Vicdan: Romantizmin Ufku

S├Âyle┼či: Ahmet Telli / Ulus Baker

├ťTOP─░YA mevsimlik hayatbilgisi kitab─▒ 6, Ocak 1999

Vicdan, ahlaktan farkl─▒ olarak bir ÔÇśg├╝├žÔÇÖ durumudur… Bir ba┼člang─▒├ž hali… Do─čaya, tarihe, ge├žmi┼če ve gelece─če duyulan bir ÔÇťilk sorumlulukturÔÇŁ

Voltaire”in Zadig”i, bir bak─▒ma romantik bireyi imliyor, yarat─▒c─▒, tek ba┼č─▒na, do─čayla b├╝t├╝nle┼čmi┼č vesaire… Bu Zadig, naif ve k─▒r─▒lgand─▒r ayn─▒ zamanda… sonunda her ┼čeyden kopup F─▒rat k─▒y─▒s─▒nda marul yeti┼čtiriyor. G├╝n├╝m├╝z├╝n romanti─či ise, meczuplar m─▒ dersiniz…

Romantizmden ├Ânce bir t├╝r romantizm ├Âncesi duruma g├Âz atmak gerek… Zadig hen├╝z bir romantik birey de─čildi; bu t├╝r bir bireyselli─čin ├Ânc├╝s├╝ ve en etkili ki┼čili─či olan Rousseau”nun ya┼čam─▒n─▒n bir parodisi, bir dostun g├╝├žlendirdi─či bir parodi oldu─ču s├Âylenebilir… Romantizmin iki anavatan─▒ var: birisi Almanya, ├Ânce Sturm und Drang, ard─▒ndan Goethe, H├Âlderlin ve Hegel”e var─▒ncaya dek… T├╝m├╝yle “a─č─▒r” edebiyat, ┼čiir ve felsefe i├žinde serpilip geli┼čiyor… Dertleri ise, varolu┼čun bir t├╝m olarak kavran─▒┼č─▒. Ak─▒l ile duygular─▒n ├žok sert├že kar┼č─▒ kar┼č─▒ya gelmeye ba┼člad─▒─č─▒ bir d├╝nyada bu ikisi aras─▒nda nas─▒l bir uzla┼čma, nas─▒l bir “birlik”, nas─▒l bir b├╝t├╝nl├╝k olu┼čturulabilir? Bir taraftan Kartezyen, bilimlere ve Ayd─▒nlanman─▒n hedeflerine kar┼č─▒ bir reaksiyon i├žeriyor; ├Âte yandan en iyi form├╝l├╝n├╝ Novalis”in bir s├Âz├╝nde bulan bir “ki┼čisellik” (bireylikten ├žok) ├╝retiyor. Bu s├Âze g├Âre, hangi sava┼č, hangi Devrim, tarihin ┼ču ya da bu an─▒nda ger├žekle┼čmi┼č, b├╝y├╝k ya da k├╝├ž├╝k hangi “olay” ayn─▒ zamanda benim “ki┼čisel meselem” de─čildir? ─░┼čte romantik bireye ya da ki┼čiselli─če ili┼čkin felsefi form├╝l├╝n bu oldu─čunu d├╝┼č├╝n├╝yorum… Bu Alman kaynakl─▒, idealist felsefenin maceras─▒n─▒ temellendiren “B├╝y├╝k Romantizm”dir…

Romantizmin ikinci kayna─č─▒ ise Protestan ─░ngiltere”nin k─▒rlar─▒nda ye┼čeren “min├Âr” bir edebiyat oldu ka├ž─▒n─▒lmaz olarak… Tonalitesi min├Ârd├╝, ├ž├╝nk├╝ belki de Roman sanat─▒n─▒n ilk g├Ârkemli eserlerinin kad─▒n yazarlarca (Bronte, Austen) verilmi┼č olmas─▒ bu sonuca yol a├žt─▒… Protestanl─▒kla, ki┼čisel hayatla b├╝t├╝nle┼čtik├že romantik birey kad─▒nla┼č─▒r, bir “duygular e─čitimi” program─▒na d├Ân├╝┼č├╝r… Alman RomantizmiÔÇÖne kar┼č─▒t olarak ─░ngiliz kad─▒n edebiyat─▒n─▒n romantizmine bu y├╝zden “min├Âr”, “k├╝├ž├╝k” romantizm diyorum…

Alman Burjuva devriminin ge├ž bir devrim olmas─▒na kar┼č─▒n, ├Âzellikle d├╝┼č├╝ncede (bir bak─▒ma felsefede) yarat─▒c─▒ ve etkileyici olmas─▒n─▒ nas─▒l a├ž─▒klayabiliriz?

Bu sorunun cevab─▒n─▒ ├Ânce Goethe, sonra da Heine vermi┼člerdi… Goethe, R├Ânesans”─▒n gecikmi┼č bir ├╝topyas─▒n─▒ dillendiriyordu: Topyek├╝n birey, evrensel bir mikrokozmos, kainat─▒n t├╝m├╝yle mutlak olarak uzla┼čm─▒┼č bir “ki┼čilik” ideali… R├Ânesans─▒n salt akli bir u─čra─č─▒ olan bu “uomo universale” (evrensel insan) ayd─▒nlanma ├ža─č─▒n─▒n Almanyas─▒nda herhalde toplumsal olmayan “ki┼čisel devrimler” i├žinde s─▒n─▒rlanmak zorunda kalacakt─▒… Heine”nin Alman entelekt├╝ellerini (┼čairlerini, filozoflar─▒n─▒ vesaire) karaya vurmu┼č istiridyelerin okyanusun gelgitlerinin ritmine g├Âre a├ž─▒l─▒p kapan─▒┼člar─▒na benzetmesi bu hali t├╝m├╝yle a├ž─▒klar… Ama bu ayn─▒ zamanda muazzam bir estetik kudreti, bireyselli─čin kapanm─▒┼čl─▒─č─▒na ra─čmen edebiyatta, ┼čiirde, m├╝zikte f─▒┼čk─▒r─▒p duran bir t├╝r estetik ┼čiddeti uyand─▒rmaktan geri kalmad─▒…

Beethoven, Napolyon”a ithaf etti─či senfonisini hayal k─▒r─▒kl─▒─č─▒na u─čramas─▒ sonucu, ithaf─▒n ├╝zerini ├žizerek i├ž ┼čiddeti kendine uygulayan ama hep hayal k─▒r─▒kl─▒─č─▒n─▒ ya┼čayacak bir romantik tipi canland─▒r─▒yor mu g├Âz├╝m├╝zde?

Napolyon, i┼čte Heine”nin dedi─či gibi i┼čleyen bir ruh halini ├Ânce uyand─▒r─▒p sonra da katleden ki┼či olarak ortaya ├ž─▒kt─▒… Onu “Beyaz Ata Binmi┼č Mutlak Ruh”, ├ža─č─▒n Geist”─▒ olarak selamlayan Hegel”i hat─▒rlamak gerekir burada… Ama ayn─▒ Hegel, bir g├╝n ├╝niversitesinde ├žal─▒┼čt─▒─č─▒ Jena kenti, Napolyon ordular─▒ taraf─▒ndan bombalan─▒rken, pencereden a┼ča─č─▒ya bak─▒yor ve avluda, top├žu ate┼činin alt─▒nda ├žal─▒┼čmay─▒ s├╝rd├╝ren marangozlar─▒ seyrediyor… B├╝t├╝n o sistemli Hegel felsefesinin ├ž─▒k─▒┼č noktas─▒n─▒n bu manzara oldu─čunu sezebiliriz, d├╝nyadaki iki temel be┼čeri kudret, sava┼č ile emek… Jena felsefesinin ├╝r├╝n├╝ olarak okudu─čumuz ┼ču Ruhun Fenomenolojisi, o alabildi─čine sistematik eser, Hegel”in kar┼č─▒la┼čt─▒─č─▒ bu ya┼čant─▒dan, bu manzaradan kaynaklan─▒yormu┼č gibi de okunabilir; ├╝nl├╝ k├Âle-efendi diyalekti─či… Sava┼č─▒ kaybeden Napolyon, romantiklerin -├Âzellikle resim alan─▒nda- vazge├žemeyecekleri “resmi” haf─▒zaya yerle┼čmekten geri kalmad─▒… Beethoven”in eserini “hakeden” Napolyon ku┼čkusuz yaln─▒z Romantiklerin kafalar─▒ndayd─▒, onlar─▒n kendi “ki┼čisel” Napolyonlar─▒yd─▒… Ama ├Ânemli olan bu “├Âznellik” de─čil, bu ├Âznelli─čin ne t├╝r bir yarat─▒ma olanak sa─člad─▒─č─▒d─▒r. B├╝t├╝n bunlar Novalis”in form├╝l├╝ne yeni ├Ârnekler ve g├Âr├╝n├╝mler sa─člar: Hangi sava┼č, hangi devrim, co─črafi ve tarihsel uzakl─▒k ne kadar b├╝y├╝k olursa olsun hangi “b├╝y├╝k”, dolay─▒s─▒yla “k├╝├ž├╝k” olay ayn─▒ zamanda benim “ki┼čisel meselem” de─čildir ki? Romantizmi “b├╝y├╝k” ve “k├╝├ž├╝k” romantizm diye ikiye ay─▒rmam bu ├žer├ževe i├žinde anla┼č─▒lmal─▒. ─░ngiliz kad─▒n yazarlar─▒n─▒n ├žok derinle┼čtirilmemi┼č ama ki┼čisel ya┼čant─▒n─▒n b├╝t├╝n y├╝zeylerini alabildi─čine de┼čip kullanan roman sanat─▒, yani bu min├Âr edebiyat, Heatcliffe efekti diyebilece─čimiz bu y├╝zeysellik b├╝y├╝k romantizmden o kadar uzakta de─čildir…

Politikan─▒n ve ekonominin romantik kaynaklardan beslendi─činde ortaya ├ž─▒kan bu i├ž-tepkisel ┼čiddet, d─▒┼ča y├Ânelik bir ┼čiddete mi d├Ân├╝┼č├╝yor? ├ľzellikle Alman ekonomisinin (Bismarck) ├Âzkaynaklar─▒na bakt─▒─č─▒m─▒zda g├Âzlemliyoruz gibi…

Ben e┼čittir, Ben form├╝l├╝n├╝n filozofu Fichte, Alman ekonomisinin kaynaklar─▒ndan biridir. ─░ngiliz ekonomi-politik├žileri rasyonel bireylerin ├ž─▒kar maksimizasyonunu form├╝le etmeye ├žal─▒┼č─▒rken Fichte, kapal─▒ bir ticaret devletini neredeyse bir romantik ├╝topyan─▒n doru─ču gibi dile getiriyordu… ─░lerideki ┼čiddetli ve ┼čiddetsiz b├╝t├╝n Alman “milliyet├žili─činin” kayna─č─▒nda, tepeden inme J├╝nker b├╝rokrasisinin modelince geli┼čen Alman kapitalizminin, end├╝strile┼čmesinin kayna─č─▒nda Fichte”nin, ard─▒llar─▒nca “azalt─▒lmaya”, dizginlenmeye ├žal─▒┼č─▒lan (s├Âzgelimi Hegel) bu “romantik a┼č─▒r─▒l─▒─č─▒” yat─▒yor gibidir. Nietzsche”nin tam isabet kaydetti─či nokta.. Alman d├╝┼č├╝ncesinin ve k├╝lt├╝r├╝n├╝n yumu┼čak karn─▒ da budur: ┼čiddet t├╝r├╝n├╝n en k├Ât├╝s├╝, insan─▒n kendi benli─čine y├Ânelik ┼čiddeti ele┼čtirmeden ┼čiddeti, zul├╝m├╝ d─▒┼čsalla┼čm─▒┼č sald─▒rganl─▒k bi├žimlerini ele┼čtirmeye kalk─▒┼čmas─▒d─▒r… Romantik bireycilik ├žo─ču zaman bu ilk ┼čiddette kal─▒r, ├Âtesine ge├žmez, bir “ka├ž─▒┼č” gibi g├Âr├╝n├╝r… Romantik bireycili─čin ├že┼čitli formlar─▒n─▒ ele┼čtirirken Carl Schmitt”in g├Âstermeye ├žal─▒┼čt─▒─č─▒ romantizmin tam da bu g├Âr├╝n├╝m├╝d├╝r.

