Etiket: usa

Gözden Düşen ve Bozulan Kentucky Derbisi

Bu hikaye, Hunter Thompson tarafından 1970 yazında yazılmış, dehşet dolu, titrek ve tam gaz bir kaosun yansıtıldığı gerçek bir hikayedir. Samizdat Yayın olarak, kolektif emekler sonucunda hazırlanmış, düzenlenmiş ve son formuna kavuşmuştur. İlk defa türkçeleştirilmiş bu değerli metnin telif hakları tarafımca alınmış olup, izinsiz kullanımı durumunda kişilere ve kurumlara kötü davranılabileceğini belirtme nezaketinde bulunmayı kendime görev bilirim.

Türkçeleştiren: Yunus Koç

Afiyet Olsun!

Gözden Düşen ve Bozulan Kentucky Derbisi -Thompson

 

seph lawless takma adlı abimiz amerika genelinde kentsel çöküş ve çürüme üzerine çektiği fotoğraflar ile biliniyor. insan türü dünyayı terkettikten sonra ne olacak ya da kapitalizmin sonunda ne görülecek konusunda ön bilgilendirme olarak yorumlanadabilir. dikiz atınız.

seph lawless

photogrammar

photogrammar son dönemlerde iyice moda olan üniversitelerin bir takım arşivleri vatandaşın hizmetine açma oluşumlarından. bu sefer yale üniversitesi el atmış, içeriğimiz dünya ekonomik bunalımının etkileri ve ikinci dünya savaşının ilk dönemleri. görseller amerika ile sınırlı fakat arşivleme şekli, sağladığı bilgi ve içerik ve interaktif haritası ile muhakkak göz atın oluşumlarından. 1935-1945 yılları arasından 170.000 fotoğraf.

photogrammar

 

mark jenkins

mark jenkins. 1970 doğumlu amerikalı sanatçı. doğum tarihinin ne önemi varsa. neyse kendisi 2003 yılından bu yana gerçekleştirdiği enstalasyonlar için kent mekanlarını özellikle sokağı kullanması ile biliniyor. çalışmalarında nesnelerin ya da canlı varlıkların kendi geliştirdiği bir yöntemle koli bandından kopyalarını yarattıktan sonra onları şaşırtıcı, eğlenceli ya da rahatsız edici olabilen kompozisyonlar oluşturacak biçimde uygun mekanlara izinsiz olarak yerleştiriyor.

“sanat galerileri birer akvaryumdur, çünkü bütün sanatlar sokakta yüzebilir ya da sanata dışarıda yaşayamayacak küçük egzotik bir balık gibi davranılmaktadır.”

mark jenkins

tüketicilerin dikkatine!

mindless consumerism

amerikan kültürüne ayak uydurmaya çalışan bizlere olayın bir de bu boyutundan bakmamız için oldukça faideli bir metin olarak görüyorum. metin içerisindeki gerekli alanları türkiyeye uyarlamak hiç de zor değil. kendinizi tüketmeyin.

etilen tayfasından.

mindless consumerism

 

Tüketicilerin dikkatine!

 Gezegenimiz ısındıkça, hayvanların soyu tükendikçe, insanlar daha çok hastalandıkça, ekonomimiz hortumlandıkça ve politikacılarımız daha çok kafayı yedikçe biz hala kendimizi kapitalizm makinesinin göğüslerinden emmek için sallanıyor buluyoruz. Bu bizim tesellimiz, bizim sakinleştiricimiz – tüketim kitlelerin uyuşturucusudur.

“Patolojik tüketim” safhasına geldik, George Monbiot bunu şöyle açıklıyor; “dünyayı tüketen kolektif deliliğin salgını reklamlar ve medya tarafından o kadar normal bir hale getiriliyor ki bize olanın farkına nadiren varabiliyoruz”

Bunun farkına varan, kötüleyen, uzak duran ve kapitalizmden sakınmaya çalışanlar… Yılbaşı bizlerin ilginç ve güçlü bir gücü içinde barındıran akıma kapılarak Amerikanın zevk verici tüketim kültürü ritüaline katılmaya mecbur kılınıp aniden bu durum için günah çıkarttığımız zamanlardan biri.

Kredi kartı limitlerimizi zorladıkça, Amerikan ekonomisinin kahramanları olmayı umuyoruz – ekonomiyi yaşanan krizden kurtarmak. Fakat bunun yerine, oldukça karmaşık olan bu resesyonun içerisine düşüyoruz ve ruhumuz bir kere daha batıyor, ekonomistlerin bir çıkış olarak kulaklarımıza fısıldadıkları – daha fazla tüket! Bu bizim bağımlılığımızın paradoksu – daha fazla dibe vurmak için boşluğu doldurmak.

Daha az tüketime çağrı – duyulduğu zaman – ukalalık, saflık, otoriterlik ve hatta delilik olarak görülerek kınanıyor.

Deliliğin nerede olduğuna siz karar verin. Her beş Amerikalıdan dördü Adderall, Ritalin ya da Prozac kullanıyor. Her üç kişiden biri obez. Kongo’daki insanlara son akıllı telefonumuzun güncellenmesi kolaylaştırılsın diye katliam yapılıyor. Amerika, Avrupa, Kanada, Avustralya’da 5 yıldızlı yaşam standartlarında yaşıyoruz. Eğer hala tüketiminizi durdurmak için bir sebepe ihtiyacınız varsa – üretim ve tüketim döngüsünün dünyanın karbondioksit salınımının yarısından fazlasına sebep olduğunu düşünün. Ve eğer biz dünyayı sadece 4 derece daha ısıtırsak, insan uygarlığının toptan ve geri dönülmez çöküşüne tanık olacağız. Biz kendimizi öldürüyoruz – ve hatta küresel ısınmanın yavaş yavaş bizi parçaladığını reddediyoruz – biz hala – koyun gibi – süpermarketlere doğru olan izdihama katılmaya devam ediyoruz. Önemli ritüallerin dışında, biz sadece Yılbaşı alemi gibi anlamlı olduğu için gerçekleşen – bizim kültürümüzün yoksun olduğu – arzularımız gerçekleştirmek için bu kadar yaygara koparıyoruz.

Endişe duymanız gereken ekonomik kriz değil … kültürümüz, gerizekalı! Kültürel uçurum askımız – toplumsal ruhsağlığımızın üzerinde bir çivi ile asılı.

“Buy Nothing Christmas” bu meselenin kalbine giriyor. Bu sihirli dönemin ritüallerinin – bilinçli ve kasıtlı olarak – radikal ve özgür bir biçimde tercih edildiğini yeniden belirtiyor. Yılbaşı yaklaştıkça, bu kabustan uyanacak, alışkanlıklarınızı yenebilecek kadar güçlü hissediyor musunuz … var olmanın yeni tohumlarını ekebilecek kadar cesur musunuz? Yaşamınızı bir gösteri, bir meydan okuma, bir sanat parçası, kahramanca bir yolculuk haline getirin. Bu yılbaşı başlayın – aileniz ve arkadaşlarınız ile bir araya gelip ve bu yıl farklı olacağına ant içmeye cüret edin.

Ve eğer hazırsanız, bu mesajı sokaklara yayın. Bu andan itibaren yeni yıla kadar, alemci arkadaşlarınız ile birlikte bir araya gelin ve bütün dünyanın görebileceği #BUYNOTHINGXMAS mesajlarını gururla taşıyarak New York Times Square – global reklamcılığın ikonik merkezi – etrafında tur atın.

Yılan yılı geliyor!

Adbusters tayfasından.
Çeviri: etilen