Umut Devrimi

Umut etmek nedir? ├ço─ču ki┼činin sand─▒─č─▒ gibi, dileklere ve isteklere sahip olmak m─▒d─▒r? B├Âyle olsayd─▒, daha ├žok ve daha iyi otomobil isteyen, daha iyi ev, daha ├žok ara├ž-gere├ž isteyenler, umutlu insanlar olacaklard─▒. Ama de─čiller; bunlar umutlu insanlar de─čil, daha ├žok t├╝ketimde bulunmaya d├╝┼čk├╝n ki┼čilerdir. Umudun nesnesi bir ┼čey de─čil de, daha dolu bir ya┼čam s├╝rmek, daha b├╝y├╝k bir canl─▒l─▒k i├žinde bulunmak, o sonsuz s─▒kk─▒nl─▒ktan kurtulmak oldu─čunda, ya da dinbilimsel a├ž─▒dan bakarsak g├╝nahlardan ar─▒nma, ya da siyasal a├ž─▒dan devrime kavu┼čmak oldu─čunda m─▒ ger├žek anlamda umut etmi┼č oluyoruz? Evet, asl─▒nda bu t├╝rden beklentiler, umut etmek anlam─▒n─▒ ta┼č─▒yabilir, ama beklentilerde edilgenlik varsa ve umut, el-etek ├žekmenin, teslimiyet├žili─čin bir bahanesi oluyor, yaln─▒zca bir ideoloji haline gelinceye dek ÔÇťbeklemekÔÇŁ ┼čeklinde kendini g├Âsteriyorsa, umut etmekten s├Âz edilemez.

[…]

Egemen olan ekonomi ilkesi, daha ├žok, daha ├žok ├╝retmekse, t├╝ketici, daha ├žok, daha ├žok istemeye ÔÇö yani t├╝ketmeye ÔÇö haz─▒r hale getirilmelidir. Sanayi, t├╝keticinin daha, daha ├žok meta almak i├žin kendili─činden istek duymas─▒na umut ba─člamaz. Modas─▒ ge├žme denen ┼čeyi ortaya at─▒p ka├ž─▒n─▒lmaz k─▒larak, ├žo─ču kez eskileri ├žok daha uzun s├╝re dayanacakken, t├╝keticiyi yeni meta almaya zorlar. ├ťr├╝nlerin, giysilerin, dayan─▒kl─▒ e┼čyan─▒n hatta yiyece─čin bile ┼čekillerinde de─či┼čiklik yaparak, ki┼čiyi, ruhsal olarak gereksinmesi olabilece─činden ya da istedi─činden fazlas─▒n─▒ almaya zorlar. Ancak sanayi, ├╝retimi art─▒rmak ihtiyac─▒ndad─▒r ve bu ihtiyac─▒ t├╝keticinin istek ve gereksinmelerine g├╝venerek de─čil, b├╝y├╝k ├Âl├ž├╝de t├╝keticinin ne istedi─čine karar verme hakk─▒na b├╝y├╝k bir sald─▒r─▒ olan reklama g├╝venerek belirlemi┼čtir.

Bu ├Ârg├╝tlenme bi├žiminin insan ├╝zerindeki etkisi nedir? ─░nsan─▒, makinenin bizzat kendi d├╝zenek ve talepleri taraf─▒ndan y├Ânetilen bir uzant─▒s─▒ durumuna indirger. Onu, tek amac─▒ daha fazla ┼čeye sahip olmak ve daha fazla ┼čey kullanmak olan bir Homo consumens’e, salt t├╝keticiye d├Ân├╝┼čt├╝r├╝r. Bu toplum pek ├žok yarars─▒z ┼čey ├╝retmektedir, ayn─▒ ├Âl├ž├╝de de pek ├žok yarars─▒z insan ├╝retmektedir.