Peki Do─ču? Do─čulu insan─▒n romantizmi bir ya┼čanmam─▒┼čl─▒─ča, taklide dayal─▒, yapmac─▒k ve hissi bir k├╝lt├╝r m├╝d├╝r? Yoksa tarif edemedi─či bir vicdan olarak hep i├ž d├╝nyas─▒nda sakl─▒ m─▒ kalacak?...

Do─ču”nun dereceleri var tabii. B├╝y├╝k 19. y├╝zy─▒l Rus roman─▒n─▒n be┼či─či olan ├╝lke, herhalde en az Osmanl─▒ kadar do─čulu, bir o kadar alacal─▒ bulacal─▒d─▒r… Ayn─▒ ├Âl├ž├╝de bir despotizmle ve otar┼čiyle y├Ânetilir… Yapmac─▒k ve taklit hissiyat─▒ bu b├╝y├╝k roman─▒n ye┼čerdi─či ortam olmaktan geri kalmad─▒… Bireysel yarat─▒c─▒l─▒─ča yap─▒lan vurgu romantizmin yaln─▒zca bir ├Âznelli─či, onlar─▒n kendileri hakk─▒nda ne d├╝┼č├╝nd├╝kleridir. Pu┼čkin, Gogol ve b├╝y├╝k Rus edebiyat─▒ inan─▒lmaz d├╝zeysizlikte ve yapmac─▒kl─▒kta bir edebiyat k├╝lt├╝r├╝n├╝n i├žine g─▒rtla─č─▒na kadar batm─▒┼č durumdad─▒r… Onlar─▒ de─čerli k─▒lan, Rus intelligentsia”s─▒n─▒n modern ya┼čama bir arma─čan─▒ olan g├╝├žl├╝, politik nitelikli bir “edebi ele┼čtiri”nin baz─▒ i┼člere ├žeki d├╝zen vermesidir. Edebiyat ele┼čtirisi romantizmin doruk noktalar─▒ndan birisidir ve Rus icad─▒d─▒r. O d├Ânemde olsa olsa Marx”─▒n Kutsal Aile”si, kendine ├Âzg├╝ ba┼čka nedenlerle, “edebiyat ele┼čtirisi”ni i├žeriyordu. Ama edebi ele┼čtiri k├╝lt├╝r├╝n├╝n Avrupa”da “uzmanla┼čt─▒─č─▒n─▒” pek s├Âyleyemeyiz. Bu k├╝lt├╝re Do─čulu ya da Bat─▒l─▒ deyin, farketmez, bir Rus icad─▒d─▒r; Herzen, Byelinski ve di─čerleri… Bu sayede Rus edebiyat─▒ 19. y├╝zy─▒l─▒n en derin roman─▒n─▒ ├╝retmeye adeta zorlanm─▒┼č gibidir. Rus intelligentsiaÔÇÖs─▒n─▒n o s─▒radaki portresi, kendisine zorunlu olarak bir “Bat─▒” yaratmak zorunda olan bir adam─▒n hikayesidir: O adam Bat─▒ÔÇÖya gidecek, onlardan bilimleri, sanatlar─▒, ahla─č─▒, felsefeyi ├Â─črenecek ve elbette taklit edecektir, ama esas sorun o de─čildir… Bat─▒ÔÇÖya gidiyorsunuz ve bu Bat─▒ÔÇÖy─▒ kendinizin uydurdu─čunuzu, onun sadece sizin kafan─▒z─▒n i├žinde varoldu─čunu ├Â─črenmekten ba┼čka hi├žbir ┼čey yapamay─▒p geriye, otar┼čiyle y├Ânetilen, mutsuz k├Âyl├╝ kitlelerinin ├Âzg├╝rle┼čmek bile istemedikleri ├╝lkenize geri d├Ân├╝yorsunuz… Bug├╝n Do─čuÔÇÖnun Bat─▒ÔÇÖn─▒n “hayali” bir icad─▒ oldu─ču do─črultusunda ├žok ┼čeyler yaz─▒l─▒p duruluyor. Oysa bir ba┼čka a├ž─▒dan bak─▒ld─▒─č─▒nda; Bat─▒ Do─čuÔÇÖnun icatlar─▒ndan biridir. Her durumda, taklit dedi─čimiz ┼čey i├žinde bir t├╝r romantizm ta┼č─▒mak zorunda… Taklit ve k├╝lt├╝r terc├╝mesi konusunda Do─čulu kimli─če dair bir tart─▒┼čmay─▒ hala s├╝rd├╝r├╝yoruz. Oysa taklit de bir ya┼čant─▒d─▒r ve hakk─▒n─▒n verilmesi, de─čerlendirilmesi gerekir… Burada Rus icad─▒ oldu─čunu s├Âyledi─čim “edebiyat ele┼čtirisi” bir “be─čeni” meselesini ortaya koyar. Oysa bir romanti─če “be─čeni”den bahsederseniz kendisini mutlak bir huzursuzluk i├žinde hissedecektir, bu benim ki┼čiselli─čim, varolu┼čla kavu┼čmam, do─čayla b├╝t├╝nle┼čme tarz─▒m; nas─▒l olur da bunu birilerinin “be─čenisi” ile yarg─▒lanmaya terkedebilirim… Ele┼čtiri roman─▒, i├žkin romantizminden kurtararak ba─č─▒ms─▒z bir k├╝lt├╝r, bir edebi t├╝r haline getiren ┼čeydir. Romantizmi d─▒┼člamaz, onu ├╝retimine ve yarat─▒c─▒l─▒─č─▒na dikkat g├Âstermeye mecbur eder. Bu anlamda, Herzen ve Rus edebiyat ele┼čtirisi bir t├╝r min├Âr romantizmin atmosferinden uzakta de─čildi.

