Herkes, başkalarını var ettiği kadar var. Ya da Sartre gibi düşünürsek, başkalarının varlığı bizim varlığımızın temelini oluşturuyor. Peki ya, var olmasını istediklerimiz, determinist bir şekilde arzuladıklarımız, kendimizden sakladıklarımız ne olacak? Onları görmezden gelebilecek miyiz?

-Bu aşamada, içinde bulunduğunuz duruma göre ya kimyasal bir takım etkiler sonucu (tam anlamıyla bir uyuşturucu fabrikası olan bedenimizin bu takım efektleri ortaya çıkartması hiç de zor olmayacaktır; bkz insan bedeninde bulunan adrenokrom, dimetiltriptamin, endorfin, serotonin vs) ya da gerçek anlamda ruhlar tarafından ziyaret edilmiş olabilme ihtimaline karşılık, metnin içindeki kendi durumunuza uyan kısımları kendiniz için kullanabilirsiniz.-

Bireyin beyni, genel olarak bireye hizmet eder şekilde çalışsa da –en azından bizim için kabul gören gerçek bu- bazı noktalarda bariz şekilde aksi davranışlarda bulunabiliyor. Bunu genellikle, görsel imgeler üzerinden gerçekliğin boyutlarıyla oynayarak yapıyor. Koku, tat alma, dokunarak hissetmek gibi bir takım farklı duyular beyin için yeterli çeşitliliği ve yaratıcılığı sağlayamadığı ve yanıltılması bir noktada daha zor olduğu için, büyük çoğunlukla görme duyusu beynin ilk tercihleri arasında oluyor.

Peki ya neden her seferinde, karanlık bir gölge peşimizden geliyor, neden öteki taraftan gelen ve sanki hep buradaymış gibi davranan o gizemli gölge ruh, karabasanların elçisi bizi rahatsız ediyor? Neden ciddi anlamda büyük çoğunluğumuz aynı şeyleri görüyoruz? Gerçekten var oldukları için mi, yoksa beyinlerimiz kimyası gereği aynı şekilde çalıştığı için mi?

“canlı gibiler”, “çok gerçekçi bir kâbus gibi”,  “yol kenarındaki siluetler” “travmatik bir kaza sonrasında başlayan sanrılar” ve benzeri birçok tanım. Hepsi neredeyse birbirleriyle aynı belirtiler. Bu, beynin tekdüzeliğin içine sıkışmış, somutluk yaratan kısmı (1.1). İkinci olarak, görünürden çok, hissedilen, beyninizin içinde sizinle konuşan bir kısım var, asla kurtulamadığınız ve sürekli tiktaklayan bir saat gibi işlemeye devam eden o saplantılı kısım (1.2 ve diğer soru-nlarınız için iletişime geçebilirsiniz.)

Uyanıkken Görsel Halüsinasyon Görmek

1.1

Gördüğünüz korkunçluğu kabul edin. Şuna emin olabilirsiniz ki o, sizin ondan korktuğunuzdan daha çok sizden korkuyor. O, sizin var ettiğiniz kadar olabilen, sizin yansımalarınız kırılmalarından oluşan bir çizgiden ibaret. Onu kabul edip, onu var kılanın siz olduğunuzu kabul ettiğiniz noktada, bir sonraki aşamaya geçebiliriz.

Sizin varlığınız, onun acıları kadar gerçek. Bu cümle, bazı okuyucular için kafa karıştırıcı olabilir; bunu anlamak için, kaydedin. Kayıt etmek her zaman için en önemli gerçek olmuştur. Ses kaydı, kullanışsız ve ürkütücüdür çünkü insanın kendi sesi kendisine her zaman berbat duyulur. Bu bilimsel bir gerçek olmakla beraber zaten tavsiye edilmeyen bir seçenektir. Yazın. Yazı uygarlığın ilk dönemlerinden beri insanların korkularını somutlaştırdığı ve o büyük kozmosa aktardıkları bir alan olmuştur. Çizin;  gördüklerinizi ve korkularınızı çizin, çizimler somutluk kazandırma ve görülerinizi iyi algılayabilme-unutmama açısından yeterince faydalı olacaktır. Çizimler aynı zamanda bir takım şamanik ve voodoo büyülerinde de kullanılabilir.

