Uyku bir gün Alice’ir…

Bir düşte küçülür herkes biraz, nasıl ki düştüğünde küçülürse. Küçülmek yerden yüksekliğe dair ama düş bu ayağa kalkılmaz, daha doğrusu kalkılan ayakta yükseklik bulunmaz. Hem düşte düşmek için, yitirmek için yerden yüksekliği yere düşmüş olman gerekmez ki…

Lyncheli’nde kamera… Işıklar… Motor…

Buna ışık diyebilirsin ama görü bu saf, Lynch ışığı söndürmüş, alışkanlıkla söylenir bazı şeyler… Görüngü kendisine ait olanı yaratır, Alice kalk, çünkü eksik kırmızı…

Alice yataktan kalkar, kedisi yok, gitmiş kedisi nereye? Masada bir kutu, masanın üstünde, masa kutunun altında, üstüne bakması gerek Alice’in, üstünü Alice görür, altını Lyncheli’ndeki kameranın harici…

Alice kutuya bakar, baktığında kırmızı, içinde kırmızı, hepsi buradaymış, Alice kutuya düşer kutu Alice’i çeker, Alice kutuya düştüğü için kutudan çıkmaya çalışır, kutu Alice’i çektiği için Alice kutudan çıkamaz. Zıpladıkça küçülür, küçüldükçe zıplar…

Bir merdiven bulmalı, bir merdiven, kedim nerede, nerede kedim… Kuyruğunu yakalayamaz kedi, kuyruk yakalayamaz kedisini… Ama kedi buradadır, kedigözlerinde fener görüngüyü aydınlatır, başka bir görü, saf… Kuyruk ve kedi birbirinden vazgeçer çünkü gözlerinde fener… Alice’e 1 merdiven kedinin görüsündedir çünkü… Kedi için bir fener Alice’in görüsünde…

Lynch, elinde kamera… Stop…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir