cılız

kim baş edebilir ki bu sıcaklarla, sıcak ve karanlık rüyalarla… istediğin kadar soyun sonunun gelecek olması seni daha da bunaltıyor. üstelik tanrı emekliliğe ayrılmış ve senin davana bakacak kimse yok. ya ruhumun bedenimden kopmaması için gereken özel karışımı bulabilseydim. neyse buna hiç gerek yok ben cenazemde iki insan birbirine aşık olsun istiyorum. bulutların ardını görebilmek

Tarak

Ahîr zaman dışında, kambur göğüs ile sıkıntıda, develer dertlerini anlatmak adına “Boynumuz Aslında Neden Eğri?” başlığıyla düzenledikleri sempozyum için, kirâsını peşin ödedikleri salona nasıl gireceklerini ölçüp biçer iken… Ben size başımdan geçen taraklardan bahsetmek istiyorum. Bir zamanlar evden sabah çıkıp, başlarda tanımadığın ama sonrasında en sıkı fıkı arkadaşlarının olduğu hatta erkeksen diye bahsediyorum; o yaşa

okumaya devam

İktidar, Güç Eksikliğimizdir

İmparatorluk Açıkça söylemek gerekirse, ben İmparatorluk kitabını çok güçlü bulmadım. Negri’nin Dionysos’un Emeği’nde çizdiği perspektifi tercih ederim. Çokluk kitabını İmparatorluk’a ek olarak ve onu açıklamak için yazdıklarına inanıyorum. Şu nokta da önemli, Negri ve Hardt’ın bir yerde anlaştıklarını, ama konseptler üzerinde tam tamına aynı fikirde olmadıklarını sanıyorum. İmparatorluk ve Çokluk İmparatorluk, çok kabaca söylemek gerekirse,

Klasiğin Değeri

İnsanları tanımanın süresi insani ilişkilerin değerini artırmaz seni bu sonuca götürebilir ama bu her zaman doğru olmaz. Örneğin birini 15 yıldır tanımak, onu görünce selam verme zorunluluğu gerektirmez. Hiç bir zaman canı sıkılan bir insan olmadım, haliyle canım sıkıldığında eften püften bir merhaba ile muhabbete başlayıp insanları da hiç kullanmadım. Eğer birisi ile diyalog halinde

çöl düşleri – VI

Cini Yakalamak Gelecek nesiller bizden bahsederken rahatsız kanepelerimizde uyandığımız cenabet sabahları anmadan geçmeyecekler. Akşamdan kalmalık. Tıraş köpüğü ve takım elbiselerin çağrısı. Sırt ağrısı. Açık unutulmuş televizyondan yayılan sabah haberlerinin leş kokusuna bulanmış rüya artıkları. Gözlerimizin üzerinde. Gözlerimin. Yastığımın altında ezilmiş paketten bir sigara çekip yakıyorum. Kül tablası devrilmiş. Köpeklerden biri ayak ucuma kıvrılmış topuklarımı yalıyor,

çöl düşleri – V

İsimleri Yitirmek Ahmet’in kellesi sehpanın üzerinde duruyor. Tam karşımda. Tepemizde sarı sarı ışıldayan ampulün koruması altında. Ölü. Gerçek. Huzurlu. Ahmet’in kellesi yani. Tepkisiz. Göz kapakları sıkı sıkıya kapalı. Birbirine bastırdığı dudakları, kaşlarının arasındaki çizgiler ve çenesini kaplayan sakallarıyla beni cesaretlendirmek istermiş gibi duruyor. Orada. Suratına suratına çarpıyorum sigaramın dumanını. Ahmet diyorum, içimden elbette, Ahmet benim