Menü Kapat

Üçüncü versiyon

Haydar, Seymenlerin Hacılar köyü muhtarıdır. 38 yaşında evli ve 3 çocuk babasıdır. Haydar için dünya işinden ibarettir. Köy idare etmek bir sanattır onun için. Haydar bazen sanatçı yönünün etkisiyle köyde fırtınalar estirir yani seçmenlerine şiirle seslenir.

Bu yakadan kopan kar.

Benim iyi bir halkım var.

Hizmet bitmez bizim köyde

Bana derler Haydar muhtar.

Muhtar Haydar stabil köy yaşantısına sürrealist bir tepki olarak doğmuş gibidir. Sabah uyanır ve duş alır. O esnada hanımı filtre kahvesini hazırlamıştır bile. Sosyal medyadaki haberleri kahvesini yudumlayarak okurken hanımı kahvaltısını hazırlar. Haydar pazartesileri kahvaltıda mutlaka kinoa salatası yer. Kinoa köyün geçim kaynağı olduğundan tadı pek sevilmese de sofralarda baştacı edilmiştir. Haydar kinoayı sever ama. Çatal bıçakla salatasını bitiren Haydar işe gitmek üzere hazırlanır. Kıyafetleri gri takım elbiselerden ibarettir. Her gün aynı renkteki farklı takımlarından giyer. Bu tercihi hususunda kendisine sorulduğunda; insan ne siyah ne beyazdır, gri yanlarımız vardır demiştir.

Muhtarlıkta sıradan bir gün Haydar’ın podcastinden ingilizce derslerini sıralayarak dinlemesiyle başlar. Haydar’a göre sabah beyin tazedir. Öğlen kurur. Akşam pelte olur. O nedenle eğitim için sabahları kendine ayırır. Halkından gelen giden olursa dersini bölmez. Öğlen gelin der yollar. Taze beynini sabahları çalışmak için yormaz. Köy halkı Haydar’ın huyunu bildiğinden sabahları onu pek rahatsız eden olmaz.

İşte o peklerden biri bir sabah gerçekleşir. Olay gününün sabahıdır. Mevsim kış olmasına rağmen bu yıl kurak geçmektedir. Kapıdan giren delikanlı, muhtara seslenir. Muhtar duymuyor fakat görüyordur. Delikanlının dudaklarını okur. Bir şey anlamaz. Podcasti durdurur. Öğlen gelmesi için delikanlıyı sepetlemeye çalışır. Fakat delikanlı ısrarcıdır. “Benim tebligat geldi mi muhtar? ” “Öğlen gel evladım bakalım. Şimdi işim var.” Delikanlı muhtarın huyunu bilir fakat kendi huyu da pistir. Askeriyeden haber beklemektedir ve sabırsızdır. Üç defa sorar. Muhtar Haydar üç sefer aynı cevabı verir. Üç önemli sayıdır. Köyde teslis inancı hakim değilken Allah’ın hakkı üçtür sözü pek meşhurdur. Düğün nişan gibi özel günlerde söze girildi mi üç defa tekrar edilmesi gibi adetleri vardır. Delikanlı sinirle muhtarlıktan çıkar. Aniden arkasını döner ve muhtara bakar. Haydar korkmuştur. Fakat ne yapabilir. Olduğu yere mıhlanır. Delikanlının yeşil gözlerinden çıkan alevler muhtarın gri takım elbisesine sıçramış, Haydar alev almaya başlamıştır.

Olayı anlatanlar delikanlının Çakırların üçüzlerden Salih olduğunu söylerler ama kardeşi Muhittin olduğunu söyleyen üç beş kişi de vardır. Bence üçüncü kardeş Numan da olabilir.

Muhtarlıkta çıkan yangın tüm köyün diline düşmüştür. Yangından sağ kurtulan Haydar olay gününü anlatırken çelişkili ifadelerde bulunduğu için köy halkının kafası iyice karışmıştır.

Hacılar köyünde olayların çığrından çıkması yangınla başlamıştır. Muhtarlıktaki Klimt’in Öpücük tablosunun röpredüksiyonu yangından kurtarılan en önemli unsurlardan biridir ve bu tablo Çakırların Numan’ın kucağında görülmüştür. Yangından kurtarılan diğer eser ise Çakırların Muhittin’in elinde görülen Robert Musil’in Niteliksiz Adam’ıdır. Çakırların Salih’te hiçbir eser yoktur fakat onun gözleri yeşille gri arasında olduğundan köy halkı onu kenafir gözlü diye anmakta, gözleriyle adamı mezara koyabilecek bir nazara sahip olduğuna inanılmaktadır.

O gün köyde iki yangın daha çıkmıştır. Biri ormanın yakınındaki tarlada anız yakan Deli Mustafa’dan, biri de Nuri dayigilin Remziye’den. Çöplüğü yakarken kolundaki bilezik düşünce panikleyen Remziye kolunu yakma pahasına bileziğini almıştır. Fakat çöpte yanması gereken ne olabilir diye köylüyü merak sarmıştır. Merak eden bir köylü genç, çöpün küllerini toplamış ve Çakırların tebligat dedikleri belgenin ucunu görmüştür.

Fakat bu belgenin Remziye’de ne işi olabilir? Bu soruyu soran köylü genç Remziye ile muhtarın peşine düşer. İkisini bir arada yakalamak için çok çaba sarf eder. Fakat üçüncü günün sonunda, akşam ikisini konuşurken duyar. “Ne ettin belgeyi yaktın de mi?” “Yaktım ağabey, kolum da gitti. İki bilezik isterim.”

Köylü genci fark eden muhtar öksürmeye başlar. Yangındaki dumandan ciğerleri zarar gördüğünden kanserli hastalar gibi taklitten boğulmaya evrilen bir dönem geçirir. Köylü genç onlardan uzaklaşır. Köyde Haydar ile Remziye’nin ilişkisi olduğu yayılır. Haydar’ın hanımı çocukları alıp babasının evine döner. Haydar duşunu aldıktan sonra kahvesini kendi yapmaya, Pazartesi günleri omlet yemeye başlamıştır. Yangın yüzünden muhtarlık harap olduğundan işe günlerdir gitmemektedir. Sabahları ingilizce dersini bırakmış, arada tutan öksürük nöbetleri yüzünden şiir bile okuyamaz olmuştur. Hacılar köyü bu olayı uzun zaman dilinden düşürmemiş, olayın üç farklı versiyonu dilden dile dolaşmıştır.

etilen sosyete . 2003 - 2018 . eskişehir

copyleft. hiçbir hakkı saklı değildir.

paylaşım