─░nsan, bir ├╝retim makinesinin ├žark─▒n─▒n bir di┼člisi olarak art─▒k insan olmaktan ├ž─▒kar, ÔÇť┼čeyÔÇŁ haline gelir. Vaktini, ilgisini ├žekmeyen insanlarla, ilgisini ├žekmeyen i┼čler yapmak, ilgisini ├žekmeyen, onu ilgilendirmeyen ┼čeyler ├╝retmekle ge├žirir; ├╝retim yapmad─▒─č─▒ s├╝re i├žindeyse t├╝ketmektedir. Sonsuza dek emmek ├╝zere a─čz─▒ s├╝rekli a├ž─▒k duran, hi├žbir ├žaba harcamaks─▒z─▒n, hi├žbir i├žsel etkinlikte bulunmaks─▒z─▒n s─▒k─▒nt─▒ giderici (ve s─▒k─▒nt─▒ ├╝retici) sanayinin ona zorla kabul ettirdi─či ┼čeyleri ÔÇösigara, i├žki, sinema, spor, konferansÔÇö yaln─▒zca b├╝t├žesinin elverdi─či ├Âl├ž├╝yle s─▒n─▒rl─▒ olmak ├╝zere yutmaktad─▒r. Ama s─▒k─▒nt─▒ giderme sanayisi yani, yarars─▒z ┼čey satma sanayisi, otomobil sanayisi, sinema, televizyon sanayileri vd., yaln─▒z ve yaln─▒z, s─▒k─▒nt─▒n─▒n bilin├žli hale gelmesini ├Ânlemede ba┼čar─▒l─▒ olabilirler. Hatta, tuzlu bir i├žecek nas─▒l susuzlu─ču art─▒r─▒rsa, bunlar da ayn─▒ ┼čekilde s─▒kk─▒nl─▒─č─▒ art─▒r─▒rlar. Ama bilin├žsiz de olsa, s─▒k─▒nt─▒, s─▒k─▒nt─▒ olarak kal─▒r.

G├╝n├╝m├╝z sanayi toplumundaki insan─▒n edilginli─či, onun en belirleyici ├Âzelliklerinden ve hastal─▒─č─▒n─▒ dile getiren ├Âgelerden biridir. Bu insan almaktad─▒r, yemektedir, doyurulmak istemektedir, ama hareket etmez, kendili─činden bir i┼č ba┼člatmaz, yani yediklerini hazmetmez. Kendisine kal─▒t kalan ┼čeyleri, ├╝retici bir ┼čekilde yeniden kazanmaz, onu y─▒─čar ya da t├╝ketir. Ruh ├ž├Âk├╝nt├╝s├╝ne u─čram─▒┼č ki┼čilerde daha a─č─▒r ┼čekline rastlad─▒─č─▒m─▒z durumdan pek farkl─▒ olmayan bir a─č─▒r dizgesel sakatl─▒k vard─▒r bu insanlarda. ─░nsan─▒n edilginli─či, ÔÇťyabanc─▒la┼čma hastal─▒─č─▒ belirtisiÔÇŁ diyebilece─čimiz bir hastal─▒k belirtileri toplam─▒ aras─▒nda yaln─▒zca bir belirtidir. Ki┼či edilgin oldu─čundan, kendisi ile d├╝nya aras─▒nda etkin bir ili┼čki kurmaz, etkin d├╝nyan─▒n bir par├žas─▒ olarak g├Ârmez kendini, bu nedenle, kendi tapanlar─▒na ve taleplerine boyun e─čmek zorunda kal─▒r. Dolay─▒s─▒yla, kendini g├╝├žs├╝z, yaln─▒z ve kayg─▒l─▒ hisseder. B├╝t├╝nsellik ya da kimlik duygusu pek azd─▒r. Dayan─▒lmaz kayg─▒dan sak─▒nman─▒n tek yolu, s├╝r├╝ye uymakt─▒r ona g├Âre ancak bu ├ževreye uyma bile her zaman bu kayg─▒y─▒ gidermez.

Erich Fromm – Umut Devrimi

One reply on “ Umut Devrimi ”
Bir cevap yaz─▒n

E-posta hesab─▒n─▒z yay─▒mlanmayacak. Gerekli alanlar * ile i┼čaretlenmi┼člerdir