimdi düşününce aynı Tanrı, zamanında ona ulaşmak için bir kule inşa eden insanoğlunun bu davranışını kibirlilik olarak yorumlar ve ceza olarak konuştukları dili karıştırır. Dillerin kökenine ait eski inanışlarından yalnızca birisidir bu.

İşin efsane yahut söylenti kısmı böyleyken diğer yanda yıllardan beri imkansızlığı bilinen ancak yine de bir umut olmasının hep düşlendiği bir şey olmuştur bu “ortak dil” istemi. 1879’da Schleyer’in ilahi dürtülerle giriştiği bu işin sonucunda Volapük (vol “world” – pük “speak”) adında yapay bir dil peyda olur . İlk yapay dil oluşturma girişimi olan Volapük’ün, 1880’lerin sonuna doğru dünya çapında 200’den fazla topluluğu ve 25 tane de dergisi ortaya çıkar. Hatta ve hatta 1879’da Paris’te gerçekleşen 3. Volapük Kongresi tamamen Volapükçe yürütülür.

Schleyer Alman olmasına rağmen, Volapük’ü oluştururken büyük oranda İngilizce’yi baz almış. Yine de kaynağının saptanması Schleyer’in oluşturduğu seslendirme sisteminden ötürü oldukça zordur. Mesela Volapükçe “paper/kağıt”  pöp,  “beer/bira” bil,  “proof/kanıt” blöf  ve “love/aşk” löf  demek.  Basitleştirmek adına kelimeler genelde tek hece ile sınırlandırılmaya çalışılmış. Ayrıca küçük çocuklar ve Asyalılar konuşmakta zorlanmasınlar diye  “r” sesinden mümkün olduğunca kaçınılmış. Bununla birlikte ö,ü gibi noktalı sesler kullanılmaya devam edilmiş. Çünkü Schleyer’e göre noktalı seslerin olmadığı bir dil monoton, kaba ve sıkıcıdır.Fakat bu seslere aşina olmayan topluluklar bir süre sonra Schleyer’in canını sıkmaya başlar. Özellikle Amerika’da birtakım yerel gazeteler deyim yerindeyse, Volapük ile dalga geçer.

                                                           “A charming young student of Grük

                                                           Once tried to acquire Volapük

                                                           But it sounded so bad

                                                           That her friends called her mad,

                                                           And she quit it in less than a wük.”

Tüm bu olanların ardından Volapük hareketi 1890’larda etkisini yitirmeye başlar. Scheleyer Volapük Akademisi’ni terk eder ve kendi akademisini kurar. Ancak ortak dil arayışları son bulmaz elbette. 1887’de bir diğer ortak dil hareketi olan ve Volapük’ten çok daha uzun yıllar boyunca varlığını sürdüren Esperanto ortaya çıkar.

Ortak dil ütopyasının iyimserliği insanın suratında bir gülümseme yaratmıyor değil. Zira okuma yazmayı söktüğü sıralarda kendi alfabesini yaratıp günlüklerini o alfabeyle yazan bir dolu insanız. Birbirini anlamak güzel ama tüm mesele anlaşılıp istenip istenmemekte.

Yine de lazım olur bir iki kelime Volapük de ben öğreneyim derseniz, buyrunuz.

etilen sosyete . 2003 - 2017 . eskişehir

copyleft. hiçbir hakkı saklı değildir.

paylaşım