Zayıf Düşünceye Karşı: Hak ve Kudret

Olumluluk değerleri bugün kimse tarafından yadsınamayacak iki temel mefhum, ‘hukuk devleti’ ve ‘insan hakları’ bu yazıda önereceğim bakış açısından görüldüklerinde ‘zayıf düşünceler’ gibi belirecekler. Felsefede, toplumsal bilimlerde ve sol eleştiri geleneklerinde bu mefhumlar son zamanlarda oldukça değerli kılındılar. Olumluluk değerleri bugün kimse tarafından yadsınamayacak iki temel mefhum, ‘hukuk devleti’ ve ‘insan haklan’ bu yazıda önereceğim

H. ve h. ya da Ekmekçinin Metafiziği

Size biraz, Edgar Morin’in California’da imal edilen iki kafalı yılanlara dair hikayesine benzeyen bir hikaye anlatacağım -ve bu yılanlar, maalesef, iki kafalı olma ayrıcalıklarına rağmen çok meşakkatli ve kısa hayatlar sürebilmişler, çünkü iki kafa beslenmek için birbirleriyle dalaştığından her ikisi de açlıktan ölüme sürükleniyormuş. İşte yine, otuzlu yıllara doğru Söylemin içinde çok “tekil” ve biricik

Vicdan: Romantizmin Ufku

Söyleşi: Ahmet Telli / Ulus Baker ÜTOPİYA mevsimlik hayatbilgisi kitabı 6, Ocak 1999 Vicdan, ahlaktan farklı olarak bir ‘güç’ durumudur… Bir başlangıç hali… Doğaya, tarihe, geçmişe ve geleceğe duyulan bir “ilk sorumluluktur” Voltaire”in Zadig”i, bir bakıma romantik bireyi imliyor, yaratıcı, tek başına, doğayla bütünleşmiş vesaire… Bu Zadig, naif ve kırılgandır aynı zamanda… sonunda her şeyden

Muhafazakâr Kisve

Önce önümüze bir fikir koyalım ve onu eğip bükerek yolumuzu bulmaya çalışalım: Muhafazakârlığın geçmişe yönelik olduğu, geçmişin ve geleneğin değerlerini muhafaza etmek olduğu fikrini bir kenara bırakarak, aslında tam da şu anın ütopyası olarak değerlendirilebilecek bir bakış tarzı olduğunu bu meseleden çok canları yanmış bir kuşak olan Frankfurt Ekolü ve çevresi yeterince temellendirdiler. Özellikle de

Salo Ya Da Sinemanın Yüz Yılı

Hatırlayalım: PPP bu filmi 1975 yılında, Hayat Üçlemesi’nin (Decameron, Canterbury Hikayeleri ve Bin Bir Geceler) ardından “nihai filmi” olarak çekmişti. Ahlaki düzen bütün kıtalarda sarsıldı. Yeniden her izlenişinde bu film insanda psikanalistlerin anlattığı “bastırılmışın geri dönüşünü” yaşamadan edemez. Diyorlar ki “katlanılamaz” olmaktan çok, “neresinden tutulacağı asla belli olmayan” bir film bu. Ancak “pusuya yatarak” seyredebilirsiniz

hukuk modeline karşı

Foucault hiçbir zaman yazmayı bir amaç olarak görmedi. Onu büyük bir yazar yapanın tam da bu olduğunu söyleyenler haklıdırlar. Onlar, Foucault’nun yirmibeş yılı aşkın bir zamana yayılan eserinin güzergahlarında şen bir bilimin yolaçtığı kahkahaları bastırmasız, özgürce ve sakınmaksızın savuranlar olabildiler: Foucault’nun öncesinde Spinoza ile Nietzsche’yi, sonrasında ise Deleuze’ü ve yeni bir düşünür kuşağım bu kahkaha