tahtacı fatma süha arın‘ın belgeseli. süha arın 70’lerde toroslarda yörüklerin belgeselini çekmek üzere dolaşırken tahtacılarla karşılaşıyor ve o görüşmede kendilerinin belgeselini çekmeye karar veriyor. aldığı borçlarla güç bela çekiyor bu harika belgeseli. 30 dakikanızı ayırın, ardından ekranı kırılan iphone’unuza, ya da alamadığınız x ürününe üzülmeye ve depresyona girmeye devam edebilirsiniz. ayrıca belgeseli izledikten 34 yıl içinde ne olduğunu oda tv’nin fatma röportajından öğrenebilirsiniz;

ayrıca sene 1979 toroslarda bir dağ başı ortaokulu yeni bitirmiş çocuk haksızlıklara isyan ediyor, eğitim sistemindeki çarpıklığın farkında. ayrıca bir emekçi hak diyor, hukuk diyor, sendika diyor. yıllar yılları kovalıyor sene 2014; 35 yıl sonra soma’da bir madende emekçiler kara toprağın altında diri diri gömülüyorlar ve başbakan diyor ki “bunlar olağan şeylerdir, literatürde iş kazası diye bir şey var” ve aynı sene gençlik ve spor bakanı evrimi ve bilimi savundukları belirten öğrenciye “Evrimi tabii ki sansürleyeceğim. Sen evrime mi inanıyorsun? Maymundan mı geldin? Yukarıda Allah var” diyor.


Benim adım Fatma Şimşek. İlkokulu bitirdim. 12 yaşındayım. Babam tahtacılık yapıyor. Annem hasta olduğu için ormana gelmiyor. Genellikle köyde kalıyor, annem yokken burda işleri ben yapıyorum. Ağacın çok işleri var adamı yoracak. Ağacı yıkıyon, metreylen ölçüp kesiyon, kabuğunu soyuyon, odunları topluyon, odunları çekiyon, tomruğunu çekiyon, teslim ediyon bir sürü işi var.

Patates yaparım, fasulye, makarna, pilav. En çok sevdiğim yemek, et, fasulye, piyaz bunlar. Lokantadaki yemeklerin hepsini severim.

Gördüğüm en güzel rüya, annem, babam, ben bir yolda gidiyorduk. Arkamızdan küçük boylu bir dede geldi. Bir ağacın dibine durduk. Ağaç üstümüze eğilip eğilip kalkmaya başladı. O dede “yanıma kaçın” dedi, “ağaç üstünüze göçer” dedi. Ordan geçtik, eve vardık, uyanıverdim.

İlkokulu bitirdikten sonra ortaokula girmek istiyorum, ne babam vermez. Annem hasta en büyük ablam da yok, evin işine kim bakacak?

Ben böyle göç etmeyi sevmiyorum. Hemen rezil oluyor, her yerden her yere göç. Bir yerde durdun mu durmalısın. Bir yerde durdun mu bir gelirin olmalı, yeyip yeyip yatmalısın. Ben devamlı bir yerde kalmak istiyorum bir evim olmasını istiyorum.

Ben hayatımda hasta olduğumda ağlarım, abim döver ağlarım, annem azarlar ağlarım. Babam hiçbir şey yapmaz, babam beni çok sever.

Okusam öğretmen olmak isterdim. Öğretmen olmak iyi, maaş aylık alıyorsun. Doktor da olsam olurdu. En istediğim şehirde yaşamak. Orda aylıklı bir memur olucan şehirde yaşayacaksın. Şehirde rahat ediliyor dağdaki gibi irezil olunmuyor, hem de aylık alıyorsun, memur oluyon para kazanıyon.

Biz aylıklı değiliz ki biz ormanda çalışıyoruz. Onlar şehirde. Devlet bizi ne etsin? Biz ölesiye ormadan yaşarık.