bu noktada bir kayıt düşmek isterim: sanat konularında olduğu gibi dinsel konularda da “daha basit” halklar diye bir şey yoktur, sadece bizimkinden daha basit teknolojilere sahip bazı halklar vardır. insanın “hayali” ve “duygusal” hayatı her zaman ve her yerde zengin ve karmaşıktır. kabile ritüellerindeki sembolizmin ne kadar zengin ve karmaşık olduğunu göstermek bu kitaptaki hedeflerimden biri. “kendimizinkinden farklı bir zihin yapısı”ndan söz etmek de tam anlamıyla doğru sayılmaz. söz konusu olan farklı bilişsel yapılar değil, aynı bilişsel yapının büyük çeşitlilik gösteren kültürel deneyimler ifade etmesidir.

dünyayı kendi yaşadıkları dünyanın değerleri ile sınırlı tutan ciddi sayıda bir insan nüfusu var ve bu grubun büyük bir kısmı da diğer grupları küçümseme ya da kötüleme eşiğinde. bu durum özellikle afrika halkları üzerinde yıllardır tekrar ediliyor ve dile getiriliyor. burada yaşayan yerli gruplar üzerine sık sık “ilkel”, “basit”, “yamyam” gibi kelimeler kullanıldığını biliyoruz. bu durumun saçmalığını gözler önüne sermeye çalışan güzel insanlar da yok değil. büyük bir kısmı uzaktan okuduklarıyla kalmayıp bu insanların yanında bir süre yaşıyor. dolayısıyla yazdıklarının değeri de bir hayli katlanıyor.

bu güzel insanlardan biri victor turner, stanford üniversitesinde görev yapan bir hocaydı, 1983 yılında aramızdan ayrıldı. geride bıraktığı ve bir antropoloji klasiği haline gelen eser ise “ritüeller – yapı ve anti-yapı”. ziyaret ettiği kabile afrika’daki ndembu kabilesi. kitap iki bölümden oluşuyor. öncelikle ndembuların ritüellerinin tek başlarına ve karşılaştırmalı olarak derinlemesine bir analizi yapılıyor. ikinici bölümde ise geçmişte ve geçtiğimiz yüzyılda bizim de pek bildiğimiz hippiler, zen, beat kuşağı, krishna, bob dylan, 68 kuşağı gibi oluşum ve olgulardan örneklerle “komunitas” kavramını sorguluyor. ilk bölümüyle ufkunuzu açacağınız, ikinci bölümü ile bazı şeyleri artık daha iyi anlayacağınız ve antropoloji klasiği ünvanını sonuna kadar hakeden bir eser. unutmayın. etilen de bir sosyete.