Tolstoy Olasılığı ile Fotoğrafı Yırtmak

Tolstoy’un Vahşi Zevkler adıyla derlenen makalesinde savaş için gördüğü olasılık yüz yıl geçmiş ama hiç değişmemiş: Yarın devlet liderlerinden biri budalaca bir söz söyleyecek, bir başkası da ona budalaca sözle karşılık verecek ve ben de bana hiçbir şey yapmamış olan, üstelik de sevdiğim insanları öldürmeye giderken, ölüm tehlikesiyle karşı karşıya kalacağım! Bu uzak bir olasılık

kaptan yemeğe çıktı ve tayfalar gemiyi ele geçirdi

ilginç insanların sayısı neden bu kadar az? milyonlarca insanın içinde neden sadece birkaç kişi? bu kasvet verici ve cansız türlü yaşamaktan başka çare yok mu? tek bildikleri şiddet sanki. uzmanlık alanları. şiddet söz konusu olduğunda çiçek gibi açıyorlar. olasılıklarımızı kokutan bok çiçekleri gibi. sorun onlarla etkileşim içinde olmanın kaçınılmazlığında. evime elektrik istiyorsam, bilgisayarım bozulmuşsa, arabama

genel beğeniye tokat.

rus futurist manifesto – 1912 ilk yeni beklenmeyenin okuyucularına. biz, çağımızın yüzüyüz. çağımızın av borusu, sözcükler sanatında bizimle ses veriyor. geçmiş daracıktır. akademi ve puşkin, hiyerogliflerden daha anlaşılmazdır. puşkin’i, dostoyevski’yi, tolstoy’u, vb.’ni, çağdaşlık gemisinin bordasından fırlatıp atmak gerekir. ilk aşkı unutmayan, sonuncusunu da yaşayamaz. kim, son aşkını, güven içinde, balmont’un ıtırlı baştan çıkarıcılıklarına götürür? acaba

Bukowski, şiir üzerine

Bukowski’nin şiir üzerine bir televizyon röportajı. Çeviri benim, sıkıldığım kısımlarını atladım. bu da orjinali. http://www.youtube.com/watch?v=r1e5Jeh2Fk0 “Şairleri okumak olabilecek en sıkıcı şeydi. Hatta eski büyük romancıları bile. Dedim ki, “Tolstoy özel olmalı” yatağa yattım, Savaş ve Barış’ı okumaya başladım. Okudum, okudum, dedim ki, “savaşla barışın özelliği nerde?” Gerçekten anlamaya çalıştım. Ve eski büyük şairler. Onların işlerini

okumaya devam

shakespeare

… bir keresinde adamın birinden shakespeare sevmediğim için yazmaya hakkım olmadığını anlatan uzun ve öfke dolu bir mektup almıştım. gençler bana kanıp shakespeare okuma zahmetine bile girmeyeceklerdi. böyle bir konum almaya hakkım yoktu. sayfalarca bunu söyleyip durmuştu. cevaplamadım. ama burada cevaplayacağım.

siktir git lan. hem ben tolstoy’u da sevmem.

charles bukowski