Bu min├Âr romantizm 19. y├╝zy─▒l sonunda edebiyat─▒m─▒za girmeye ba┼člayan roman ile bir sentimantalizm kazanarak bug├╝n h├ól├ó edebiyat tarih├žilerimizin vazge├žemedikleri kaynaklar olarak duruyor. S├Âzgelimi Nam─▒k Kemal”in Zavall─▒ ├çocuk”unda etkilendi─či, ama bir t├╝rl├╝ ula┼čamad─▒─č─▒ Victor Hugo, alttan alta kendini sezdiriyor, ama Zavall─▒ ├çocuk, daha o d├Ânemde bile “zavall─▒” kal─▒yor… Bu durum, T├╝rk Roman─▒n─▒n geli┼čkin ├Ârneklerine ra─čmen genel olarak bu sentimantalizmden romantizmin kayna─č─▒ olarak vazge├žememi┼č oldu─čunu mu anlat─▒yor?

Romantizmin Novalis ile birlikte form├╝le etmeye ├žal─▒┼čt─▒─č─▒m genel bir form├╝l├╝ var: En uzak, en ├Ânemsiz, en ki┼čisel ya da ├Âzel olay bile, k├╝lt├╝r hayat─▒nda istedi─či kadar kendisini g├Âzlerden saklam─▒┼č, al─▒┼čkanl─▒klara s─▒zm─▒┼č ve sorgulanmam─▒┼č olarak kals─▒n, ├Ânemlidir. Romantik imgelem i├žin d├╝nya bir b├╝t├╝nd├╝r, sadece bilgiyle, kavray─▒┼čla, anlamayla yakalanmaz, onu hissetmek, duymak, onun i├žin kayg─▒ duymak da ya┼čaman─▒n tarzlar─▒ndan birisidir. Bunu Maj├Âr Romantizm, Goethe”nin diliyle form├╝le etmi┼čti… G├╝n├╝m├╝zde Romantizmin ayr─▒cal─▒kl─▒ ifadesini buldu─ču t├╝r sinemad─▒r, roman de─čil. Nam─▒k Kemal d├Âneminde sinema hen├╝z yoktu ve Osmanl─▒n─▒n son d├Ânemlerine kadar tan─▒┼čmad─▒─č─▒ bir k├╝lt├╝rd├╝ sinema… Cumhuriyet d├Ânemindeyse Muhsin Ertu─črul”un “tiyatro uyarlamas─▒”ndan ba┼čka bir ┼čeyler yapmaya ├žal─▒┼čan sinematografik ├╝r├╝nlere ge├žit verilmedi. Sinema olsayd─▒, Nam─▒k Kemal”in Zavall─▒ ├çocuk”una belki bug├╝n “b├╝y├╝k bir eser” g├Âz├╝yle bakabilirdik. Romantizmin sulug├Âzl├╝l├╝─č├╝nden en uzak bir sinemac─▒n─▒n, Jean-Luc Goddard”─▒n eserinden bir sekans─▒ hat─▒rl─▒yorum, bu sekans, romantizmin “kli┼čelerinin” t├╝m├╝n├╝ ta┼č─▒r ve terenn├╝m eder: La Chinoise, ├çinli K─▒z, filminde, gen├ž devrimci k─▒z (g├╝zeldir, yani romantik kli┼čelerin ilki) yakalan─▒r, cellatlar─▒ ona i┼čkence edeceklerdir ama k─▒z o kadar g├╝zeldir ki, y├╝z├╝n├╝ bir pe├žeyle kapatmak zorundad─▒rlar… ─░┼čkencecileri i┼člerini g├Âr├╝rken, k─▒z s├╝rekli olarak “devrimci sloganlar” atmaktad─▒r f─▒s─▒ldayarak, ├ž├╝nk├╝ g├╝├žs├╝z ve bitkindir… Bu da romantik bir kli┼čedir s─▒radan sloganlar: Karde┼čler…karde┼čler…. Ama buradaki sinema imgesinin doruk noktas─▒, anlat─▒lamaz, ancak g├Âr├╝lebilir: K─▒zca─č─▒z─▒n y├╝z├╝ndeki pe├že, f─▒s─▒lday─▒┼č─▒yla, nefesiyle inip kalkmaktad─▒r, neredeyse y├╝z├╝ a├ž─▒lacakt─▒r, ama a├ž─▒lmaz, pe├že yeniden d├╝┼čer… Jean-Luc Goddard, romantizmin bir kli┼česini inan─▒lmaz g├╝├žte bir sinematografik imge haline getirmi┼čtir… Katlan─▒lamaz olan bir g├╝zelli─či kapatmak zorunda olan cellatlar ve i┼čkenceciler… Seyirci i├žin katlan─▒lamaz olan bir ├Ârt├╝… Romantizm hi├žbir zaman en s─▒radan kli┼čeleri kullanmaktan geri kalmad─▒. Hatta kitle k├╝lt├╝r├╝n├╝n en s─▒radan ve budalaca kli┼čeleri bile romantizmin malzemesi dahilindedir. Ama romantik duyarl─▒l─▒─č─▒n ger├žekten i┼čledi─či noktadan itibaren, kli┼čeler ├Ânce kitlelerin g├╝nl├╝k kullan─▒m─▒ndan s├Âk├╝l├╝p al─▒n─▒r, imgelere, herkesi ilgilendirmeye devam eden, ama daha ├Ânce hi├ž kar┼č─▒la┼čmad─▒klar─▒ imgelere d├Ân├╝┼č├╝r. Romantik edebiyat─▒n s─▒rlar─▒ndan birisi budur. En ki┼čisel, en s─▒radan, en ├Ânemsiz bir ayr─▒nt─▒dan, en ki┼čiliksiz kli┼čeden bir imge, g├╝├žl├╝ bir imge yaratmak…

