devlet, katliam, toplum, zulüm

Geçen 2 temmuzda sanırım ankarada madımak anması ve protestosunda  şöyle bir pankartla karşılaştım: “devletin dini zulüm, meshebi katliamdır.” Tabii ilk bakışta herkesin onaylayacağı ya da anarşist çevrenin  onaylayacağı bir slogan olmuştur. Yani bir çok açıdan bakınca; olayın öncesinde bir saldırının olacağı beklentisi olay sırasında müdahale edilmemesi ve olay  sonrasında devlet görevlilerinin açıklaması bu düşünceye vardırabiliyor insanı, vardırması da

ben tolman

ben tolman, detaycılığı, sabrı ve yeteneği ile kendisine çok net eyvallah dedirten arkadaşlardan. 180×121 cm. boyutunda günde 10 saatten fazla harcayıp 6 ayda bir işini çıkartabiliyor. insanlar ve inşa edilmiş çevrenin birbiriyle ilişkisi – sosyal, ekonomik ve toplumsal çizgiler maksimum detayda incelediği çalışmalarını bakıp geçmek ile bırakmayın. unutmayın biz de çizdiklerinin bir parçasıyız. ben tolman

Toplum Sözleşmesinin Pratiği

Toplumca sözleştik Alman olmaya, Türk olmaya, İngiliz olmaya, Rus olmaya, Boşnak olmaya, Fin olmaya, Arap olmaya, Japon olmaya… Toplumca sözleştik Almanca konuşmaya, Türkçe konuşmaya, İngilizce konuşmaya, Rusça konuşmaya, Fince konuşmaya, Arapça konuşmaya, Japonca konuşmaya, Toplumca sözleştik Ortodoks olmaya, Müslüman olmaya, Katolik olmaya, Protestan olmaya, Sunni olmaya, Budist olmaya, Şintoist olmaya, Toplumca sözleştik düşmanları öldürmeye, kadınları

volapük: tek toplum tek dil

Alman bir din adamı olan Johann Schleyer’e, bir gece uykusunda ilahi bir güç tarafından evrensel bir dil yaratması gerektiği buyrulur. Babil Kulesi  efsanesini alt üst eden bir argümandır bu. Şimdi düşününce aynı Tanrı, zamanında ona ulaşmak için bir kule inşa eden insanoğlunun bu davranışını kibirlilik olarak yorumlar ve ceza olarak konuştukları dili karıştırır. Dillerin kökenine

Entelektüel ol(A)mamak

Kim istemez ki sorusuna ufak bir yanıt olarak insanın kendini sorgulama sürecine koymasıyla cevabını alabileceği bir soru. Soruyu soralım ve kendimizce cevap çıkarmak üzere bir gökyüzüne, bir sana, bir de bana bakalım. Bilginin bol olduğu bir toplumda, herkesin kafasından bilgi fışkırdığı şu ortamlarda entelektüel olmanın bir ayrıcalıkmış gibi algılanması. Popüler kültürün geniş alanlarında kendi entelektüellerini

birey.

kieslowski

her zaman küçük çapta düşünürüm ve kesinlikle büyük ölçekteki şeyler hakkında film çekmek istemem. onlar hiçbir şekilde ilgimi çekmiyor; çünkü toplumların var olduğuna inanmıyorum, ülkelerin var olduğuna inanmıyorum. bence sadece, bilmiyorum, 60 milyon fransız birey ya da 40 milyon polonyalı birey ya da 65 milyon ingiliz birey var. bunlar rakamlar. onlar da sadece bireyler.

krzysztof kieslowski