türkiye’nin linç rejimi

her geçen gün normal bir şeymiş gibi davranılmaya başlanılan linç kültürü üzerine bir şeyler karalamak niyetindeyken akla gelen tanıl bora’nın türkiye’nin linç rejimi eserinin giriş yazısını hatırlayıp paylaşmak istedik — Linç, 2008’de yitirdiğimiz sözlük ustası Ali Püsküllüoğlu’nun Türkçe Sözlük’ünde şöyle tanımlanır: Halktan bir topluluğun, bir suçluyu ya da kendilerine göre suç olan davranışta bulunmuş birini

Güzel Şeyler Ancak Bir Kötülükten Çıkar

Tam da, 39-38 insan yılı önce, Ankara’daki devlet’in dışında ve Anadolu’nun Avrupa yakasında, kakışmalı seslerle örülmüş logaritmalı bir şiir üzerinde kendimce duruyordum. – Evet, düşünce ve şiir iç içe geçmiştir. Birbirine kenetlenerek çırılçıplak ayakta sevişen ve çift kıçlı bir toplum olan iki insan gibi! Hangisi şiir, hangisi düşünce? Ayıramazsın! Ve, burada Çanakköy’de, bütün gün, bizim

Neden Tarkovski Olamıyorum?

Öncelikle bu yazıya Tarkovski’den bir alıntıyla başlamak -filmle de çok alakalı olduğu için mantıklı olacak diye düşünüyorum, üstad diyor ki: İlkelerine bir kez olsun ihanet eden insan, hayat ile olan saf ilişkisini yitirir. Bir insanın kendine karşı hile yapması, onun, filminden, hayatından, her şeyinden vazgeçmesi demektir. -Andrey Tarkovski Öncelikle bu filmi yazan ve yöneten Murat

Hapishane Çağı – Kapatılan İnsan

“Serbest piyasa”, “hukuk devleti”, “deomkrasi”, “insan hakları” diyerek, büyük soygunun yasal zeminini yaratmak için bütün bunları kullanıp şirket kuran ve bu şirketler yoluyla her türlü soygunu yasal olarak gerçekleştirip, sıkıştıkları en ufak durumda da devleti ve hukuku yardıma çağıran; şiddet tekelini elinde bulundurarak hiç ceza görmeden adam öldürme, zor kullanma, tecavüz etme hakkını kendine gören

Hrant.

Türkiyeliyim… Ermeniyim… iliklerime kadar da Anadoluluyum. Bir gün dahi olsa, ülkemi terkedip, geleceğimi ‘Batı’ denilen o ‘Hazır özgürlükler cehennemi’nde kurmayı, başkalarının bedeller ödeyerek yarattıkları demokrasilere, sülük misali, yamanmayı düşünmedim. Ülkem Sivas için ağlarken ağladım. Ülkem çeteleriyle boğuşurken, boğuştum. Kendi kaderimi ülkemin özgürlüğünü yaratma süreciyle eşledim. Şu anda yaşayabildiğim ya da yaşayamadığım haklara da bedavadan konmadım,

pek milli takım

gündem malum fatih terim ve arda turan’dan geçilmiyor. biz de uzun zamandır tribün dolaylarında iki kelam etmemiştik. milli takım nedir, ne kadar millidir, temsil gibi kavramları ve felsefi boyutlarına da girebilirdik ama dünkü maça dair yazı görselinde kullandığımız fotoğraf gerçekten düşündürüyor. “türk milli takımı”nın öne çıkan güzelliği (belki de tek güzelliği) emre mor. kendisinin sevincinde