taraf tutamama rahatsızlığı

eskiden daha rahat bir insandım. insanlar hakkında “sen haklısın” veya “sen ise tam bir orospu çocuğusun” gibi cümleler kurmakta zorlanmazdım. eskiden daha rahat bir insandım, çünkü söylediklerimin, savunduklarımın ve eleştirilerimin doğruluğuna olan inancım tamdı. insanlar ayrımcıydı, insanlar yobazdı, insanlar satılıktı, insanlar insanları sevmiyorlardı. eğer a doktrinini doğru buluyorsam ve b doktrini a nın karşısındaysa b nin herhangi bir düşüncesine hak vermem imkansızdı. herşeyi reddetmek, herşeyi kabul etmek, tam güven veya tam güvensizlik duymak çok zor değildi.

daha sonra, benimle aynı şeyleri düşünen çoğu insanın kendilerine yarattıkları romantik dünyada, tüm gerçekliklerden kendilerini koparmış, sonuçsuz, anlamsız ve ayrıca kendilerine ait olmayan düşüncelerle birlikte ancak bir gerizekalının hissedebileceği boş bir mutlulukla hayatlarını sürdürdüğünü gördüm. daha sonra zaten güvendiğim bir kısım dağlara kar yağdı, beni o karlı dağlardan çok başka insanlar kurtardı.

sonra mesela cemil meriç geldi, “ideolojiler idraklerimize giydirilmiş deli gömlekleridir.” dedi, beni kendi içime bakmaya zorladı. artık düşünce sistemleri ya da şahıslar önemli değildi, fikirler ve hareketler önem kazanmıştı. herkes doğru davranıyordu, herkes hata yapıyordu, herkes bencildi, herkes fedakardı herkes satılıktı, herkes onurluydu ama en önemlisi herkes insandı artık. ayrımcı olanın ve yobaz olanın kendim olduğuna karar verdim daha sonra. bunca yıl eleştirdiğim insanlar kana susamış yaratıklar değildi. keşke öyle olsalardı da öldürseydik hepsini ama malesef değillerdi.

ben değiştim mi? değiştim evet. taraf tutamama rahatsızlığına yakalandım. insana insan olduğu için değer vermenin tek çözüm yolu olduğunu farkettim bir an. hem de herşeyin çözümü. sonra yine o görüntüyü kaybettim. ama bir an bunu çok net farkettiğimi hatırlıyorum.

1 yanıt: “ taraf tutamama rahatsızlığı ”
  1. ben de benzer bişey düşünüyodum yakın zamanda. murat belge’nin taraf’a geçmesiyle ilgili olarak. “düşünmek, taraf olmaktır” diyor gazetenin sloganı. tabii ki “türkiye türklerindir” kadar kanlı bir slogan değil. ama düşünmek taraf olmamaktır. insan hayatı tektir; kimsenin gittiği yoldan gidemezsin. düşünmek, taraf olmamaktır. düşünmek kendi tarafını yaratmak, kendi yolundan gitmektir. ötekisi seçmek/oyvermek falan filan fasafiso, düşünmek o kadar kolay değil. bernard shaw mı demişti, yaklaşık şöyle bişeydi: “Yılda üç veya dört kereden fazla düşünen çok az kişi vardır. Size bunu söyleyen ben bile ünümü haftada iki veya üç kez düşünmekle yapmışımdır.”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir