Anlayışın düzeltilmesi ve şeylerin gerçek bilgisine ulaştıran yol hakkında

[1] Tecrübe bana günlük yaşamda meydana gelen her şeyin boş ve önemsiz olduğunu öğrettikten ve ben, benim için endişe nedeni ya da konusu olan şeylerin kendilerinde iyi ya da kötü hiç bir şey içermediklerini, sadece aklımı belli bir şekilde etkilediklerini gördükten sonra, nihayet, aklımın her şeyi bir kenara bırakarak sadece ondan etkileneceği, kendini iletebilen, gerçek iyi bir şeyin varolup olmadığını; hatta, ortaya çıkarıp elde ettiğimde bana sonsuza dek sürecek, sürekli ve yüce bir sevinci tattıracak bir şeyin bulunup bulunmadığını araştırmaya karar verdim.

[2] Nihayet karar verdim diyorum çünkü, kesin olmayan bir şey uğruna kesin bir şeyden olmayı istemek, ilk bakışta tedbirsizlik gibi görünüyordu. Tabii ki saygınlık ve zenginliğin getirdiği yararları görüyor, ama kendimi ciddi bir biçimde yeni ve değişik bir şeye adadığım takdirde, bunların peşinden gitmekten kaçınmam gerekeceğini, ve kazara en büyük mutluluk saygınlık ve zenginlikte yatıyorsa, ondan mahrum kalmam gerekeceğini de görüyordum; ama bunlarda yatmıyorsa ve ben de tüm enerjimi bunları elde etmeye adamışssam, yine onsuz kalacaktım.

[3] Zihnimden şunu geçirdim: Acaba günlük yaşam düzen ve davranışımı değiştirmeden bu yeni projemi gerçekleştiremez, en azından gerçekleştirebileceğimden emin olamaz mıydım? Bunu çok kere denedim ama boşuna. Çünkü hayatta söz konusu olan ve insanların, davranışlarına bakılırsa, en hayırlı olduğunu düşündükleri şeyler şu üçüne indirgenebilir: zenginlik, saygınlık ve cinsel haz. Bu üçü zihni öylesine oyalarlar ki, bunların dışında hemen hemen hiç bir iyi şeyi düşünemez.

[4] Örneğin cinsel hazları ele alırsak, zihin bunlara öylesine bağlanır ki, gerçek iyiyi bulmuşçasına huzur içinde başka bir şeyi düşünemez hale gelir. Fakat cinsel haz sona erer ermez bunu derin bir hüzün takip eder. Bu zihni tamamen askıya almasa da en azından allak bullak eder ve uyuşturur.
Saygınlık ve zenginlik peşinde koşmak da zihni dışa çekmekte aşağı kalmaz ¹ hele bunu sonuncusu salt kendisi için isteniyorsa, çünkü o zaman en iyi şey olduğu zannedilir;

[5] fakat zihni en çok oyalayan (kendi dışına çeken) saygınlıktır: çünkü bunun kendine iyi olduğu ve herşeyin nihai amacı olduğu kabul edilir.
Ayrıca bunlar (zenginlik ve saygınlık), cinsel zevkler gibi, cezalarını kendi üzerlerinde taşımazlar; tersine, bunlardan ne kadar elde edilirse o kadar sevinç duyulur, bunun sonucu olarak bunları her gün biraz daha arttırmaya istekleniriz. Fakat kazara hayal kırıklığına uğrarsak, büyük bir üzüntü duyarız.
Nihayet saygınlık (gerçek iyinin arayışında), bizim için önemli bir köstektir, şu bakımdan ki bunu elde etmek için insanın yaşamını kitlelerin anlama yeteneğine göre yönlendirmesi, onların kaçtıklarından kaçıp, onların peşinden gittiklerinin de peşinden gitmesi gerekir.

[6] İşte bütün bunların kendimi yeni araştırmama vermeme ne kadar engel olduklarını gördüm; hatta o kadar zıt kalıyorlardı ki ya birinden ya da ötekinden vazgeçmek gerekecekti, kendi kendime neyin bana daha yararlı olacağını sormak zorunda kaldım…

Baruch Spinoza


¹ Latince’de Distrahit, İng. Distract fiili “oyalamak” diye tercüme edebilirse de, etimolojik anlamı “dışa çekilmek”tir ve Spinoza’nın söylemek istediği de “zihnin kendi dışına çekilmesi”dir.