Menü Kapat

Tanrısal Nedensellik Üzerine: Spinoza ve Ethica

Günümüzde her şeyin oluş nedenini tanrısal bir güce bağlamaya meyilli insanlar oldukça fazla. Bu durum kimi zaman aile ile kimi zaman da sıradan bir arkadaş toplantısında tartışma konusuna dönüşebiliyor. Özellikle “hayırlısı neyse o olsun”,”olacağı varmış demek” gibi kalıplara sıkıştırılmış ve tartışmaya dönüştüğünde kendini inanması zor bir hale dönüştüren bu düşünce toplumun akıl temellerini ufak ufak kemirip bitirmekle meşgul. Düşünmeye olanak vermeyip nedensellik ilişkisinin temellerini yaratıcının insiyatifine bağlanması ile çıkan tartışmalara Spinoza da başyapıtı olarak anılan Ethica adlı kitabında yer vermiştir.

Tanrının eğilim duyduğu bir gayeye göre hareket ettiği doğruysa, bundan zorunlu olarak şu sonuç çıkar ki, Tanrı eğilim duyduğu ve yoksun olduğu bir şeyi arzu ediyor demektir ve her ne kadar kelamcılar(ve metafizikçiler) ihtiyaç veya yoksunluk gayesiyle benzeyiş ve özümseme gayesini ayırıyorlarsa da bununla birlikte onların hepsi Tanrının her şeyi kendisi için yaptığı, yoksa yarattığı şeyler için yapmadığı, çünkü yaradıştan önce gerçekten Tanrıya işleme ve tesir etmede gaye hizmetini görebilecek Tanrı dışında hiçbir şey atfetmedikleri noktasında birleşirler; bundan dolayı onlar zorunlu olarak, Tanrının kendilerin ulaşmak için araçlar kullanmak istediği ve elde etmeyi arzu ettiği birtakım şeylerden yoksun olduğunu kabul etmek zorundadırlar. Bu meydandadır. Hele hatırlatmayı unutmamalıyım ki, bütün şeylere bir gaye-neden vermek yetilerini ilan etmek isteyen bu gaye-neden doktrini güdenler varsayışlarını kanıtlamak için yeni bir akıl yürütme, ya da hüküm verme tarzı tasarladılar: bu da imkansızlığa değil, fakat bilgisizliğe irca yolu idi. Böylece bilgisizliğin gerçekten onların sistemlerinde temel olduğunu gösterdiler. Diyelim ki bir evin damından bir kiremit düşerek bir adamın başını yarsın ve adamı öldürsün, onlar size gaye-nedenlerinin sitemiyle bu kiremitin bu adamı öldürmek için düştüğünü kanıtlayacaklardır; zira sonra size diyeceklerdir ki, eğer bu kiremit gerçekten bu adamı öldürmek için Tanrının iradesiyle düşmemişse, rastgele olarak onun düşmesi için bunca şartlar nasıl bir araya geliyor? Siz onlara cevap vereceksiniz ve sadece ölmüş olan adam sözü geçen evin damı altından geçerken rüzgar estiği için bu iğreti olayın olmuş olduğunu  söyleyeceksiniz, fakat onlar bununla kanmayacaklar, o sırada niçin rüzgar estiğini ve rüzgar estiği sırada insanın niçin orada geçtiğini size sormada ısrar edeceklerdir. Ve siz bir gün önce, hava oldukça sakin olduğu sırada deniz kabarmaya başladığı için rüzgar estiğini; sözü geçen insanın hayatının uğursuz bir anında oradan geçtiğini, çünkü bu yolun kendisini bekleyen bir dostuna gitmek için en kısa yol olduğunu söylemekle bundan kurtulmuş ve onlarla uyuşmuş olmayacaksınız. Onlar yine kendilerine denizin niçin kabarmış olduğunu ve bahtsızın neden dostu tarafından tam o günde çağırılmış bulunduğunu açıklamanız için size yükleneceklerdir. Zira onların soruları sonsuz olarak uzayacak ve gerçekten onlar bu suretle, sizi bilgisizliklerinin dayanağı olan Tanrının iradesini ileri sürmeye götürünceye kadar nedenlerin nedenlerini sorarak takip edeceklerdir.

Nitekim insan bedeninin yapısını gördükleri zaman budalaca bir hayrete düşerler ve şüphesiz o kadar güzel bir düzenlemenin sebeplerini bilmemelerinden dolayı bu bilgisizlikleri onları bütün bunun asla mekanik kanunlarına göre yapılmış olmadığını, tabiatüstü ya da Tanrıya ait bir sanatın eseri olduğu sonucunu çıkarmaya götürür. Bu tabiatüstü sanat onlara göre bütünü düzenlemeye o kadar elverişlidir ki, bu bütünün parçaları zarar vermeksizin birbirlerine uygun gelirler.

Böylece her kim bir budala gibi hayrete düşecek yerde, tabiat şeylerini bilgince bilmeye kendini verirse, çoğu kere bir müşrik ve dinsiz diye karşılanır ve halkın Tabiat ve Tanrının yorumlayıcıları gibi hayranlıkla baktığı kimseler tarafından böyle oldukları ilan edilir. Onlar çok iyi bilirler ki bilgisizliği yıkmak budalaca hayreti yıkmaktır. Yani onların biricik akıl yürütme ve otoritelerini koruma amaçlarını yıkmaktır.

Benedictus Spinoza – Ethica

 

etilen sosyete . 2003 - 2017 . eskişehir

copyleft. hiçbir hakkı saklı değildir.

paylaşım