Eski, küçük bir hikâye: Günün birinde, kötücül meleklerden biri, yalnız kalmış, korkmuş insanlarla konuşmaya başlar. İnsanların neredeyse hepsi onu duyuyordur. Ama hiçbiri cevap veremez. Korktukları için, yorganlarını suratlarına kadar çekip o kötü meleği yok saymayı tercih ederler. Melek, şansını denemekten vazgeçmeyerek bir sonraki insana gider. Bu kişi, diğerleri gibi meleği duyar ve diğerlerinden farklı olarak ona cevap verir. “git buradan” ve söylediği şey her ne kadar meleği uzaklaştırmaya yönelik olsa da, melek ilk defa kendisini duyan birini bulduğu için sevinçlidir. “beni duyuyor, bana cevap bile verdi, onunla konuşmaya devam etmeliyim”

Gölgeler, sizin onları var ettiğiniz kadar var, tanımını şimdi daha iyi anlayabiliyor olmalısınız. Siz onların varlığına ne kadar sahip çıkar ve inanırsanız, yaşayacağınız olaylar onların gerçekliğini o denli güçlü kılacaktır. Aynı şekilde o ruhların sizden enerji aldığını ve bu enerjinin formatının kaynağının sizler olduğunuzu unutmayın. Eğer iyi enerji yayıyorsanız iyi olacaklardır, kötü yada ürkek enerjiler yayarsanız onlarda aynı şekilde davranacaktır. Olayın özünün bilinçsel tavır ve ruhsal tutumda olduğunu asla arka plana atmamak gerekiyor.

Onların varlığına ilişkin bu yapı, onları yok etmek isteyen sizler için (bu önemli bir nokta, etrafta acı çeken ve dünyanın kirli duvarlarına sıkışıp kalmış bir ruhu karanlığa gömmek istiyor musunuz? –sizi ziyarete gelen şeyin o kadar da iyi niyetli ve acınası olmadığı fikrindeyseniz işler değişebilir tabi) şu ayrıma çıkıyor: İnançlı bir insan mısınız? Bu inanma durumu bir dini kabul etmekten ziyade, çocukluğunuzdan günümüze beyninize empoze edilen din olgusuna olan yaklaşımınızla alakalı. Eğer o olguyu kendinizce farklı şekillerde yıkıp, dinin ve onun getirisi olan sipiritüel  davranışları asimile ettiyseniz, yazının devamındaki dinsel yok etme yöntemleri göz ardı edebilirisiniz.

Basit anlamda, bir takım dualar, özelliklede etkisine en çok inandıklarınız, her zaman işe yarar. Ama duaları desteklemek için kullanacağınız somut dini materyaller, her zaman başarının gücünü arttırmıştır. Kutsal kitap, muska gibi…

Sevdiğiniz, yanında kendinizi güvende hissettiğiniz biriyle uyuyun. (eğer gölgeleri ve o şeyleri geceleri görüyorsanız) bu kişi, arkadaşınız, ailenizden birisi, sevgiliniz olabilir. Unutmayın ki her şey gözün kaydettiği ve bilincinizin işlediği ölçüde genişliyor. Yanınızda bulunacak ikinci bir bilincin şahitliği, durumları lehinize çevirecektir.

Önümüzdeki birkaç gece boyunca ışık açık uyuyabilirsiniz. Kimsenin sizi “ışık açık uyuyan küçük korkak bir çocuk” olarak mimlemesi gerekmez, öyle bir şeye kalkışacak olurlarsa da bırakın yapsınlar. Sıra onlara geldiğinde onlarda aynı şeyi yapmak isteyeceklerdir. Işığa ilave olarak, modunuzu yüksek tutan, sizi cesaretlendiren müzikler her zaman iş görür. Yeterki bu ışık ve müzik olayını bir takıntı haline getirmeyin. Bu ikili sizin için kısa süreli, yok edici etkisi bulunan bir kalkan olarak kalmalı.

