çoğunluk

Vicdani reddimi açıklayalı 22 yıl oldu. Bugün 19 mayıs ve içimde tarif edilmez bir sıkıntı var. Hastane odasında televizyonda Mustafa Sarıgül’ün bütün Şişli’yi nasıl bayraklar ve Atatürk resimleriyle donattığını, çoğunluğu genç onbinlerce insanın ellerinde bayraklarla Mecidiyeköy’e doğru yürüyüşünü izleyince bu 22 yılda bir arpa boyu bile yol gidememiş olduğumuzu düşündüm. BBCye öykünen bir haber kanalı

zorunlu askerliğe hayır

tayfun gönül’ün manifestosu 1990’ların dünyasında özgürlük arayışlarının giderek artacağı­nın ipuçları var. Özgürlük ve ta­bular, birbirleriyle asla bağdaşa­mayacak iki kavram. Yıkılması gereken tabuların başında da or­du ve militarizm geliyor. Militarizm, bütün insan ilişkilerinde tahakkümü ve sistematik şiddeti meşru gören, olumlayan, toplumun bütün dokula­rına sinmiş bir hastalık. Bu yüzden insanlık özgürlük arayışında milita­rizmle hesaplaşmak zorunda. Ordu, Türkiye’de

vedat zencir

Ben Vedat Zencir.

Şiddeti, emir alıp vermeyi yaşantıma almamaya niyetli ve kararlı olan bir insanım. Yaşantımı bir takım ahlaki ilkeler doğrultusunda göstermeye özen gösteriyorum. Bunun için yaşam anlayışımla çelişecek kurum, kuruluş ve işlerde bulunmuyorum. 20 yaşından beri kendimi ne zaman askere alınmış düşünsem veya bunun rüyasını görsem mide krampları geçiriyorum. Emir alıp vermek benim kişiliğimle, duygularımla hiç bağdaşmayan bir şey. Hele kendimi tanımadığım insanları öldürmeye hazır düşünmek -bu, hiçbir şekilde kabul edemeyeceğim bir durum.

Insan benim için dinsel boyutta kutsal bir yaratık değil, fakat ben insana tanrısal bir yükleme yapmadan her insanın yaşamını en az kendiminki kadar kutsal buluyorum. Bu yüzden de gerekçesi ne olursa olsun öldürmeye yönelik herhangi bir yapı içinde bulunamam.

Kendi değerlerim doğrultusunda yaşamak benim en doğal hakkım. Üstelik benim değerlerim gayet safiyane şeyler. Şiddet istemiyorum. Emir almak-vermek istemiyorum. Şimdi, bunun dışında bir davranışa zorlanmamı da doğrusu hiç aklım almıyor.

tayfun gönül ile birlikte 1989 yılında sokak dergisi’nin kampanyasıyla vicdani retlerini açıklamış türkiye’nin ilk retçileridir.