Etiket: vatan

cinnet vatan

Bakan Naci Ağbal, şunları söyledi: “Biz biliyorsunuz bu düzenlemeyi yasayla yapıyoruz. Öncelikle şunu söyleyeyim MTV her sene artıyor. Enflasyon ne kadarsa otomatik olarak zaten artıyor. Eğer biz herhangi bir yasal düzenleme yapmasaydık MTV yüzde 15 oranında 2018 yılında artacaktı.

Örneğin bu sene 500 TL MTV ödemiş bir vatandaşımız, aslında bu da iki taksitte ödeniyor, 250 250 ödeniyor, gelecek sene hiçbir müdahale yapmamış olsaydık bile 575 lira olacaktı.

Dolayısıyla yaklaşık olarak 2 takside bölecek olursak yine yaklaşık 32,5 lira filan fazla ödeyecekti 2 taksitle. Şimdi biz ne yaptık burada bir yasal düzenleme yaptık ve yeni bir tarife ürettik.

Dedik ki kanuni tarife budur. Burada da doğru bir oran ifade ediyorum. Bu oranı ifade etmem lazım. Vatandaşa yanlış bilgi verecek halim yok.

Diyoruz ki MTV’de yeni bir tarife ürettik. Bu tarifeye göre rakamlar bunlardır.

O rakamlarla önceki rakamları kıyasladığımızda bir artış oranı çıkıyor. Bu sene 500 lira ödedi gelecek sene 575 lira ödeyecekti, şimdi vatandaşımıza diyoruz ki 700 lira öde…

gündeme bütün uzak kalma çabalarımıza karşılık bazen dayanamıyor ve cinnet vatan haberlerine dönmek zorunda kalıyoruz. üstteki açıklama “bakan” olan insanın birebir sözleri. geçmişte yayın yapan “olacak o kadar” ekibine uzansak muhtemelen böyle bir monolog fazla çiğ geleceği için uzak dururlardı. günümüzde resmi açıklama oluyor. milyonlarca insanı negatif etkileyen bir değişikliği böyle açıklamak sanırım kendisinin dışında kimsenin aklına gelmezdi. 1 gün önce %9.5 olacağı beklendiği söylenen enflasyonun %15 olduğunun itirafı mı dersiniz, 75/2 nasıl 32.5 lira edere mi odaklanırsınız bilmem ama birinin cebinizden paranızı alırken böyle bir açıklama yapmasını sindirebilen bir halka sahip olmak sanırım kendilerini şanslı hissettiriyordur.

Mutlu Krizler, Mutlu Yeni Korkular

Ölümde kutsal olan bir yan yoktur. Ölen kişiye ister “Şehit” ister “Maktül” deyin, bu birileri tarafından katledilen kişinin ölmüş olduğunu ve bunun bir cinayet olduğu gerçeğini değiştirmez. Ölen ölmüştür, bir gün hepimize olacağı gibi, buradaki korkunç yan bilmem kimin çıkarları için ve bilmem kimin amaçları uğruna katledilmesidir bu insanların.

Ölenler şehit değildir, onlar ölünce vatan sağ olacak da değildir. Onlar ölünce, onların birileri için sembolize ettiği umutlar, duygular ölmüştür, hayır bir daha sağ olamayacak insanlar, bir daha sağ olamayacak umutlar vardır. Ölenler şehit değildir, zira hiç kimsenin, bu insanların ölmelerinde sorumluluğu olan hiç kimsenin, bu insanlar öldükten sonra onlara bir mertebe verip, iki tane rahatlatıcı söz edip bu işten sıyrılmasına izin verilmemelidir.

Biz artık bir Korku Diyarı’nda yaşıyoruz, dışarı çıkmaktan korkuyoruz, kalabalıkta bulunmaktan, toplu taşımayı kullanmaktan dahi. Daha da korkuncu, biz artık bu tür ölüm, cinayet, tecavüz haberlerine alıştık veya daha doğrusu alıştırıldık.

En kötüsü de, bana dokunmayan bin yaşasın mottosuyla yaşayan insanlar. Oysa insanlar sanıyor ki, her zaman ötekiler, yabancılar öl(dürül)ecek.

Hepimiz buradan kaçmak için birçok şey verebiliriz ama, ya burada bırakacağımız sevdiklerimiz? Kötü olan duygularımıza ihanet etmek değil midir?

Bugün onlar öldü, yarın ben, sen, bir başkaları ölebilir. Geride bırakınca sevdiklerini, onlar ölebilir. Zira bir başka yere dahi gitsek, geçmiş gökyüzü gibidir, asla bırakmaz peşimizi.

Şimdi istihbaratının haberi halkıyla birlikte öğrendiği, seçilmişlerinin kendi kaderlerinden korktuğu, vatandaşlarının monoton bir devirde, ne idüğü belirsiz bir savaşın bombalarını duyduğu bu “cennet vatanda” yaşamaya devam ediyoruz, sanırım şans eseri.

Bir duvar yazısından alıntı yaparak,
Merry Crisis, Happy New Fear.

şaibeli yurdum cinnet vatanım

10 yaşlarında 45 çocuğa tecavüz eden vakıf elamanlarının yurdu, aile bakanı sıfatı altında 1 kerelik tecavüzün kurumu karalamak için yeterli olmadığını savunanların yurdu, avrupa’da yaşanan terör olaylarına sevinmekle yetinmeyip beter olsunlar diyebilenlerin yurdu, kendi sınırları içerisinde yaşanan bombalama olayları sonrasında yol ve köprü yapmaya devam edeceğiz diyenlerin yurdu, yine terör olayları sonrasında sokağa çık alışveriş yap diyebilen ticaret odalarının yurdu, paint’te “komiklik” amaçlı yapılan görseller üzerinden belirli kurumlara yamanmak için haber yapan basının yurdu, iktidarı eleştirme cüretine kalkışan bütün basın organlarını hapse atanların yurdu, okumuş insanlardan korkan ve cahil halka güvenen rektör yardımcılarının yurdu, siyasi çıkarları için açık suç işlemiş ve hırsızlık yapmış grubu savunanların yurdu,  dine sığınarak dinin kağıt üstünde hoş görmediği her şeyi meşru gösterip uygulayanların yurdu, rant uğruna inşaat ya resullah diyerek bütün ekolojik düzeni bozmaktan çekinmeyenlerin yurdu, herhangi bir ekonomik değer üretmeyip kendini dünyanın en büyük ekonomisi görenlerin yurdu, ülkenin doğusunda yaşanan savaşı görmezden gelip kendi kökeninden olmayan insanların ölümüne sevinenlerin yurdu, her “şehit” olayından sonra ölen şehitlerin ölmediğini iddia edenlerin yurdu, her terör olayından sonra terörü lanetliyoruz açıklamasından ve bilgi paylaşımını engellemekten başka bir şey yapmayanların yurdu, 13-15 yaşındaki çocukları cumhurbaşkanına hakaret suçlamasıyla gözaltına alabilenlerin yurdu, diyanet işleri başkanlığına, bilim-sanayi-teknoloji başkanlığından 10 kat daha fazla bütçe ayıranların yurdu, 10 tane koruma ve zırhlı araçla gezip vatandaşa sokaklara çıkın cenab-ı allah sizi korur diyenlerin yurdu, bütün bu yazdıklarımızı 1 haftalık süre içerisinde yaşatanların yurdu, bu yazıdan daha onlarca yazdıracak bir toplumun yurdu,

Güzellikleri kelimelerinin gürültüsünden, teknoloji çöplüğünden yok edilmişlerin yurdu,
Benim şaibeli yurdum cinnet vatanım.

öz şaibeli yurdum cinnet vatanım

İslam’ın en mükemmel ve doğru din olduğu “moleküler” olarak saptandı!

Japon bilim adamı Masaru Emoto, su molekülleri üzerine yaptığı araştırmalarda Kuran okurken veya hoca ezan okurken, sudaki moleküller meydana gelen titreşimle mükemmel bir altıgen dizilime ulaştığını saptadı. Kuran okunurken suyun nasıl değiştiğini tartışan bilim adamları, insan vücudunun yüzde 70’inin sudan oluştuğundan yola çıkarak İslam’ın en doğru din olduğu sonucuna vardı.

bağlantıya gel, çıkarıma gel, bilimselliğe gel…

emo

araştırmacı gazeteciliğin ve inanılmaz tespitlerin sitesi vatan yeni bir çalışmaya imza atmış;

istanbul’da evlerinden ayrılan ve 7 gün sonra izmir’de bulunan 13 yaşındaki Büşra Ertav ve 14 yaşındaki Cansu Bal’ın emo denilen “duygusal çocuklar” akımını takip ettikleri ortaya çıktı. Kızların sürekli takıldığı Bakırköy Meydanı’na gittik ve onlar gibi “emo” akımını benimseyen arkadaşlarıyla görüştük…

emo buymuş;

Emo ingilizce duygusal anlamına gelen “emotional” kelimesinin kısaltması. Emo’lar olarak bilinen gençler farklı giyimleri ve konuşmalarıyla dikkat çekiyor. Saçlarını tek gözlerini kapatacak kadar öne yatırmaları, spreyle kabartmaları, yüzlerine abartılı piercing takmaları, dövmeleri ve Converse ayakkabıları Emo’ların en belirgin özelliği. Emo’lar “Anethema” gibi heavy metalin bir türü olan death metal grupları dinliyor.

ve türlü röportajlar hakim. uzmanlara da görüş bildirtmişler. manşette çok vurucu ‘ortam kızları’ emocu çıktı!, bir aralar gülüp eğlenirdik bunları okurken de bayıldık artık yeter.  emo’lar ve doom’cular hakkında söylenmesi gerekeni taksimdeki emokidler adlı eserinde dethkrüsh demişti. biz de ilk sayımızda birşeyler yazmıştık gibiydik yamulmuyorsam, bunlar ayrı konu.