Etiket: taz

4. TEBLİĞ: Dünyanın Sonu

ANARŞİST ONTOLOJİ İŞTİRAKİ resmen “Dünyanın Sonu”ndan bunaldığını beyan ediyor. 1945’ten bu yana kanonik türevi bizleri Karşılıklı Muhakkak İmha korkusuyla sindirmekte ve süper kahraman politikacılarımız (ölümcül Yeşil Kriptonit’le baş edebilecek yegâne kişiler) karşısında ağlayıp sızlanan köleliğimiz için kullanılageldi. Yeryüzündeki tüm yaşamı yok edebilecek bir yol icat etmiş olmamızın anlamı ne? Pek bir şey değil. Bunu kendi bireysel ölümlerimizi müşahede etmekten kaçabilmek için düşledik. Iskartaya çıkarılmış bir ölümsüzlüğün ikiz görüntüsü işlevi görecek bir simge yarattık. Çatlak diktatörler gibi kendimizle beraber her şeyi Abis’in derinliklerine götürme fikrine bayılıyoruz.

Kıyamet’in gayrı-resmi versiyonu, Son’a ve de Sağ Kalanların (ya da Vahyin 144.000 Seçilmiş kişisinin) İkilik histerisi sefahatlerinde, baştan çıkarıcı şeytanla sonsuz nihai yüzleşmelerde, kendilerini tatmin edecekleri Felaket sonrası bir İrem bağına duyulan şehvet dolu bir özlem içeriyor.

Rene Guenon’un hayaletini gördük, kadavramsı ve başında bir fesle (Mumya’daki Ardis Bey rolündeki Boris Karloff gibi) Kültür ve Kozmos’un ölümü için yüksek sesle vızıldayan karasinek şarkıları çalan bir No Wave Endüstriyel-Noise Rock cenaze grubunun başında: patetik nihilistlerin elitist fetişizmi, “cinsellik- sonrası” entellerinin öz-tiksintileri.

Her hoparlörden yayılan bu kasvetli baladlar, Konsensüs dünyasındaki her okul kitabı ve televizyondan paranoyak beyin dalgaları gibi hücum eden Gelişim ve Gelecek hakkındaki yalanlar ve beylik sözlerin ikiz görüntüsünden başka ne ki? Modern Binyılcıların ölüm içgüdüsü, Tüketici ve İşçi Cennetleri’nin sahte sıhhatinden cerahat gibi akıyor.

Tarihi beyninin iki yarım küresiyle de okuyabilen herkes bilir ki an be an bir dünya sona ermektedir – zamanın dalgaları artlarında yalnızca zaten ölmekte ve yaprak dökümünde olan kusurlu bir hafızanın, kapanıp taşlaşmış bir geçmişin işi bitik kuru anılarını bırakır. Ve an be an bir dünya doğmaktadır – bedenleri hissizleşmiş felsefecilerin ve bilim adamlarının bahane üretip durmalarına rağmen – tüm olanaksızlıkların onarıldığı, pişmanlık ve önsezinin halihazırdaki tek bir holografik psikometrik jestte yokluğa gömüldüğü bir şimdide.

Evrenin “normatif” geçmişi ya da geleceğin ısıl-ölümünün bizim için anlamı en fazla Gayri Safi Milli Hasıla ya da Devlet’in ortadan kalkması kadar olabilir. Tüm İdeal geçmişler, henüz gerçekleşmemiş olan tüm gelecekler sadece tamamen canlı mevcudiyetimizin farkındalığını engeller.

Kimi tarikatlar dünyanın (ya da “bir” dünyanın) zaten sona ermiş olduğuna inanıyor. Yehova Şahitleri için bu 1914’te gerçekleşti (evet dostlar, şu anda Vahiy Kitabı’nda yaşıyoruz). Kimi şarkiyatçı gizemcilere göre bu, 1962’deki Gezegenlerin Büyük Kesişimi esnasında gerçekleşti. Fiore’li Joachim Üçüncü Çağı, Baba’nın ve Oğul’un Çağlarının yerini alan Kutsal Ruh’un Çağı’nı ilan etmişti. Alamut’tan II. Hasan, Büyük Diriliş’i (Kıyamet), ahirin zahir oluşunu, yeryüzü cennetini ilan etmişti. Kafir zaman Orta Çağ’ın sonlarında sona erdi. O zamandan beri meleklere özgü zamanda yaşıyoruz –pek çoğumuz bundan haberdar değil, o kadar.

Daha radikal bir Vahdetçi duruş alacak olursak: Zaman aslında hiç başlamadı. Kaos asla ölmedi. İmparatorluk asla kurulmadı. Ne şimdi ne de hiçbir zaman geçmişin köleleri ya da geleceğin teminatı olmadık. Dünya’nın Sonu’nu emrivaki olarak gerçekleşmiş ilan etmeyi öneriyoruz; tam tarihi mühim değil. 1650 yılında Ranterlar Binyılın kendi nefsine, kendi merkeziyetine ve tanrısallığına uyanan her bir ruha şimdi geldiğini biliyorlardı. “Neşelen, hemcinsim,” diye selamlaşırlardı. “Her şey bizim!”

Başka türlü bir Dünya’nın Sonu’nun zerresini dahi istemem. Bir oğlan sokakta bana gülümser. Kara bir karga pembe bir manolya ağacında oturur, orgon bir lahzada şehrin üstünde birikip boşalırken gaklar… yaz başlar. Aşığınız olabilirim… ama Binyılınıza tüküreyim.

HAKİM BEY / T.A.Z. GEÇİCİ OTONOM BÖLGE, ONTOLOJİK ANARŞİ, ŞİİRSEL TERÖRİZM

hakim bey – t.a.z.

– KAOS ASLA ÖLMEDİ
– kesinlikle dert edecek hiçbir şey yok.
– iblisler asla yıldızlara bekçilik etmedi
– eros asla sakal bırakmadı
– sana yalan söylediler
– iyi ve kötüye dair fikirlerini sana yutturdular
– rahipler yerine şamanlar, lordlar yerine ozanlar, polis yerine avcılar
– şuracıkta seni öpecek olsaydım buna terör eylemi derlerdi
– gece yarısı şehri uyandıralım.
– ACAYİP DANSLAR ETMEK GEREK
– Suç olarak sanat; sanat olarak suç
– uygarlığın geleceği KAOS’un umurunda bile değil
– duyguların dengesizliği değil tanrısallaştırılması
– müslümanlar İslam’ı anlasaydı putperest olurlardı.

t.a.z. – temporary autonomous zone kısaltması. geçici otonom bölge diyoruz dilimiz. kitap içerisinde yanına ontolojik anarşi, şiirsel terörizm’de geliyor. hakim bey tarafından yazılan kitabımız zaman, mekan ve hayal gücünün herhangi bir otoriteden bağımsız olarak hayat bulabildiğini gösteriyor. hakim bey’in kim olduğunu bilmeyenlere kendisinin asıl adının peter lamborn wilson olduğunu verelim, amerikalı anarşist abimiz. kendisinin daha önce korsan ütopyaları kitabından bir alıntısını da paylaşmıştık. hakim bey mahlasını bir fars şairinden almış.  kuramlarının ve çözümlemelerinin birincil kaynağı hassan sabbah önderliğinde kurulan haşhaşiler oluşturmuş. bundan sonrası sizin indirip okumanız ve eş-dostunuz ile paylaşmanızdan ibaret.

download hakim bey – t.a.z (.pdf)