Etiket: william blake

aşk bahçesi

Yerleştirdim kendimi bir kıyının üzerinde,
Aşkın uykuya yattığı;
Sazların arasında duydum rutubeti
Gözleri yaşlı, gözleri yaşlı.

Sonra fundalığa gittim ve yabana,
Dikenlerine ve dikenli bitkilerine çorağın;
Ve onlar söylediler bana ne kadar aldatıldıklarını,
Korkutup kaçırıldıklarını ve yalnız yaşamak zorunda bırakıldıklarını.

Aşk Bahçesine gittim,
Ve gördüm hiç görmediğimi;
Ortasında küçük bir Kilise yapılmıştı,
Orda oynardım yeşilliğin üstünde.

Ve kapanmıştı bu küçük Kilisenin kapıları.
Ve kapının üstünde “Sen Yapmayacaksın,” yazılıydı;
Böylece yöneldim Aşk Bahçesine
Taşıyan pek çok tatlı çiçeği.

Ve gördüm mezarlarla doldurulduğunu,
Ve çiçekler olması gereken yerlerde mezar taşları vardı;
Ve papazlar yürüyorlardı devriyelerini kara cübbelerinde,
Ve benim sevinçlerim ve arzularım bağlanmış olan yabani güllerle.

William Blake
Çeviren: Vehbi Taşar

etilen not: şiir 1789’da “songs of innocence” ya da “günahsızlığın şarkıları” isimli kitapta basılmıştır. Blake, kiliseyi ve dini tanrıyla insanların arasında girdiği için eleştirmektedir. sonra mısrada geçen “yabani güllerle bağlanmak” yani “binding with briars” ingiliz edebiyatında ve dini yazılarda sık sık kullanılan bir ifadedir.

dead man . 1995

Eğer algı kapıları temizlenseydi, her şey insana olduğu gibi görünürdü: Sonsuz!

sizi alıp götüren ve gerek ritmi, gerekse de müzikleriyle büyüleyen filmlere saygımız sonsuz kuşağında “dead man” kesinlikle listede yer alıyor. şahsen düğün videosu çekse izleyeceğimiz yönetmenlerden jim jarmusch, ders niteliğinde oyunculuğuyla johnny depp ve harikalar yaratan neil young biraya gelince size kaçırmamanız gereken bir eser kalıyor ki bonus olarak iggy pop da mevcut. muhteviyatında ise western dünyasında william blake desek yeteri kadar merak uyandırırız diye düşünüyorum. izleyiniz. izlemeseniz bile dinleyiniz.

dead man – 1995 – imdb
dead man – 1995 – download . torrent

gaye su akyol

gaye su akyol

antropolog. mai grubunun solisti idi dağıldılar ve toz ve toz içerisinde toplandılar. seni görmem imkansızın da yarısı zaten. kendisi aynı zamanda ressam muzaffer akyol‘un kızı oluyor; geçtiğimiz aylarda ailecek bir sergileri olmuştu. bir takım tabloları, ilüstrasyonları da mevcut. sergi hakkındaki röportajı okuyabilirsiniz ve/veya toz ve toz’un baya detaylı bir röportajını. ya da buyrun siz okumaya devam ederken onlar güzel şeyler yapmaya devam etsin.

kimdir?
bir şarkıdır ömür boyu sürecek.

neden?
yazıp çizmelerden gayrısı hikaye

düşlerlerde ne var?
çok büyük ve gizli planlar, katiyen açıklamam.

ne yapmalı?
ne yapmak istediğinizi bulunuz ve sonra yapınız.

ilham verenler?
ihtimaller, kadıköy, siena, türk kahvesi, müzeyyen senar, türk sanat müziği, plaklar, uzay, rüyalar… “ilham alanlar” da var ne yazık; badem bıyık, hesler, radyasyon, militarizm, kurban bayramı, cahil cesareti

ne okuyalım?
etsiz yemek tarifleri, eski dergiler, ferit edgü, lale müldür, william blake, tüm fanzinler

ne dinleyelim?
sabah Lydia Lunch – Some Velvet Morning
öğlen Miles Davis – Summertime
akşam Behiye Aksoy – Pişman Olur Da Bir Gün
gece Toz ve Toz – Votka Liman

ne izleyelim?
art brut illüstrasyonlar, basquiat işlerinin orjinalleri, “The Mystery Of Picasso (Le Mystere Picasso)”

bize ne sorarsın?
kimdir?
nedir

<etilen>bu soruyu kendin sorup, kendin cevaplar mısın?</etilen>
?

 

land and freedom . 1995

katıl bu yegane savaşa
kimsenin yenilemeyeceği
ölümü ve solmayı tadanların
yine de bir gün galip geleceği…
william blake

ken loach’dan ispanya iç savaşı. anti-faşist olmanın bütünleşme için yeterli olmadığı, stalinist politikaların hataları ve avrupa ülkelerinin ispanya’da yaşananlara kayıtsız kalması. bence ken loach’ın en iyi filmi.

land and freedom