Etiket: video

kreanima – inthebox

kolektif çalışmalara ayrı bir açıdan baktığımız gerçeğini biliyorsunuz. robonima bu güzel hareketlerden biri daha önce bahsettiğimiz ve sizin de bildiğiniz gibi. yanlarına bir de kreatifkadraj’ı almışlar. kreanima olmuşlar. isimlerinin ne olduğu önemli değil ne yaptıkları ya da ne yapmaya çalıştıkları bizce önemli. güçleri birleştirip ürettikleri projeye de inthebox demişler “evrene dair ürettiğiniz tüm sesleri, toprağı ve ateşi yirmidört kareden daha fazlası ile kaydediyor ve tanıklık edemeyenlere, bilmeyenlere, kör kulaklara ve sahipsiz gözlere sunmaya hazırlanıyoruz.” diye de eklemişler. bize de destek olup, omuz omuza durmak düşer. kolay gelsin!

Bize katılın. Sizin için videolar, kısa fimler, belgeseller, teaserlar hazırlayalım. Biliyoruz ki sistemin artığı paradan değil, ürettiklerinizden besleniyorsunuz. Biz de öyle. Biz de filmlerimizle besleniyoruz. Ve acıkınca zenginleri yiyoruz.

kreanima – inthebox

 

europeana collections

Explore 53,271,009 artworks, artefacts, books, videos and sounds from across Europe.

üstteki alıntı her şeyi özetliyor. avrupa sınırlarından 53 milyondan fazla kitap, video, ses, fotoğraf arşivi. belki de şimdiye kadar paylaştığımız arşivler içerisinde en dolu dolu olanı. sık kullanılanlarınızda üst sıralara alınız. biz anlatmayalım siz keşfedin.

europeana collections

Kafataslarında bir kuş sesini duyuramıyor.
Koyu bir dervişin beyninin içinde, saatler, günler, belki yıllar geçirebilirim.
Hiçbir kapıyı açamıyorum.
Sarhoş değilim. Hiç ayık olmadım.
Bir seyyahın ayakları altında ezilmek isterdim.
Bir insanın kasıkları arasında sıkışıp boğulmak.
Soluğum yok ne yaşamaya ne ölmeye.
Unutmak isterdim, hatırladığım bir şey yok.
Uzak ya da yakın yok.
Ayaklarım var, adım yok.
Penis ve vajinanın elele intiharını görmek isterdim. Aynalar gerçeğiyle barışamayan palyaço dolu.
Bir evim olsun isterdim, bir kan dolaşımının içinde olmak.
Neresinde ölmeli aşkın?
Kaos içinde yeni bir kaos titreşiyor.
Ve isyan diri bir mum ışığında.
Oyuncaklar ancak oyunu öldürebilir.
Bazı çiçekler daha güzel.
Bazı sesler, bazı gözler, bazı ağlamalar daha güzel.
Ne olursa olsun esir yok.
Senin mi o elma?
Senin mi o gözler?
Senin mi o bulut?
Evet bazı çiçekler daha güzel.
Evet bazı ağlamalar daha güzel.
Tabloyu hangi renklerle boyadınız böyle?
Durakları, meyleri, parkları, sınırları, mahalleleri, sokakları, haneleri, iskeleleri, bayrakları,
giysileri, toprağı, nefesleri, zihni, aşkı, … kendinizi?
Neresinden başlayacaksınız yakmaya evreni?
Küllerinden yeni yeni oyuncaklar dirilecek mi?
Herkesin elinde kan var, parmaklarına yetecek kadar, eller kanlı.
Herkesin eli tekno kir içinde,bir temizlik düşlüyorum düzen salgınına.
Ama, kuşkusuz yayılıyor, keskin ve belirsiz hanelerden.
Çok ev var parmaklarla sayılmaz. Ve hiç ev yok sayılacak.
Gecenin cümlelerini unutamıyorum.
Ezeli ebedi gök delen yersizleri unutamayacağım.
Aklım, canım, aşkım hiç.
Havlayan ağaç yapraklarını unutamıyorum.
Solumadan sevişen çiçekleri unutamıyorum.
Gündüz hiç.
Bir gözüm çıkarıldı, tek gördüm ve unutamıyorum.
Numaralardaki sıfırları unutamıyorum.
Takvimlerde bir yer arıyorum,göz açmadan geçecek bir ömür.
Silah öldürüyor, neresinde durmalı şehrin? Hatırlamıyorum.
Parmaklar belirsiz tedirginlikteyken, neresinden girmeli eve? Hatırlamalıyım.
Bir turna sürüsü anlatabilmeli. Silah insanı korumak için mi?
Kaldırım taşlarındaki yangın kıvrandığında, nerede atlamalı denize?
Neresinde sevişmeli ormanın, hangi makinenin fişini çekmeli önce?
Bir kuklanın kukuletasını yakamam, taşlaşmışların mührünü çalamam,
sıfatların telsizini kıramam, bulvarlarda haykıramam.
Kara elmaların sesi duyulmuyor.
Herkesin içinde kan var, herkesin kanı kendi.
Resmi silahlar, renkleri, figürleri korumak için mi?
Baş kana meraktan mı dökülen kanlar?
Yeniden birlikte kuralım, 123’ü, ABC’yi.
Acil durum tohumlarını unutalım.
Kıvılcım çıkaramam.
Su olamam.
Toprakta bile yerleşik duramam.
Ve yalnızlık yangınının ateşiyle ısınıyorum, bunu nasıl unuturum?

Anahtar

Anahtarlarını bana verir misin, benimkileri sana verebilirim?
Denize fırlatırız batık hayaletler gibi dururlar.
Kuyuya atsak?
Seslerini mi özleriz, renklerini mi,yüklerini mi?
Kimse muhtaç değil anahtara. İhtiyaç var anahtarları unutmaya.

Anahtarlarınızı son kez koklayın, kıvrımlarını ezber edin.
Hatırlayamayacağınız yerlerde düşürün.
Çoğalamazlar ve eksilmeyecekler.
Yer değiştirecekler.
Olsa olsa birleşirler.
Herkes başkasının anahtarını görebilecek, taşıyabilecek ya da taşımayacak.

Anahtarların yetkilerini soluğunuza çekin.
İki nefes yetecektir buna.
İçeri ve dışarı.
İki nefes.
Anahtarları deşin, bırakın kanasınlar ferahlayana kadar.
Gelin açılmayan ve kapanmayan buhrana.
Herkes birinden önce sözler bıraktı zemine.
Sönmeyin ya da yanmayın bulmadan önce.
Altı duvar ekseni dökülsün her zerrenizden.
Siz,siz olmayın bir kere de uzunca uykudan uyanın.
Yıkın hanelerinizi rahimlerinden.
Kurum içinde debelensin kurumlarınız.
Semtlerin kaldırım seviyesine inin ve bağırın her yana.
Yaşasın kırık anahtarlar.
Yaşasın kayıp anahtarlar.
Yaşasın ayık anahtarlar.
Anahtarlarınızı gömmeden öldürün.
Eşikler sesleşemez.
Çilingirler kanamaz.
Parmaklarınız incinmez.
Kilitler sancıyamaz.
Anahtarlarınızı öldürmeden gömün.
Anahtarların sırrını boğun.
Anahtarların sınırını yolun.
Anahtarların meylini kovun.
Çiçeklerden açın,çiçeklere açın, çiçekleri açın.
Anahtarlarınızı uçurun. Çiçek ile açın.
Anahtarlıklardan kurtulun ve tasmasız köpeklerin sarhoş ediciliğini seyre dalın.
Kimse muhtaç değil anahtara. İhtiyaç var anahtarları unutmaya.

burak çevik

burak çevik, sinema üzerine güzel işler yapan güzel insanlardan. göstermekle yetinmiyor, üretmeye de devam ediyor. 2010’da çektiği kısa filmi beklerken, yurtiçi ve yurtdışında festivallerde gösterildi, ödüller aldı. şimdi ise sinema üzerine okumaya devam ederken fol sinema topluluğu’nu kurdu, film gösterimlerinin programcılığını üstleniyor. fol sinema’nın da istanbul insanları için sinemavar’ı ürettiği düşünüldüğünde birkez daha güzelliklerin güzellik doğurduğuna şahit oluyoruz. kendisi de hiç durmasın ve direnmeye devam etsin diyoruz.

burak çevik . vimeo
burak çevik . tumblr
fol

sinemavar

kimdir?
Kendi halinde videolar üreten biriyim. İstanbul’da deneysel film/video gösterimleri düzenleyen FOL Sinema’yı kurdum. Karnımdaki ağrı bir yerden elimi tutacaktır, diye düşünüyorum. [ya da] imajlar dünyasında imajlar ile lanetlendiğini düşünen ve bir gün tüm bu imajsal günahlar yüzünden çarmıha gerilmek üzere bir eşek sırtında [Ah Baltazar!] kendisine biçilen yolu kat etmeyi arzulayan biriyim.