Jean-Luc Goddard”─▒n cellatlar arac─▒l─▒─č─▒yla duyumsatt─▒─č─▒ bir ┼čey olmal─▒… Vicdan… Tam da burada, romantizmin i├žselle┼čtirmeye ├žal─▒┼čt─▒─č─▒ bir olgu olarak vicdan, ge├žmi┼čten bug├╝ne bir hayalet gibi dola┼č─▒p durmakta. Yine burada romantizmin inanca dayal─▒ karakteriyle, vicdan─▒n dayand─▒─č─▒ inan├ž bir b├╝t├╝nle┼čme i├žinde gibi geliyor bana. Ama yine de, “son romantik” k├╝├ž├╝mseyici anlam─▒na kar┼č─▒n, yine de Nicaragua”da, K├╝ba”da, T├╝rkiye”de dola┼č─▒p durmakta… Nedir bu “vicdan” ve “son romantik” sizce?

Ge├ženlerde Pierre Klossowski”nin inan─▒lmaz bir roman─▒n─▒ okudum… Le Baphomet… Orada romantizmin bile ba┼čedemeyece─či, hissiyata ve vicdana ili┼čkin “son sorunun” sorulmu┼č oldu─čunu d├╝┼č├╝n├╝yorum. Sorulabilecek en son soruyu soruyor: Bedenden koptuklar─▒ andan itibaren ruhlar birbirlerine kar─▒┼čabilecek nefeslere d├Ân├╝┼č├╝rler, zaman ve mekan s─▒n─▒rl─▒l─▒klar─▒, bedenlerin hareket ettikleri d├╝nya, onlar i├žin yoktur art─▒k… Ama “vicdan” denen ┼čey, Tanr─▒ÔÇÖn─▒n son s─▒─č─▒na─č─▒d─▒r. Roman─▒n konusunu Tap─▒nak ┼×├ÂvalyeleriÔÇÖnin son g├╝nleri olu┼čturuyor… Ha├žl─▒ Seferleri s─▒ras─▒nda bankerlik ve arac─▒l─▒k yapan, ama elde ettikleri zenginlikleri kendileri i├žin ancak kom├╝nal bir d├╝zen uyar─▒nca kullananan Tap─▒nak├ž─▒lar, kutsal topraklar─▒n kaybedilmesiyle birlikte Fransa”daki topraklar─▒na s─▒k─▒┼č─▒p kal─▒rlar. Kral G├╝zel Filip”in, onlar─▒n muazzam zenginliklerinde ve topraklar─▒nda ku┼čkusuz g├Âz├╝ vard─▒r ve onlar─▒, belki de Do─čulu Sufi k├╝lt├╝rlerle (o korkun├ž ─░dris!) kar┼č─▒la┼čmalar─▒ndan gelen baz─▒ inan├ž ve rit├╝elleri nedeniyle su├žlar, kuklas─▒ Papa”ya mahk├╝m ve aforoz ettirir ve B├╝y├╝k Efendi”leri Jacques de Molay”nin de dahil oldu─ču elli kadar ileri gelenini odun y─▒─č─▒n─▒ ├╝zerinde yakt─▒r─▒r. Bu sava┼č├ž─▒ ┼č├Âvalyeler ordusu (ordre) bu d├╝nyadaki ya┼čamlar─▒nda, Hac─▒lar─▒n kutsal topraklara do─čru yolunun bek├žisi olacaklard─▒… Ama yokedilmelerinden sonra, art─▒k salt ruhturlar, salt nefestirler… Bu belki de romantizmin varabilece─či en u├ž noktad─▒r… Ancak ruhlar─▒n “hareketine”, “esi┼člerine” -├ž├╝nk├╝ s─▒radan romantizmin anlad─▒─č─▒n─▒n aksine ruh “esinlenmez”, “eser”- n├╝fuz edebilen varolu┼č bi├žimleri olarak bu “Tap─▒nak├ž─▒” ruhlar, bedenlerinden kopmu┼č, dolay─▒s─▒yla birka├ž─▒ tek bir bedene girerek, ya da biri bir├žok bedene da─č─▒larak birliklerini, ki┼čiselliklerini, yani bireyselliklerini “g├Âzden kaybedebilirler”… Ama bu korkun├ž bir durumdur. “Nefes Karde┼člerinin” kutsal g├Ârevi art─▒k bu ruhlar─▒ “ayr─▒” tutmakt─▒r, ayr─▒, bedenlerinden koptuklar─▒ andaki halleriyle, ba┼čka ruhlarla kar─▒┼čmadan, bireyselliklerini kaybetmeden… Bireyselliklerini kaybettikleri ├Âl├ž├╝de, birka├ž─▒ bir bedene, biri birka├ž bedene girerek izlerini kaybettirdikleri ├Âl├ž├╝de Son Yarg─▒ g├╝n├╝nde Tanr─▒ kimi yarg─▒layacakt─▒r? Bu, romantizmin g├╝c├╝yle dinsel d├╝nyan─▒n en derin tahlillerinden biridir. Birey, sorumludur… Yapt─▒─č─▒ her ┼čeyden sorumludur… Bu eski bir fikirdir ve romantizmin ├ž─▒k─▒┼č noktas─▒d─▒r. Ama birey ayn─▒ zamanda yapmad─▒klar─▒ndan da sorumlu tutulamaz m─▒? Vicdan─▒n ufkunu bulmak romantizmin en ├Ânemli sorunuydu. Yaln─▒zca yapt─▒klar─▒ndan de─čil -bu en eski d├╝┼č├╝ncedir, en ilkel toplumdan modern hukuksal d├╝zenlere