Teşhis: Karasal Ruh Hali Bozukluğu

Ses.
Harfleri nokta nokta bir damakta çınlamadan yüksüğe isabet edebilmiş.
Kınını zorlayan bir bıçak gibi hançereyi yırtmadan çırpınıp kafeslere hapsolmuş, apaçık.
Sükûtun huzursuzluğunu bilenlerin pencereleri ardına kadar açık.
Geceyi en çok onlar sever, duyulmak istenmeyen ne varsa toplaştırılıp bir sofra kurulur.
Yanına bir bardak çay, paralar suyunu çekmediyse bir kadeh rakı konulur.
Bardağın dibine yaklaşılınca -şahidimiz yok ya- belki bir fotoğraf ile hemhâl olunur.

.
.

Ada vapurunda gözlüklü bir kadın, gözlüklü bir adam, siyah-beyaz.
Kadının saçları rüzgârda uçuşup gözlerine perde olmuş, adam mutlu görünmese de memnun,
gözlerinin güzel rengi siyahla beyazın arasında kaybolmuş.
Limanlara uzaklar, deryanın ortasında öylece durup martı seslerine kulaklarını tıkayacaklar
birazdan, biliyorum, eminim.
Eser kalmayacak o mide bulantısından, yosun kokusundan hatta bir kahkahanın sebebi
uzunca bir süre hatırlanmaya çalışılacak.
Deniz akar bir zaman ama kaybolmaz ya yerinden, ikisi de bu güvenli sularda;
İki ayrı uç arasında gidip gelmekte bir beis görmeyip salt bir kulak çınlamasına
razı olacak, biliyorum, eminim.

.
.

Fotoğraftakiler de yumdu gözlerini, dolu kadeh de boşalmayı bekliyor çekilmek için köşesine.
Tahammül sınırı asgarinin altında, açık pencereden birileri sesleniyor, rüyasında görmüştü.
Cevap verirse sonunun kötü biteceğini bildiği için cevap vermeyip ileri bir zamana erteliyor.
Bardağı düşünüyor, hayatı düşünüyor, dolmayan barajlara lanet okuyor…
Hayat dolu olmakla hayatını doldurmak arasında bir bağlantı olmalı fikri bu gecenin keşfi.
Dolduramadığı hayatının saydamlığına görünür bir renk katamamanın,
rakı bile suyu bulmuşken rengini alamamanın öfkesi yüzünde acınası bir kızıllıkla can buluyor.

.
.

Ses.
Harfler nokta nokta bir damakta çınlayacak birazdan, biliyorum, eminim.
Kınını zorlayan bir bıçak gibi hançereyi yırtacak, firari bir mahkum var bu gece, apaçık.
Pencereden gelen ses, yüreğime suysan atlayacağım zaten dibi yok bu dünyanın.

Bir cevap yazın