Etiket: yıkım

Yıkım Kimliksiz

Önceden beri yapılara karşı oluşturup geliştirdiğimiz yapıların niteliklerini belirleyek oluşturduğumuz kimlik meselesini biraz açmak isterim. Kimlik kelimesinin tanımını kendi kelimelerimle yapacak olursam, o nitelik demektir, ruh demektir, orijinallik değil özgünlük demektir. Kendini bilmek demektir. Kendini bilen kendine has evler, dükkanlar, kitapçılar ve çarşılar ile nitelik kazanan çevremiz; ne evsiz, ne ibadethanesiz ne de okulsuz kendisi olabilir diye düşünürüm. Hatta şu an ki aynıkalıp okullar bile birbirinin aynısı gibi gelmez gözüme, ya tabelası farklıdır ya da boyası farklıdır. Tabi görünenden fazlası detayında saklıdır. Okulun boyasını atandan, tuğlasını döşeyeninden talebelerine kadar tutarsak epey farklıdır.

Şöyle bi geri çekilip bakıncada farklıdır. Yanında ibadethanesi, çok katlı evleri, bunları güzelce ayıran kaldırımlı sokağı ve sokak lambaları vardır. Yollar asfalt grisindedir diğer asfaltlar gibi, ibadethanesi taştan bahçesi kavak ağaçlıdır. Asfaltlı yoldan gelip geçerken altında durduğun kavağın dalını şöyle yolun üzerine uzatıp durması o kavağa özelmiş gibi gelir. Çok katlı evlerin dış kaplaması o evde özeldir, girşindeki kırık posta kutusu ona özel, asfalttaki çukur oraya aittir. Kendisinin aynısı yerlerden deforme oluş, eğik duruş ile sıyrılır gözümde.

Biraz daha uzaklaşıp evimin çatısından bakınca çok bir fark yoktur aslında. Ne okul ne evler ne de dükkanlar fark edilir, hiçbir fark yoktur gözümde, bir an için çatıları sayarken gözüme kiremitler ilişir ve biraz uzaktakinin daha yeni temizlendiğini, onun biraz ötesindekinin epey eski olduğu. Sokakların yarattığı izler baktıkça boluklaşır,boşluklar büyür, ardından boş arsalar görünür. Birkaç tanesi moloz ve atıklarla dolmuş beklemektei bazıları temizlenmiş yeniden doldurulmanın hazırlığında. Epey boş kalmış olmalı ki sıcak ve yoğun toz dumanları yükseliyordu. Dumanlar görünümü kapattı.

Dumanlı hava sahası bir yanda dursun molozlu arsa da farklı görünür. Molozlu arsanın köşesinde sokak kaldırımları tozlu, asfaltın oluklarında taş parçaları vardır. Sokakta hiç kavak ağacı yoktur ama dükkanların tentesi bir nebze bulunur. Arsanın bitişiğindeki evler biraz hasar görmüştür ama ayaktadır. Kaldırımdaki tozlar topraklar süpürülür. Taş parçaları sağa sola itilip araba yolu temizlenir. Asfaltın çukurları açığa çıkar. Sokak temizlenir, köşebaşından izlediğim ev yıkıntısı durur öyle.

Ayağımı yola atıp yıkıntıın sınırında durup karşıya bakarım. Tanımaya çalışırım, ayaklarımla biraz itekleyip molozları karıştırırım. Kırık ayna parçaları, kurumuş boya parçaları, ahşap parçaları gördüm. Her bir parça epeyce farklı şekilde duruyor. Her biri kendine has olmuş, parçalanmış ve dağılmış. Nedir ne değildir anlamak mümkün değil. Yıkıntının içine adım atılmaz halde. Her parça karmaşa içinde yeni bir okul oluşturmuş gibi. Tuğlasını kıran yeni bir usta, boyasını kıran yeni bir boyacısı, aynasını kıran yeni bir talebesi var. Biraz eğilip kırık aynayla bakınca da arkası gözükür. Arkada durduğum köşebaşını ve geldiğim sokağı görürüm, biraz daha uzakta az önce oturduğum çatıyı. Yıkıntıdan baktıkça her şey aynı gözükür gözüme,yıkıntıya baktıkça bambaşka bir manzara. Yıkıntının içinde bilinmezlik, sıradanlık ve ruhsuzluk. Yıkıntılara baktıkça kimliksiz yıkımlar görürüm.

ben tolman, detaycılığı, sabrı ve yeteneği ile kendisine çok net eyvallah dedirten arkadaşlardan. 180×121 cm. boyutunda günde 10 saatten fazla harcayıp 6 ayda bir işini çıkartabiliyor. insanlar ve inşa edilmiş çevrenin birbiriyle ilişkisi – sosyal, ekonomik ve toplumsal çizgiler maksimum detayda incelediği çalışmalarını bakıp geçmek ile bırakmayın. unutmayın biz de çizdiklerinin bir parçasıyız.

ben tolman

her ne kadar biraz veri desteği ile daha çarpıcı olabileceğini düşünsem de bu hali de görmezden gelinen bazı şeyleri fazlasıyla açık ortaya koymuş. doğal yaşamı yıkıp istanbulun göbeğinde doğal yaşam alanı oluşturduğunu iddaa eden şirketlerinizle yıkılacaksınız.