var─▒ncaya kadar zaten vard─▒r- yapmad─▒klar─▒ndan, ├Âtekilerden, kendisi olmayanlar─▒n eylemlerinden, eylemsizliklerinden, yapabilece─či ama yapmad─▒klar─▒ndan, gelecekte yapacaklar─▒ndan sorumludur…Vicdan─▒n tan─▒m─▒d─▒r bu…Romantizmin bu a─č─▒r, evrensel ve kozmik sorunun form├╝le edilmesinde ─░saÔÇÖn─▒n ├Ânemli bir rol├╝ olmu┼čtur…Sorumlu tutulamayacak bir kar─▒┼č─▒m haline geldik├že, nefesler, Tanr─▒ÔÇÖn─▒n D├╝zeni taraf─▒ndan art─▒k yarg─▒lanamayacaklard─▒r. Tanr─▒ya sadece yarg─▒lanabilmek, sorumlu olmak i├žin bir “varsay─▒m” muamelesi yapmak; i┼čte bu dinsel iman─▒n asl─▒d─▒r…Klossowski”nin roman─▒, romantik de─čildir ama romantizmin sorular─▒n─▒ en u├ž noktas─▒na kadar g├Ât├╝r├╝r. Art─▒k bireysellik, her t├╝rl├╝ olas─▒l─▒─č─▒n, gelece─čin, ┼čimdinin ve ge├žmi┼čin b├╝t├╝n “nefeslerinin” topla┼čt─▒klar─▒, i├žinden sonsuzca ge├žilmek zorunda olan “her haldir”… ─░nsani olan hi├žbir ┼čey benden uzak de─čil, s├Âz├╝ bile art─▒k yeterli de─čildir…─░nsani olmayan her┼čey de oradad─▒r… Klossowski”nin bu teolojik roman─▒n─▒ okuduktan sonra romantizmin daha ├Âteye ge├žebilece─čini d├╝┼č├╝nemez hale gelmemek elimden gelmiyor. Vicdan romantizmin ufkudur; “son romantik” bu en u├žtakidir ama art─▒k bireyli─čini yitirmi┼č, en a┼ča─č─▒l─▒k ve en ├╝st├╝n ruhlar─▒n, nefeslerin karars─▒z kar─▒┼č─▒m─▒ndan ibaret bir “a├ž─▒kl─▒k” olarak. Romantik birey biraz anlay─▒┼čs─▒zca form├╝le edilmi┼č bir laf… Romantizmin ufku bireyli─čin da─č─▒ld─▒─č─▒, ba┼čka bireyliklere kar─▒┼čt─▒─č─▒, sanalla┼čt─▒─č─▒, zaman─▒ ve mekan─▒ yitirdi─či saf duygular d├╝nyas─▒d─▒r… Devrimci romantizmin bu y├╝zden art─▒k yeni bir form├╝lasyona ihtiyac─▒ var… Ben bunu bir “aral─▒klar kuram─▒” olarak tan─▒mlamak isterdim. Aral─▒k, mesafe de─čildir. Mesafe birbirlerine ne kadar yak─▒n, ya da ├Ârt├╝┼čm├╝┼č de olsalar iki ┼čey, iki olgu aras─▒ndaki “uzakl─▒─č─▒” ├Âl├žen ┼čeydir. Aral─▒k ise, birbirlerinden istedikleri kadar uzak olsunlar, iki ┼čey, iki olgu aras─▒ndaki “yak─▒nl─▒─č─▒” ├Âl├žen ┼čeydir. Nesnel olarak ayn─▒ ┼čeyleri ├Âl├žerler ama biri uzakl─▒─č─▒ ve fark─▒, digeri yak─▒nl─▒─č─▒ ├Âl├žer… ┼×imdi romantik birey, “aral─▒k” form├╝l├╝ne g├Ânderen d├╝┼č├╝nme tarzlar─▒ndan yaln─▒zca birisidir -d├╝nyan─▒n en uzak yerinde ger├žekle┼čen bir olay, bir isyan, bir s├Âm├╝r├╝, i┼čkence ve eziyet, k├╝├ž├╝k bir ├žocu─čun faveladaki mutsuzluk ya da sevin├ž tarzlar─▒ -bunlar bize “aral─▒klarla” ba─član─▒rlar… ├ľyle ki onlar biziz, biz de onlar ├ž├╝nk├╝ ayn─▒ sorunlar─▒, -tek ve bir olan- ayn─▒ hayat─▒ ya┼čamaktay─▒z… Romantizm bir sulug├Âzl├╝l├╝k de─čildir, bize ├žok uzak, ya┼čayamayaca─č─▒m─▒z sonsuz say─▒da ya┼čant─▒n─▒n bizde ki┼čisel bir ├Ânem kazan─▒┼č─▒d─▒r… Novalis form├╝l├╝ burada da ge├žerlili─čini s├╝rd├╝r├╝yor…

Bug├╝n vicdandan en ├žok s├Âz eden inan├ž sistemleri oluyor sanki… Din ya da kimi ideolojik e─čilimler… Bu onlar─▒n ikiy├╝zl├╝l├╝─č├╝ gibi geliyor bana… S├Âzgelimi “├Âld├╝rmeyeceksin”, “├žalmayacaks─▒n” diyen Musa, kavmine “M─▒s─▒r”─▒ soyun” diyor… Yine vicdandan ├žok s├Âzeden ─░slamiyet, prensiplerinden biri olarak cihad─▒ koyuyor. Ve yine “sana tokat atana ├Âb├╝r yana─č─▒n─▒ ├ževir” diyen H─▒ristiyanl─▒k, kapitalizmin vah┼či yan─▒n─▒ bug├╝ne dek ba─čr─▒nda ta┼č─▒may─▒ s├╝rd├╝r├╝yor… Ne diyorsunuz bu vicdan─▒n “di─čer y├╝z├╝ne”?

