A.B.C VE BİLİNÇALTI  İŞGALİ

gözler önünde çok net bir şekilde sergilenen bu korkunç tiyatro büyük bir çoğunluğumuz için hiç zevk vermeyen bir provaya dönüştü. onları görmezden gelerek yaşamanın bu denli zorluğu, aniden aramıza karışıp bizi zorlanacağımız bir duruma sokmalarına göz yumacağımız anlamına gelmiyor.

evet, gösteri yıkımı, kanımızı emmek istiyor. nihai bir düşüş. ekranlarıyla her gün zihinlerimize sağladıkları tam erişim politikası. unutmayın, bizim daha çok ağladığımızı kanıtlayabilirsek, onların haklılığı dolaylı yoldan sekteye uğrayıp, koca bir paradoksa düşecek. şimdi televizyonu açalım. kimin ölüm haberini görüyoruz? onların tarafındaki insanların mı yoksa bizim mi? “hain saldırı sonucu 5 şehit asker daha…” evet, bu durum “terörist” olarak adlandırdıkları insanların ölümünü meşru kılmak için yatay bir zemini hazırlıyor. bu durum, “terörist” dedikleri insanlara karşı başlatmış oldukları algı operasyonunun görsel kanıtını sunuyor bizlere. bir kanal değişelim. kaçmamız mümkün değil. bir kanal daha. yalan duvarları. zap. zap. aynı örümcek ağının gölgelerine takılıyoruz. peki ya bir gün televizyonda, “terörsit”leri öldürdükleri için kendi askerlerine söverken yakalarsak onları,o zaman ne olacak? işte o zaman sıçtık demektir. yeni sistem yaratımı. eskisini yok et. önüne ne çıkarsa yok et. oluşumu dönüştür. yapıcı yıkım. unutmayın ki bir devlet kendi yarattığı “terör” örgütünü ne kadar çok okşar ve onu ne kadar çok “içinde bulunduğu durumdan” kurtarmaya çalışırsa, dünya politikası gözünde de o kadar çok prestij kazanır. peki bu sorunun temelini oluşturan virüs ne? televizyonun icadı mı? hayır, bununla yetinemeyiz. tüm kitapları ve yazılı tarihin iliklerini de eklememiz gerekecek. bu çok mu paranoyakça oldu? bizi buna sürüklüyorsunuz, başka şansımız yok. paranoyanıza güvenin, onu dinleyin, size bir şeyler anlatmaya çalışıyor!

bir gazete okuyorsun, artık çok geç. facebook da ufak bir gezinti, yakalandın. bir tweet ya da görsel bir araştırma. bundan kaçamazsın. bırak zihnine erişsinler. buna izin ver. onlar ne isterse onu düşüneceksin. sen onların hayal gücünün bir parçasısın. onlar ne hayal ederse onu hayal edeceksin. onlar neyi arzularsa onu arzulayacaksın. onlar ne içmeni isterse onu içeceksin. onlar neyi sevmeni isterse onu seceksin. onlar neyden nefret etmeni isterse ondan nefret edeceksin. onlar kimi sikmeni isterse onu sikeceksin. onlar tarafından onların gölgesine dönüştürüleceksin. -bunu hiç fark ettirmeden yapacak olması, işin en ürkütücü tarafı. reddettiğini zannediyorsun, aslında reddediyorsun da; ama onlar bunu istediği için yapıyor olduğunu anladığında kafanda tetiği çekmek üzere olduğun ucuz bir silah olacak.

bu koşulsuz savaşın kıyılarında kendimiz için kabullenebileceğimiz hiçbir galibiyet yok. ama o piç kurularının bilmediği tek bir şey varsa, bizim yaşam tarzı olarak benimsediğimiz sapkın silahın, onların asla tadamayacakları bir şehveti kanımızda dolaştırıyor oluşudur.