508317166_1280x544

AKP’nin 12 yıllık iktidarı süresince yürüttüğü ve büyük bir gümbürtüyle çökmesi kaçınılmaz olan neoliberal politikalar ve inşaat odaklı ekonomik büyüme stratejisi, bir yandan milyonlarca insanın yaşadığı mahalleleri yabancı ve yerli sermayenin birer yatırım aracına dönüştürürken, diğer yandan kentlerimizin, ormanlarımızın, sularımızın, genel olarak yaşam alanlarımızın talanına, emekçilerin örgütlenme haklarının ellerinden alınarak güvencesiz ve güvenliksiz çalışmaya mahkum olmalarına neden oluyor.

Yönetmen: İmre Azem
Yapımcı: Gaye Günay
Kurgu ve Müzik: Kaan Çuhacı

bay perşembe . rafet arslan

bay perşembe

Rafet Arslan, 12 Mayıs 1972, İzmir-İstanbul ve göksel tüm sistem. Kavramsal Sanata, disiplinler ötesi bir bakış atan yazar-eleştirmen-güncel sanatçı-kolaj işçisi-performansçı… Sürrealizm,Yeni Dalga Bilimkurgu ,Erekte Şiir, Mutant Sanat alanlarında aktif. Çağdaş Sanat Manifestoları (6:45 Yayın-MAyıs 2010) kitabının yazarı.

böyle tanıtıyor kendisini. sayfa sonundaki linklerden görebileceğiniz gibi; yeterlimi siz karar verin. en son ortalığı yıkıp geçmişti duyurduğumuz üzere. fazla güzel insanlardan, fazla vakit kaybetmeyin, hayal kurun ve inceleyin. biz sorduk o muhtemelen bu soruları cevaplarken de bir şeyler yaptı ya da yapacak bir şey bulamadı.

bay perşembe kimdir?
İzmir’de doğmuş bir göçebedir ve kendince bir yazı-düşleme makinesidir. Kurgusal dünyada çok güçlü, pratik hayatta dalgın ve şaşkındır genelde. Eylül’ü özlemekte, sık sık kendini Rafet Arslan olarak düşlemekte ve yalansız yaşamak istemektedir.

neden?
Çünkü yapçak bir şey yok, çünkü kafa hiç durmuyor, başka türlü olmuyor; busun ve bunu yapıyorsun. Sözcüklerle kavgam şiire, kolaja, öyküye, resme, nesneye, sese kaydı ve dönüşü olmayan bir kara-maddeye yazgılı. En azından kendi ile kavgalı bir barışıklık ve sonsuzlukla 1 olma özlemi.

düşlerlerde ne var?
Düşten çok kabus var bende genel , brutal, ağar..

ne yapmalı?
Maya takvimindeki 5. Güneşin işaretlerini takip etmeli, yeni kıvılcım haritaları yapmalı. İsyanı sevmeli ve ona alışmalıyız. Protestoculuk hepimizi küflendirdi.

ilham verenler?
5 “B” saplantısı var bende: Benjamin, Breton, Ballard, Baudrillard, Blanquie

ne okuyalım?
Açıklayıcı bilgiler el kitabı (Cortazar), Kara Bahar(Zürn), Siyah hatıralar denizi(Açar), Yakın geleceğin mitosları(Ballard), Buz(Kavan), Kızıl Ot (Vian) ve her daim Maldoror Şarkıları.

ne dinleyelim?
Döngüsel şeyler dinleniyor bende. King Crimson, Portishead, Amon Tobin, Patti Smith gibi gibi..

ne izleyelim?
Fernando Arrabal’dan ne bulunuyorsa.

bize ne sorarsın?
Sosyeteye ne zaman girebileceğim?
<etilen>ya dışındasındadır sosyetenin / ya da içinde yer alacaksın / kendin içindeyken / kafan dışındaysa … </etilen>

<etilen>bu soruyu kendin sorup, kendin cevaplar mısın?</etilen>
Başka bir hayatı geri alacağız-derken, nedir o başka hayat?
Bilmiyorum, hiç bilmediğim bir hayat.

yıkım’ın manifestosu

yıkım 2011

yıkım 2011

Bu manifesto ile herkese bildiriyoruz ki ;

Bizler yeni varoluşun embriyolarıyız ve eskinin yıkıntıları altında ezilmekten korkmuyoruz !

Hepimiz yalıtılmış zavallılar olduğumuz kadar düşsel firarileriz! Hepimiz çaresiz korkaklar olduğumuz kadar zehirli bitkileriz !

