V: Düşbilmek

“Bu Kalem Bukalemun”un yayını gecikince, Gergedan için hazırladığım “Düş/ünce” dosyasına (biraz da Metin Özek’in yetiştiremediği yazıdan doğan boşluğu doldurmak amacıyla) “Argın Düşler”den dördünü koymuş, onlar için birer derkenar notu kaleme almıştım – nedense unutulduydular, sayfa düzeni kotarılırken:

  • Yazar, “İki/z”in eşiğinde, çift sorununa bakıyor: Kendimi düşlediğimi düşlerken mi, çekilmiş bu fotoğraf? Enis, Enis’i kıskanıp ihbar ediyor, tamam. Askerde, koğuşta görülmüş bir düş. Yıkanacak su yoktu ondan mı? insan, kendisinden memnun olamayabiliyor. Kendi – o kim peki?
  • Bir tür negatif 8 1/2. Burada da, önceleme aracılığıyla bir hoşnutsuzluk yaşanıyor. Demek ki yolumdan, yolculuğumdan, varacağım yerden korkuyorum. Bir gün, kendi kendini yargılayıp infaz edebilir insan.
  • Yengeç yerine balon, uçak, uçurtma da olabilirdi. Gene de tuhaf: Yanyana, hem de yere çok yakın konumda olan/hareket eden bir canlı; kabuklu, sert. Haziran doğumlu olduğum için mi, 28?
  • İşte, bir kez daha ‘ikiz’ sorunu. Hem ikiz, hem de değil üstelik. (Sahi, bir kadın iki ayrı erkekten iki ayrı çocuk -aynı anda- doğurabilir mi?)

Jean Rostand’ın “düşlemeden önce, bilmek gerekir” sözüyle karşılaştığımda
bir anlam verememiştim. Sonra, 6 Ocak 1992 günlü gazetelerde bir haber yer aldı: “Sabah kocası, akşam sevgilisi ile sevişen kadın ikiz doğurdu, çocukları babalarının ayrı olduğu saptandı”.

Rostand’ın cümlesine yaklaştım.

Yeni bir fiil katıldı sözlüğüme: Düşbilmek.

Enis Batur / Başkalaşımlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir