seni görmem imkansızın yarısı gaye su akyol demiştik, geriye kalan yarı da tuğçe şenoğul diyoruz. güzel şeyler yapan insanlar sanki her alanda güzel olmalıymış gibi; o da öyle. müziği zaten biliyoruz derken bir de başımıza resim ve fotoğraf çıktı. arka planda nar dinlerken fotoğraflara daldık. normalde fotoğraf başı ortalama 2 saniye kalırken burada dalıp gittiğimiz oldu, şarkı bitince farkına vardık. burnumuz tıkalıyken zihnimiz açıldı. sonra biz de soralım dedik. o şşt dedi. bırakın denemeye devam etsin. ama hep.

kimdir?
yükleniyor…

neden?
kafam kurumasın diye, beni sevsin diye, yapma dediler diye, oburluktan, bir takım sırlara ulaşma hayali ile, bilmem niye?

düşlerde ne var?
muhabbet, sohbet.

ne yapmalı?
korkudan uzak durmalı.

ilham verenler?
her an değişir.

ne okuyalım?
vücut dili.

ne dinleyelim?
her şeyi deneyelim sonra yine morphine dinleyelim.

ne izleyelim?
gökyüzünü, kuşları, böcekleri, kenarları, köşeleri, duvardaki resimleri, bakılması yasak/sakıncalı yerleri, burnunu karıştıran amcaları, naifleri ve tony gatlif filmlerini.

bize ne sorarsın?
ne kadar oldu olmayalı?
<etilen>olduğu kadar</etilen>

<etilen>bu soruyu kendin sorup, kendin cevaplar mısın?</etilen>
“”””- kim o?
– tık tık.