amerikan kültürüne ayak uydurmaya çalışan bizlere olayın bir de bu boyutundan bakmamız için oldukça faideli bir metin olarak görüyorum. metin içerisindeki gerekli alanları türkiyeye uyarlamak hiç de zor değil. kendinizi tüketmeyin.

etilen tayfasından.

mindless consumerism

 

Tüketicilerin dikkatine!

 Gezegenimiz ısındıkça, hayvanların soyu tükendikçe, insanlar daha çok hastalandıkça, ekonomimiz hortumlandıkça ve politikacılarımız daha çok kafayı yedikçe biz hala kendimizi kapitalizm makinesinin göğüslerinden emmek için sallanıyor buluyoruz. Bu bizim tesellimiz, bizim sakinleştiricimiz – tüketim kitlelerin uyuşturucusudur.

“Patolojik tüketim” safhasına geldik, George Monbiot bunu şöyle açıklıyor; “dünyayı tüketen kolektif deliliğin salgını reklamlar ve medya tarafından o kadar normal bir hale getiriliyor ki bize olanın farkına nadiren varabiliyoruz”

Bunun farkına varan, kötüleyen, uzak duran ve kapitalizmden sakınmaya çalışanlar… Yılbaşı bizlerin ilginç ve güçlü bir gücü içinde barındıran akıma kapılarak Amerikanın zevk verici tüketim kültürü ritüaline katılmaya mecbur kılınıp aniden bu durum için günah çıkarttığımız zamanlardan biri.

Kredi kartı limitlerimizi zorladıkça, Amerikan ekonomisinin kahramanları olmayı umuyoruz – ekonomiyi yaşanan krizden kurtarmak. Fakat bunun yerine, oldukça karmaşık olan bu resesyonun içerisine düşüyoruz ve ruhumuz bir kere daha batıyor, ekonomistlerin bir çıkış olarak kulaklarımıza fısıldadıkları – daha fazla tüket! Bu bizim bağımlılığımızın paradoksu – daha fazla dibe vurmak için boşluğu doldurmak.

Daha az tüketime çağrı – duyulduğu zaman – ukalalık, saflık, otoriterlik ve hatta delilik olarak görülerek kınanıyor.

Deliliğin nerede olduğuna siz karar verin. Her beş Amerikalıdan dördü Adderall, Ritalin ya da Prozac kullanıyor. Her üç kişiden biri obez. Kongo’daki insanlara son akıllı telefonumuzun güncellenmesi kolaylaştırılsın diye katliam yapılıyor. Amerika, Avrupa, Kanada, Avustralya’da 5 yıldızlı yaşam standartlarında yaşıyoruz. Eğer hala tüketiminizi durdurmak için bir sebepe ihtiyacınız varsa – üretim ve tüketim döngüsünün dünyanın karbondioksit salınımının yarısından fazlasına sebep olduğunu düşünün. Ve eğer biz dünyayı sadece 4 derece daha ısıtırsak, insan uygarlığının toptan ve geri dönülmez çöküşüne tanık olacağız. Biz kendimizi öldürüyoruz – ve hatta küresel ısınmanın yavaş yavaş bizi parçaladığını reddediyoruz – biz hala – koyun gibi – süpermarketlere doğru olan izdihama katılmaya devam ediyoruz. Önemli ritüallerin dışında, biz sadece Yılbaşı alemi gibi anlamlı olduğu için gerçekleşen – bizim kültürümüzün yoksun olduğu – arzularımız gerçekleştirmek için bu kadar yaygara koparıyoruz.

Endişe duymanız gereken ekonomik kriz değil … kültürümüz, gerizekalı! Kültürel uçurum askımız – toplumsal ruhsağlığımızın üzerinde bir çivi ile asılı.

“Buy Nothing Christmas” bu meselenin kalbine giriyor. Bu sihirli dönemin ritüallerinin – bilinçli ve kasıtlı olarak – radikal ve özgür bir biçimde tercih edildiğini yeniden belirtiyor. Yılbaşı yaklaştıkça, bu kabustan uyanacak, alışkanlıklarınızı yenebilecek kadar güçlü hissediyor musunuz … var olmanın yeni tohumlarını ekebilecek kadar cesur musunuz? Yaşamınızı bir gösteri, bir meydan okuma, bir sanat parçası, kahramanca bir yolculuk haline getirin. Bu yılbaşı başlayın – aileniz ve arkadaşlarınız ile bir araya gelip ve bu yıl farklı olacağına ant içmeye cüret edin.

Ve eğer hazırsanız, bu mesajı sokaklara yayın. Bu andan itibaren yeni yıla kadar, alemci arkadaşlarınız ile birlikte bir araya gelin ve bütün dünyanın görebileceği #BUYNOTHINGXMAS mesajlarını gururla taşıyarak New York Times Square – global reklamcılığın ikonik merkezi – etrafında tur atın.

Yılan yılı geliyor!

Adbusters tayfasından.
Çeviri: etilen