neden?
Bir yönetmen haz için yaratmaz, hayret için yaratır, demişti güzel bir abimiz. Ben insanlar için film göstermiyorum, kendimi ifade biçimi olarak film gösteriyorum, demişti bir kardeşimiz. Samimiyet değil, sahicilik, demişti bir dostum. Ben bu aralar hiçbir şey demiyorum çünkü söylenen zaten söylendi. Ben başımı sallayarak hak veriyorum ya da bazen suskun kalıyorum. FOL’de film gösterimlerini ya da ürettiğim videoları ya da genel olarak hayatımı kaplayan tüm bu imajları bir direniş biçimi olarak kabul ediyorum; Allah’a olan inancım anlamdan kopmama izin vermiyor [demişti bir şair]. Ben yine de direniyorum. [Ve direnmek yaratmaktır]

düşlerinde ne var?
Monica Vitti’nin affedici avuç içi başımı okşuyor.

ne yapmalı?
Godard’ın bir söyleşinde anlattığı ismini bilmediğim bir filmde, Naziler yaşlı bir adamı toplama kampına götürmeye çalışıyordur. Adam çok yaşlı, o kadar ki artık acı çekiyor, yürümesi gittikçe ağırlaşıyor. Bir Nazi subayı, sakince adamın yanına gidip nazik bir dille, ‘Hiç zahmet etme baba, gel seni burada kurşuna dizelim. Bunca yolu gitme’ diyor. Adam ise reddediyor; ‘Yürüyeceğim’.

Bu yürüyüşte ısrar, ölüme karşı bir direniş değil. Adam da farkında, kendisini bekleyen son ya o an bir kurşunla ya da toplama kampında bir gaz odasında gerçekleşecek. Yaşlı adamın ısrarı, canı acısa da, ızdırap da çekse kendisine biçilmiş yolu kat etme arzusu. Bir görev bilinci ya da tevekkülün somutlaşmış iradesi.

Biz bunu unutuyoruz. Yeni, daha az ızdıraplı yolların olasılığını gözlüyoruz. Oysa bir çileci gibi yeni ama daha ızdıraplı yollar dilemeliyiz. Bize ait olanı olanaksız gibi görünse de sahiplenmeliyiz.

ilham verenler?
Apichatpong’un Blissfully Yours filminin son yarım saati: çıplaklığın getirdiği anti-erotik, kardeş şefkatine yaklaşan ensest huzuru.

ne okuyalım?
Biraz Ahmet Güntan. [Hatta Parçalı Ham Manifestosu’nu alalım, şiir kelimelerinin üstünü çizip sinema, şair kelimelerinin üstünü çizip yönetmen yazalım ve her sinema salonunun girişine çerçeveletip asalım çünkü orada bize çok önemli bir şeyi gösterdi: Bir Edebiyat Türü Olarak Şiir < Şiir.]

ne dinleyelim?
Celer, Morrissey, Colin Stetson, Tülay German, Jimmy Scott, İlhan Mimaroğlu, William Basinski, Murat Kemaloğlu, Asphodel.

ne izleyelim?
Hollis Frampton, 1968 yılında New York’ta gerçekleştirdiği bir dersinde duvara boş, içinde film pelikülü olmayan bir projektör yansıtır. Duvara yansıyan şey sadece ışıktır. Ve şöyle der; işte tüm sinema tarihi burada.

bize ne sorarsın?
‘Görüşürüz’ ile ‘Görüşmek Üzere’ arasındaki fark nedir?
<etilen>görüşürüz aslında görüşmeyiz demektir. samimiyetsizdir.  görüşmek üzere istek ve arzu içerir, görüşülmese bile fırsat bulunduğunda görüşülecektir. görüşmek üzere.</etilen>

<etilen>bu soruyu kendin sorup, kendin cevaplar mısın?</etilen>
İlk hatırladığın küçüklük anısı nedir?
Aile dostumuzun sayfiye alanındaki deniz kenarında yüzen insanları seyrediyorum. Bir süre sonra ben de yüzmek istiyorum ve denize doğru ilerliyorum. Denizin içinde yürümek ile karada yürümenin farklılığını idrak edemeyecek yaştayım ve bu nedenle adım attıkça batıyorum ve ayaklarım yerden kesiliyor. Bu duruma bir türlü anlam veremiyorum ve geri dönmeye çalışıyorum. Yüzmeyi öğrenmek isteyenler de ilk başta ayakları yere bassın isterler.

yüzüklerin efendisi mitolojisi – özet

nicedir sosyal ortamlarda hayatınızı kurtaracak, vatana millete faydalı paylaşımlar yapmıyorduk. ortamların dikkat çeken insanı olmanız için yine karşınızdayız. tolkien’in silmarillion’unu okumayanlara 4 dakikada yüzüklerin efendisini özet geçmiş arkadaşlar. bu video ile orta-dünya nedir, ne değildir, kimler vardır, akrabalık ilişkileri nedir kavramanız mümkün. pek tabii yaklaşık 700 sayfalık kitabın yerini tutmaz ama bar sohbetlerinizde karşı cinsi etkileyecek gerekli bilgileri edinebilirsiniz.