il_570xN.796264188_j4qw

Ç.D.E VE BİR “FAKTÖR” OLARAK CANLI BOMBA

Patlayan bombalar toplumun damarlarında renk değiştiren mürekkepler gibi belli ediyor kendini. Nereye gitmesi gerektiğini çok iyi bilen, konsantre edilmiş, asosyal bir canlı bomba saldırısı. En basit haliyle gözlerin hala algılayamadığı şey, artık dünyada “suçun” ya da “terörün” bombalı saldırı şeklinde fiziki formla buluşmadığıdır. Şuan var olan savaşların bilinçaltı üzerinden, reklamlar üzerinden, diziler üzerinden, mağazalar üzerinden, ilaçlar üzerinden döndüğü bilinmesi gereken NET bir gerçektir. Kontrol, panik yaratmayacak şekilde ehlileştirilmiş ve sıradanlaştırılmıştır. Bombalar, dünya çapındaki korku iradesini, öğretilmiş çaresizliği ve polis devletini güçlendirmek için patlıyor. Bir yerde bir bomba patlar ve insanlar ölür, kolay ve sessiz bir denklem. Bu patlamanın boyutları ve acıları Hiroşima’dan el bombasına kadar boyutlandırılabilir; ama önemli olan kısmı, patlamanın arkasındaki göz boyama ve “harekettir.” Hareket, yeni bir müziğin piyasaya sürülmesi, sınırdan geçen 2 trilyonluk kokain, bakanlar kurulu anlaşması, yeni bir bombanın testi, yeni bir “insan testinin” ürünü olabilir. Hareket bunların hepsi olabilir, ama hareketin olamayacağı net şey “terör saldırısı”dır. Yıl 2016 ve kabul etmek istemesenizde terör örgütü diye bir şey kalmadı. Hareketi renklendiren ve sis bulutunu biraz daha aşağıya çeken silahlı “faktörler.” Terör örgütü dediğiniz, patlama dediğiniz şey, HAREKETİN GÖRSEL İLLÜZYONU için ortaya atılmış renkli FAKTÖRLERDİR. Bu faktörler elbetteki toplumun farklı kesimlerinin farklı duygularını harekete geçirir. Milliyetçilik-nefret, propaganda, solcular için yeni eylem imkanı ve “hükumet istifa” safsatası. Faktörler bu aşamada hala etkili ve iş görür duruyor. Hareketin illüzyonu için acısız bir geçiş. İndirgenmiş toplumu kandırmak için fiziksel bir sistem. Ama elbetteki FAKTÖRÜN gelişmesi gerekecek; gelecek için hastalık virüslerinin yaptığı gibi direnç kazanmış toplum metabolizmasına karşı daha zekice şeyler sunmalı. Yeni bir görüntü çılgınlığı. İnsanlar ölüyor. İnsanlar ölüyor. Ses çıkartmazsan, en azından kendi sesini duymazsın.
06.00-00.00 arası çalışan bir metro yürüyen merdiveni. Yeraltının midesine inen basamaklar. Konsantre edilmiş insan yığınları. Bombalamanın saatini tiktak ettiren, binyıllardır “yönetim hazzı”nın alt tabakasını oluşturan topluluklar. Kalabalık olacaklardan habersiz aşağı iniyor. Kalabalık olacaklardan habersiz karşıya geçiyor. Kalabalık olacaklardan habersiz kırmızı ışıkta bekliyor. Kalabalık olacaklardan habersiz hesabı ödüyor. El yapımı bir bomba. Takip edilemez. Saatli ve parça tesirli. 34 ölü. Hayatının son anlarını aşağı inerek, akbil basarak, karşıya geçerek, kırmızı ışıkta bekleyerek harcayan indirgenmiş toplum. Metroyu durdur, iş yerlerini kapat (bunun anlamı ülke çapında genel af’dan öte bir şey olmalı), kırmızı ışıkları ortadan kaldır, insanlara gerçekleri ANLAT, bilinçaltını serbest bırak, rollerini oynamamalarını söyle, “artık buna ihtiyacınız yok, elektirik faturanızı ödemeden de yaşayabilirsiniz.” devletler arası gizli bağları ve teknolojik iğneleme deneylerinden vazgeç. bize bunu yapmaktan vazgeç. nehrin akmasına izin ver. düşünmemize izin ver. rüyalarımızın (yani bilinçaltımızın) bize ait olmasına izin ver. görsel ve işitsel paydanın ağırlıkta olduğu imgesel terörizminden ve dünyanın damarlarına işlemiş yönlendirme oyunundan vazgeç. işte o zaman geriye hiçbir bomba kalmayacak. hiçbir yıkım ya da can alıcı bir olay. MAKİNAYI DURDURACAK HATALI BİR PARÇAYA DÖNÜŞMEMİZ GEREKİYOR AMA ÖNCE O MAKİNANIN ÜRÜNÜ DEĞİL, BİR PARÇASI OLMAMIZ LAZIM!

indir (5)

(devamı gelecektir)