Menü Kapat

Tanrı bize küstü

Koca bir hikaye kitabıydık biz, sayfaları kirli
kirlendikçe çocukların büyüdüğü
kirlendikçe üzerimizin örtüldüğü karanlık bir kitap
Herkesin satırı sahibinin hevesleriyle süslenmiş bu kitapta
her kelime parlatılıp cilalanmış
herkesin olmasını istedikleri varolanların yerini almış
karanlık unutulmuş yine
–Gözlerim bozuldu artık
göz gezdirirken başlıklara,
kitaptaki yerimi bulmaya çalışırken
tükendi gözümün feri bu karanlıkta
Kaçmak istedim
kaçayım derken tosladım hep uzun cümlelere
İnsanlık sahaflarından kaçan ben
eskitmeyi bilmezken
eski ve yeni farkıyla dillenen yaşlı yazarlara rastladım
İki lafı bir arada tutamayan ben, yine kaçtım
Daha cümleleri bir araya getiremezken
pek çok kez susturuldum
Bu sefer de
her şeyi yiyip bitiren efendilere
baş buyuran aç gözlere kaldım.
–Gezdim sayfa sayfa, atlayamadan korktuğum sayfaları
mecburi kılmıştı herkes hayatını başkalarına.
Herkes karıştı birbirinin sayfasına
duymaya değmezdi kahkahalar
herkes alıştı büyük acılar duymaya
alıştık sona yaklaşmaya, yokoluşa
Sonuna vardığımızda ne olacak biliyor musunuz?
…ben de bilmiyorum, kimse bilmiyor
Tek bildiğim bunca karalamanın hepsi şüphesiz
dönmemiz için yolumuzdan;
Tüketen halkların fırsatçı provakatörleri, liderleri
Otoriter psikoloji bilinçleri ya da zorbaya hak veren konformistleri
Sayfaların gölge altında saklanan tüm iğrençlikleri
Hepsi bu kitabın sonuna varabilmek için.
–Sona yakınız
Hiç soramadan ve hiç sıra alamadan
o devasal kurumlarda öleceğiz.
Yazıyor işte bunların hepsi, bakmayın öyle
Boşa yazılmış demek ki kitaplar
Bizim kitabımız bir, aklımız her daim selim tabi.
Çok gecikmez tepkileriniz, biliyorum
Boşuna yerimi aramamalıyım burada
devlet sinemalarına kaçak girer gibi
Boşuna tüm yazılanlar, boşuna tüm bu çaba
–Çok gecikmez, kadrolu eleştirmenlerimiz yerini almakta,
biliyorum artık öğrendim.
Yasaklı cümlelere adalet(imizi) getirmeli
her konuya değinmeliyiz sayfalarda yalandan da olsa
Şikayetim yine oturduğum koltuklarla götüm arasına
sıkışıp kalacak,sesi çıkmayacak
Pantolonuma yapışan sakız gibi hep küçük düşürecek beni
Göze alsam bile onca ayıbınızı bulmayacak yerini artık
Boka batacağım günden güne her denememde
Nitekim taşlar düştü kafamıza zaten, elmalar değil
–Korkulan ve tereddütlerimiz yerine
unutulan memnuniyetsizliğim değil ölümler oldu yine
Kin hiç uyumazken ölüm alarmlar gibi
Ertelendi hep düşünceler içinden
Acıtmadı ölümler bir anadan bir yardan fazlasını.
Alıştı kanında taşımaya insanlar
anlatamadığı çürümüş duyguların tadını
Ağız birliği yaptık, yaşam mücadelesi oldu katliamların adı
Hükmeden herşeye de düştü süslü bir isim
–Durmadı dünya
döndü döndü ve başımızı döndürdü
Direndi, çokça öldürdü ama ölmedi insanlık
Meleklerin kanatlarına sıçradı kan, kaçıştılar
Tanrı küstü evrenin karanlığına ve bize
Demek istediğiniz eğer bu ise
belki haklısınızdır, insanlık ölmedi
Sadece Tanrı bize sırtını çoktan döndü

etilen sosyete . 2003 - 2017 . eskişehir

copyleft. hiçbir hakkı saklı değildir.

paylaşım