Meditasyon sağlıklı ruhun temeli için yapı taşlarından biridir. Zen nefes meditasyonu önerilerim arasındadır. Eğer zihninizi ve düşüne akışını kontrol edebilirseniz her şeyi kontrol edebilirisiniz. Zaman ve mekan size göre şekillenir, zamanın ve mekanın içindeki faktörlerde kontrol edilebilir bir hal alır. Ama zen meditasyonu üstüne uzunca durulması gereken, azim ve sabır isteyen zorlu bir süreçtir. Yinede unutmayın, bir şey oluyorsa oluyordur, üstünüze şeytanlar, örümcekler, bıçaklar ve yılanlar gelirken hepsine “bet” diyebilmek önemli olandır.

Aborjinler, kendilerine doğru gelen ingiliz kurşunları karşısında kıpırtısız bir meditasyonla beklemişlerdir. Sonunda ölüm onlar için kaçınılmaz olmuştur ama binlerce kusurla dolu bedenimiz nedir ki ölümü hak edebilecek kadar kutsal olsun?

William Burroughs’un dediği gibi: “kendinizi tanıyın ve kendinizi siktir edin”

Özel olmadığınızın farkına varın. Sizin en büyük korkularınız, bir takım ucuz sanrı gösterici maddeler ile ulaşılabilinir bir rafta beklemektedir her insan için. Bunun örnekleri günümüzde ve geçmişte çeşitliliği bol bir biçimde mevcuttur.

Bu madde bir ritüel eşliğinde yapılmalıdır. Odanın içinde bir çok beyaz (tercihe göre ilaveten mavi) mum yakılır. Adaçayı otu yakılıp odanın içinde gezdirilir. Koku mümkünse tüm eve değilse tüm odaya yayılır. Onun çizili olduğu (eğer daha önceden çizimi yaptıysanız) kağıt, mumun üstünde tamımı kül oluncaya kadar yakılır ve küller gecenin sonsuzluğuna üflenir. Ardından, herhangi bir ocakta veya bir kabın içinde yarasa başı yakılır, külleri bal ile karıştırılır. Karışım merhem kıvamına gelince, gözlere sürme gibi çekilir. Bu, gözünüz için gölgelerin varlığını yok edecektir. –önyargılı yaklaşılmaması gereken ve ritüele saygı duyulması gerekilen bir maddedir. Kullanışlılığı ve gücü tartışmaya açıktır.

Sağlıklı bir beyin her zaman sizin için en iyisi olacaktır. Bu bireyden bireye değişsede, bir takım aktiviteler, müzik, okumalar yapmak, iletişim kurmak, seks yapmak, doğaya seyahat düzenlemek genelde çalışan sistemlerdir. Yukarıda belirttiğim gibi yazmak çizmek ve bunu kontrollü bir şekilde paylaşmak (evet, iletişim ve paylaşım sizi tek başınıza köşeye sıkıştırmasından her zaman daha iyidir, size deli damgası vurmak isteyen körlerin yüzüne küfretmekte serbestsiniz) onun biçimini kendi hayal gücünüzle yoğurup, avucunuzun içinde tutmak iyi hissettirecektir. Korkmanız gereken, gördüğünüz birkaç yansıma değildir, korkmanız ve üzerine düşmeniz gereken şey kendi bilinçaltınızın yansımalarıdır; kendinizdir.

İnandığınız şeyler, size dönüşebilir ve siz bir yerden sonra inandığınız şeylerin biçimini alabilirsiniz. Bu en tehlikeli olanıdır. Kaçmak ile savaşmak arasında bir tercih yapmanız gerektiğinde, yapacağınız tercihin sorumluluğunu üstlenmiş olursunuz. Bu sizin hayatınız, bu düşük bütçeli bir korku filmi değil. Buraya bir şeyler almak için geldiniz ve bunları almadan gidecek misiniz?

Uçurumun eşiğinde başıboş bir şekilde salınan sessizlik, ruhlarımızın çığlığından fazlası değil. En azından şimdilik.

Ve tabii ki ayrıca bakınız.