Dinsel dogmatikli─čin sosyal bi├žimlerinin en yo─čun ele┼čtirisi -buras─▒ konumuzla yak─▒ndan ilgili- Goethe ile ├Âteki romantiklerin biraz da hatal─▒ yorumlayarak ├ž─▒k─▒┼č noktas─▒ diye kabul ettikleri bir “rasyonalist” filozoftan, Spinoza”dan geliyor…Romantikler onda vicdan ile zorunlulu─čun, ak─▒l ile tutkular─▒n uzla┼čt─▒─č─▒ bir ├╝st d├╝zlemin bulundu─čunu hissetmi┼člerdi. Onda ak─▒l buyruklar vermezdi. Buyruklar─▒ dinler verirdi ve vicdan akla uygun oldu─ču i├žin de─čil, ka├ž─▒n─▒lamaz ├Âl├ž├╝de g├╝nl├╝k ya da daha “├╝st” d├╝zey ya┼čant─▒m─▒zda zaten mecbur oldu─čumuz bir haldi… Spinoza romantizmin yanl─▒┼č anlad─▒─č─▒ babas─▒d─▒r; Goethe onu yanl─▒┼č anlamasa, Rousseau yanl─▒┼č yorumlamasa romantizm, ├Âzellikle “b├╝y├╝k romantizm” m├╝mk├╝n olmazd─▒… Dinlerin buyruklar─▒ vard─▒r; ├Âzellikle karma┼č─▒k, ├želi┼čik, duruma g├Âre verilmi┼č buyruklar… Ama bunlar, ├Âzellikle ─░slamiyette g├Ârebilece─čimiz gibi, tuhaf, “varolu┼čsal” kimlik problemlerine de yol a├žmaktan geri kalmazlar. ─░slami d├╝┼č├╝ncenin temel ├Âzelliklerinden birisi, taraftarlar─▒n─▒n, savunucular─▒n─▒n, f─▒k─▒h ve ilahiyat alimlerinin pek sevdikleri bir vurguya olanak vermesidir: Levi-Strauss gibi bir antropolog bunu Hindistan m├╝sl├╝man k├╝lt├╝r├╝nde ├žok keskin olarak g├Âzlemliyor; buna g├Âre, “bizim dinimiz en ├╝st├╝n dindir”, ├ž├╝nk├╝ ├žok basittir, ├žok yal─▒nd─▒r …Do─čaya ve bilimlere uygundur… En karma┼č─▒k g├Âr├╝nen sorunlar─▒ bile bir ├ž─▒rp─▒da halledecek, inand─▒─č─▒n─▒z anda b├╝t├╝n hayat─▒n─▒z─▒ de─či┼čtirecek ├ž├Âz├╝mleri vard─▒r… Onlar bu ├ž├Âz├╝mlere “kurallar” ad─▒n─▒ veriyorlar… Ama i┼čleyi┼č ┼čudur: Kar─▒n─▒n ya da k─▒z─▒n─▒n iffetinden ┼č├╝phe mi ediyorsun?… ├ç├Âz├╝m├╝ ├žok basittir; bir ├Ârt├╝n├╝n alt─▒na kapat─▒rs─▒n onlar─▒… Faiz dince yasaklanm─▒┼č m─▒d─▒r? ─░┼čin ├ž├Âz├╝m├╝ ├žok basittir; taraflar aras─▒nda bir s├Âzle┼čme imzalan─▒r, orada olay─▒n ad─▒na “faiz” denmez, ba┼čka bir ┼čey denir, olur biter… Ama bununla sorun ├ž├Âz├╝lmemi┼č, yaln─▒zca yer de─či┼čtirmi┼čtir. Bu kez, ya sokakta kar─▒ma k─▒z─▒ma birileri s├╝rt├╝n├╝rse, dokunursa? O zaman da ├ž├Âz├╝m ├žok basit; kamu mekanlar─▒nda haremlik selaml─▒k, ─░ran”da oldu─ču gibi ayr─▒ otob├╝sler filan… Bu yer de─či┼čtirme dini mahluku s├╝rekli bir bask─▒, s├╝rekli bir “varolu┼č bunal─▒m─▒” i├žinde tutar… ─░smet ├ľzel literat├╝r├╝n├╝ biraz kar─▒┼čt─▒rmak bu durumu hissettirebilir.

