sonsuz dikkat dağınıklığı

bu sürede iletişim ve enformasyonun yaratıcı kapasitesi yavaşça fakat kesin olarak tükenir. her yeni iletişim ve enformasyon aracından, örneğin elektrikten (“elektrik perisi!”; elektrik artı sovyetler!”), ardından telefon, radyo ve televizyondan mucize beklendi: gündelik hayatın biçimini değiştirmesi. sanki bu değişim bir araçtan ya da aracından kaynaklanablirmiş gibi. bu araç ya da medya, olsa olsa dolayımlayıcı işlemden

-E Bilmek

Yaktığım son sigaranın vişne kokusu odamda Yan yana dizilmiş aynalar. Bu gece dehşetli istekliyim, Dikkat et pijamanın yırtıldığı yerden öpebilirim. Yeşilinde kaybolan şehirlerden Yeşili kaybolan şehirlere transfer olduğumdan beri Yüksek binaları sevdim. En azından bir ağaçmışçasına Gökyüzüne uzanmak istedim. Bu gece dikkat et m2 sini bilmediğim bir odada Oksijensizlikten ölebilirim. Görmediklerimle hayatta kaldığım gerçeği Körlüğe

Entropi

Günün birinde bir aptal, bir diğer aptala demiş ki; ‘’Galaksilerin spiral yapısı ve enerji dağılımındaki eşitsizlik beni huzursuz ediyor. ‘’ Söylemiştim sadece aptal. Diğer yandan bir sokaktan bir diğerine geçerken elindeki telefonla oynayan genç kız, kırmızı bir pikap kullanan dikkatsiz sürücü tarafından 88 parçaya ayrılıyor. Aynı gün, ne tarafına gitsen kuzeye çıktığı, bitki örtüsünün olmadığı

dada bildirisi – 1918

Ailenin yadsınmasını doğuran her tiksinti ürünü dadadır; yerle bir edici eylemin, var güçle yumruklarda anlatılışı: DADA; incelik ya da uysal bir uzlaşmanın utangaç duygusuyla, günümüze değin yadsınmış tüm yolların tanınması: dada; doğuştan zavallıların dansı olan mantığın yok edilişi: DADA; tüm hiyerarşiler ve uşaklarımızca bir değer olarak ortaya atılan her tür toplumsal eşitsizliğin ortadan kaldırılması: DADA;

albert camus – sisifos söyleni

Uyumsuzluk, anlaşıldığı andan sonra bir tutkudur, tutkuların en can alıcısıdır. Ama tutkularımızla yaşayabilecek miyiz, yaşayamayacak mıyız, yüreğimizi bir yandan coştururken, bir yandan da yakacak olan derin yasalarını benimseyecek miyiz, benimsemeyecek miyiz, işte tüm sorun bu. albert camus’u anlatmaya gerek yok, doğrudan “sisifos söyleni”ne girelim. kitap II. dünya savaşı sırasında yayımlanıyor. savaşın etkisi ile birlikte intihar,

ferit edgü – giden bir kedinin ardından

burada zaman olmadığı için geçen bir şey yok. geçmeyen bir şey de yok. pazartesi yok. cuma yok. yok bile yok. gençliğinde varoluşçulukla ilgilenmiştin. buraya geldiğinde yokoluşçulukla ilgilenebilirsin. şimdiden hazırlan. bizler için öte dünya, orası, sizlerin yaşadıkları dünya. orada yiyip içip, okuyup yazıp, sevişip mevişip, yaşayıp gidiyorsunuz. bizlerse buradan sizleri seyrediyoruz, sessiz kahkahalar atarak. gene yaşadın: