Etiket: varoluş

Einmal İst Keinmal

Sadece bir tek hayat yaşadığımız için bu hayatı öncekilerle karşılaştıramaz ya da kusurlarımızı gelecek hayatlarımızda gideremeyiz; bu nedenle de ne istediğimizi bilemeyiz.

Terezayla olmak mı daha iyiydi, yalnız olmak mı?

Karşılaştırma fırsatı olmadığı için hangi kararın daha iyi olduğunu sınamanın bir yolu yok. Olaylar nasıl gelişirse öyle yaşıyoruz, önceden uyarılmaksızın, rolünü ezberlemeden sahneye çıkan bir tiyatro oyuncusu gibi. Yaşam öncesi ilk prova yaşamın kendisiyse, ne değeri olabilir yaşamanın? Yaşamın bir taslak gibi olması da bundandır işte. Yok, “taslak” da tam anlatamıyor demek istediğimi, çünkü taslak bir şeyin ana çizgileriyle belirmesi demektir, bir resmin az çok ortaya çıkmasıdır , yaşamımız dediğimiz taslaksa hiçbir şeyin taslağı değildir, bir resmin resme dönüşmeyecek ana çizgileridir.

“Einmal ist keinmal” diyor Tomas kendi kendine. Sadece bir kere olan şey, diyor Alman özdeyişi, hiç olmamış sayılır. Yaşanacak bir tek hayatımız varsa eğer, onu hiç yaşamamış da olabiliriz, fark etmez.

Var Olmanın Dayanılmaz Hafifliği – Milan Kundera

Versiyonlar


Hepimiz birbirimizin başka başka versiyonları gibiyiz. İyi veya kötü versiyonlar değilde daha iyi veya daha kötü versiyonlarız birbirimizden. Versiyon manifestolarımızın elverdiği kadar birbirimizin üstünde hakimiyet kurmaya çalışıyoruz.

Ve sürpriz!! Ölünce görülecek ki aslında hep yalnızmışız hayatımız boyunca, etrafımızdakiler versiyonlarımızmış, her şeyin bir üstü varmış her zaman, ve bu örüntü etrafındaki hiçlikle öylece sürüp gidermiş.

Benim varoluş tasarımım bu şekil işte. Bazen olan biten böyle zannederim. Sert bir tokat gibi gelir tüm bu fikirler. Sonra bakarım ki kötü bir krallığa uyanıvermişim. Etrafım üniformalılar ile çevrili, ben ise volta atıyorum aşağılık bir yerde.

Buyrunuz.