─░nan├ž problemi romantizmin “bireycili─čine” kar┼č─▒t gibi g├Âr├╝nebilir. Oysa romantizmin belli ba┼čl─▒ bi├žimleri, en az─▒ndan bir tema, giderek bir dolgu maddesi olarak “cemaat├ž─▒l─▒ktan” pek de uzakta de─čildirler… ─░┼čin ana form├╝l├╝n├╝ bence ilk romantik olan, Jansenist bir cemaate ├žekilen alim olarak Pascal vermi┼čti… Soruyordu: Tanr─▒ var m─▒? Tabii ki bunu y├╝zeysel, tanr─▒n─▒n varl─▒─č─▒na birilerinin inan─▒p inanmad─▒─č─▒n─▒ bir ankette, bir televizyon panelinde sorar gibi sormuyordu… Tanr─▒ var m─▒? sorusu birinin bu konudaki kanaatlerine ya da hissiyat─▒na b─▒rak─▒lacak gibi de─čildir… Pascal, bu sorusuyla Tanr─▒n─▒n ger├žekten varolup varolmad─▒─č─▒yla ilgilenmez. Daha ├žok, Tanr─▒ÔÇÖn─▒n varoldu─čuna dair bahse giren insan─▒n “varolu┼čsal g├╝c├╝yle”, yoklu─čuna bahse giren insan─▒n “varolu┼č g├╝c├╝” aras─▒ndaki fark─▒, aral─▒─č─▒ ├Âl├žmek ister… Tanr─▒n─▒n varl─▒─č─▒na bahse giren ki┼či, yoklu─čuna bahse giren ile bu soruyu ku┼čkuyla kar┼č─▒layan, cevap veremem, diyenden farkl─▒ olarak hi├ž de─čilse bir “varl─▒─č─▒” onaylamaktad─▒r… Yoklu─ča bahse girmek ise tuhaf bir ┼čeydir; bir t├╝r mutsuzluktur, ├ž├╝nk├╝ varl─▒─č─▒n─▒ zaten varsaymad─▒─č─▒n bir ┼čeyin yoklu─čuna bahse girersin… PascalÔÇÖ─▒ bir romantik, ilk romantik k─▒lan ├Âzelli─či, her┼čeyi varolu┼č durumlar─▒ ve ya┼čamsal yarat─▒m kudretleri halinde d├╝┼č├╝nmeye ├žabalamas─▒d─▒r. D├╝nyay─▒, felsefeyi, tarihi, bilimleri “anlamak” ya da kavramak yetmez, anlamak varolu┼čumuzla ili┼čkilerimizin yaln─▒zca bir d├╝zeyidir, katmanlar─▒ndan yaln─▒zca biridir… Oysa bir sanat eseri kar┼č─▒s─▒nda oldu─ču gibi, bir ┼čiiri okurken oldu─ču gibi, onu ya┼čarken ille de anlamakla s─▒n─▒rl─▒ olmam gerekmez, yeterli de─čildir ve t├╝m├╝ ku┼čat─▒c─▒ de─čildir anlamak; hissetmek, co┼čku duymak, ├Âfkelenmek ya da sevinmek de gerekir. Yaln─▒zca varolu┼č├žulu─čun de─čil, romantizmin de k├Âkenlerinin sonsuzca varolmay─▒ ├ž├Âzmeye ├žal─▒┼čan 17. y├╝zy─▒l d├╝┼č├╝nce k├╝lt├╝r├╝nden kaynaklan─▒yor olmas─▒ ka├ž─▒n─▒lmazd─▒r…

Son soru olarak, anar┼čist d├╝┼č├╝ncede romantizm ile vicdan kar┼č─▒s─▒ndaki “tutum” ve “duru┼č” neydi diye soraca─č─▒m…

Vicdan ├╝zerine vurgu yaln─▒zca dinlerin i┼čleyi┼čine ait ahlaki bir sorun de─čildir… Bu meselenin en ├žok yo─čunla┼čt─▒─č─▒ yer, ku┼čkusuz 19. y├╝zy─▒ldan beri “anar┼čist” gelenek de olmu┼čtur… Vicdan ahla─č─▒n ko┼čuludur, onun ├Ân├╝nde gelir, yani ahla─č─▒n buyurdu─ču bir tutum de─čildir. Ahlak “vicdanl─▒ ol” gibisinden sa├žma bir ┼čey s├Âyleyemez… Her ┼čeyi buyurabilir, ├Âld├╝rme, ├žalma, ├Âb├╝r yana─č─▒n─▒ ├ževir filan der durur ama “vicdanl─▒ ol” t├╝r├╝nden bir buyruk anla┼č─▒lamaz. Ba┼čka bir deyi┼čle vicdan, ahlakl─▒ bireyi varsaymaz, onun “ilk belirtisi”, ba┼člang─▒├ž noktas─▒d─▒r. Yani ahla─č─▒n varsay─▒m─▒d─▒r… ├ľnce vicdanl─▒ olacaks─▒n ki herhangi bir ahlak buyru─čuyla, kural─▒yla kar┼č─▒la┼čabilecek bir yetene─čin, bir g├╝c├╝n olsun… Bu ┼ču demektir: Vicdan, ahlaktan farkl─▒ olarak bir “g├╝├ž durumudur”, ba┼čka bir ┼čey de─čil… Ahla─č─▒ dinsel ya da ideolojik bi├žimler alt─▒nda da olsa, “hayata ge├žirmek” i├žin bir “d─▒┼č g├╝ce” ya da “├žabaya” (e─čitime, education sentimentale”e) ihtiya├ž duyulur, oysa vicdan bir “ba┼člang─▒├ž hali”, d─▒┼č de─čil, i├ž bir kudrettir… ─░nsan─▒n d─▒┼č buyruklara, zorunluluklara “katlanabilme” g├╝c├╝ne vicdan diyoruz… Anar┼čistlerin “Etika”s─▒ i┼čte bu kudrete duyulan g├╝venden, biraz saf├ža olsa da bu g├╝c├╝n onaylanmas─▒ndan ba┼čka bir ┼čey de─čildir. Bunu bireyden ba┼čka hi├žbir yerde arayamayaca─č─▒n─▒z a├ž─▒kt─▒r. Atomla┼čm─▒┼č bir bireycilikten ├žok uzakta, do─čaya, tarihe, ge├žmi┼če ve gelece─če duyulan bir “ilk sorumluluk”… Romantizmin g├╝├žleriyle anar┼čiyi zorunlu olarak bulu┼čturan i┼čte budur…

Bir cevap yaz─▒n

E-posta hesab─▒n─▒z yay─▒mlanmayacak. Gerekli alanlar * ile i┼čaretlenmi┼člerdir