Ahmak ve bayağı tutkuları olan obur banker azınlıklarla, borca ve dışkıya batmış doymak bilmez kıskanç çoğunlukların varolma çabalarına karşı,

eğlencenin kemirgen vampiri ile aklını ve savaşların şatafatlı bombalarıyla ruhunu yitiren halklara karşı,

maksimum güvenlikli sistem koruma kalkanları, şifreli yaşamlar ve korkunun paranoyasına karşı,

satıcı-müşteri sevişmeli sanata ve paylaşılamayan akımlarına karşı,

sentetikle büyüyen yeni yetme siber savaş tayfalarına ve afyonla serpilen siber kişiliklere karşı,

merkür venüs mars projeleri ve elektronik hükümranlıklara karşı,

radyasyon yağmurları ve organik mısır tarlalarına karşı,

bitki-hayvan ve kürk manto üretim çiftliklerine karşı, uyuşturucu kuşağı, darbe kuşağı, liberal kuşağa karşı,

cübbe sarık ve beyaz gömlek kravatlara karşı, erotik olmayana ve cinsel haritalara karşı,

bin çiçek açan kültür devrimleri ve emek tapınaklarına karşı,

reklam tüketicileri ve bandolara karşı, cam kuleler ve robot savaş birimlere karşı,

vizyon-misyon ve kutsal kitap şifrelerine karşı,

dev hapisaneler marketler ve dev super nova patlamalarına karşı,

hadron çarpışmaları ve yapay dna’lı benliklere karşı,

erosun dişil hatları ve ruh cinayeti işleyen ahlakçılara karşı,

manyetik alan teorileri ve casus uydulara karşı,

idealar ve statik tüm ütopyalara karşı

Yıkım ve Estetik şiirsel Varoluş !

Yaprak Gözeker

yıkım . destruction 2011

destruction

Yıkım/Destruction 2011, 2010 yaz aylarında ülkenin ilk kolektif-avangard inisiyatifi Sürrealist Eylem Türkiye içinde ekolojik yıkım, Maya takvimindeki 5. güneşin gelişi, küresel kapitalist hegemonyanın geleceği, 3. Dünya Savaşı, Babil kehanetleri üzerine başlayan tartışma ve bu süreçten çıkan çağrı metni ile yola çıkmış, tamamen bağımsız bir sergidir. Serginin konsepti doğrultusunda, yurtiçi ve dışından yaklaşık 60 sanatçının, çoğunluğu direkt sergi için üretilmiş ya da ülkede ilk sergilenecek yapıtlarından oluşmaktadır. Performans geceleri, tartışma metinleri, blog, forumlar, film gösterimleri ile beslenen bir kampanya olarak yatay bir biçimde örgütlenmektedir.

Sergi künyesi/Exhibition Description
Sergi adı/Exhibition Name: Yıkım 2011/Destruction 2011
Sergi tarihi/exhibition date: 12 Mayıs/27 Mayıs 2011
Koordinatörler/Coordinators: Alper T. İnce& Rafet Arslan
Açılış/Opening: 12 Mayıs saat: 18:30/ 12 May 6,5pm
After Party: saat:22:00/10pm, Peyote

www.destruction2011.com

Yan Etkinlikler/Supplementary Activities:
-Gösterim/Film-Video Screening: Yıkım Kadrajları-Destruction Frames/Yeşilçam Sineması (14 Mayıs 2011)
-Forum: Uluslararası Yaşayan Gerçeküstücülük Paneli – International Panel on Living Surrealism/ Depo (14 Mayıs 2011)
-Forum:Yıkım Tartışılıyor- Destruction is being discussed- Fırat Arapoğlu, Emre Zeytinoğlu, Murat Germen, Burçak Konukman, Rafet Arslan /Depo (21 Mayıs 2011)
perfomances, street actions…

Katılımcılar/Contributors
Ali Mete Sancaktaroğlu
Alt Komşu
Athens Sürrealist Group
Basako
Bora Şimşek
Bounty Kill Art Group
Burçak Konukman
Bülent Demirağ
Carlos Martins
Carmen Sober
Ceren Fındık
Eric Bragg
Erman Akçay
Fulya Çetin
Gaye Su Akyol
Grupo Surrealista del rio de la Plata
Hakan Gürsoytrak
Hakan Orman
Horasan
Hüseyin Uğur
İrfan Önürmen
Marina Grzinic& Aina Smid
Martin Sastre
Mert Ülkümen
Merve Morkoç
Murat Germen
Rad
Oy Dağlar
Özgür Çimen
Şakir Özüdoğru
Sarah Maple
Sedat Türkantoz
Serra Behar
SLAG
Stockholm Sürrealist Group
Sürrealist Eylem Türkiye (OnstOn, cins, Alper T. İnce, Rafet Arslan, Yaprak Gözeker, zozan gemilerördü, Fantom)
Tayfun Serttaş
Tolga Tüzün
Volkan Kaplan& A.Erdem Şentürk
Wide
Yeşim Şahin

Katalog Yazarları/catalogue writers:
Emre Zeytinoğlu
Fırat Arapoğlu
Rafet Arslan
Mattias Forshage