Etiket: unesco

tarihi olduğu düşünülen yazıtlar

yazıt

Dünyaca ünlü St. Nicolaus Kilisesi (Noel Baba Müzesi) önündeki üç yazıttan birinde Kiril Alfabesi ile yazılmış gibi görünen yazıların aslında Funda Arar’ın “Yağmur” isimli şarkısının tersten yazılmış hali olduğu ortaya çıktı. Antalya’nın Demre ilçesinde bulunan Noel Baba Kilisesi Müzesi önündeki meydan düzenleme çalışmaları kapsamında dikilen totem şeklindeki üç yazıttan birinin üzerinde bulunan ve Kiril alfabesini andıran sembollerin aslında Şair Gülsüm Cengiz’in Yağmur isimli şiirinin aynadaki görüntüsünden ibaret olduğunun anlaşılması ilçede şaşkınlığa neden oldu. On yıl önce Moskova Belediyesi tarafından yapılan çalışmalar kapsamında totemlerin üzerindeki yazılar da yine o dönemde yazıldı. Zaman içinde yazıtta yer alan cümlelerin şarkı sözü unutulunca, müzeyi ziyaret eden yerli ve yabancı turistler, yazıtın tarihi eser olduğunu düşünerek hatıra fotoğrafı çektirmek için kuyruk oluşturmaya başladı.

gün geçmiyor ki ülkemizde yeni bir güzellik yaşanmasın. yukarıdaki olaya belediye başkanının  yorumu “zaten güzel şeyler yazdığını biliyordum” olmuş. saolsun. unesco’nun dünya miras listesine insanlarımızı eklemesi faydalı olabilir.

washed up

washed up

washed up meksika doğumlu new yorkta yaşayan alejandro duran‘ın devam eden bir projesi. okyanus boyunca ve meksikanın korunan en büyük kıyı şeridi sian ka’an‘daki plastik kirliliğini gözler önüne sermeyi amaçlıyor. unesco’nun dünya mirasları listesinde de bulunan sian ka’an, doğal güzelliklerinin yanında okyanusun taşıdığı dünyanın dört bir yanından gelen çöplere de ev sahipliği yapıyor.

bu çöplerin 6 kıtadan 42 farklı ülkeden geldiğini ayırt edebilmişler burada görebileceğiniz üzere. türkiye’yi “dragon insecticide” ile temsil ettiğimizi görüyoruz, biraz sıkıntılı gibi geldi. pek tabii ki önemi yok, tüketim toplumunun da dünyanın el değmemiş bölgelerine bile uzanabilecek seviyeye geldiğini gözler önüne sermesi yeterli.

seçmece fotoğraflar aşağıda, siz siteyi gözden geçirmeyi de ihmal etmeyin.
washed up project

washed up

washed upwashed up
washed upwashed up

sulukule’de neler oluyor?

kentsel dönüşüm projesi şeklinde adlandırılan bir proje var son zamanlarda adını sıkça duyduğumuz. en basit anlatımıyla – gece konduları yık. apartmanları dik. insanları içine sokuştur. bu esnada yıktığın evleri, içinde yaşayanları, yokolan kültürleri hiç düşünme. yeni binalar dikilirken kazandığın ranta ve rahatına bak. evine gidip etrafı sur gibi duvarlarla çevreli, özel güvenlik sistemiyle korunan, süper lüks dairende karşı komşunu bile görmeden son derece rahat ve korunmuş bir şekilde yaşa. sistem bu şekilde işliyor. yurt dışında sıkça karşılaştığımız bu durum – bakınız çin, 2008 pekin olimpiyatları için gelecek misafirlere daha kaliteli bir görüntü göstermek için yanlış hatırlamıyorsam 40.000 haneyi yıktı – sulukuye’de uygulansın kararını geçen sene alan ibb son dönemde unesco‘nun hazırladığı raporda ciddi bir şekilde eleştirilmesine rağmen hala utanmadan iyi işler yaptıklarını söylüyor. unesco’nun raporunda “€œbölgenin soylulaştırılması”€ adı altında, Sulukule’€™nin özgün sakinlerinden arındırılıp daha varlıklı bir kesimin oturumuna açılması olarak değerlendirip eleştirilirken kadir topbaş “heyetin istanbul’dan çok memnun ayrıldığını, 2 yıl öncesine göre istanbul’un geldiği noktayı takdir ettiklerini, hiçbir problemin olmadığını” söyledi. lahın belaları!

detaylı bilgi için;
sulukule günlüğü