Menü Kapat

Etiket: taksim

Tabutta Rövaşata’da bir güzel

Tabutta Rövaşata filmini izleyenler fark etmişlerdir, filmdeki uyuşturucu kullanan kadın ne kadar da gerçekçi oynamıştı rolünü. O ismini bilmediğimiz uyuşturucu kullanan kadın (film boyunca kadının ismi geçmez) ne kadar hüzünlü bakıyordu öyle. Hangi oyuncuydu ki bu kadın, başka nerelerde oynadı acaba? Kaç yaşındaydı bu filmde, ne kadar duru bir güzelliği var, sarı fular nasıl bu kadar yakışır birine… Diye düşünürken bir araştırayım dedim bu etkileyici kadını. Ve bir şok yaşadım, benim gibi pek çok kişinin yaşadığı şok: O kadın, böylesine yapmacıksız oynayan, sizi hemen dünyasına alıveren o kadın, Ayşen Aydemir, 35 yaşında ölmüş, 1999 yılında. Hem de ilk ve tek filminin ödül aldığı gecede. Duymadık hiç, bilmedik, sessizce geçti aramızdan…

Filmin yönetmeni Derviş Zaim :

‘‘Öfkeliyim. Çünkü Ayşen bir tek Tabutta Rövaşata’ da oynadı. Çok mu yeteneksizdi bu kız? Hayır. Aksine, en yeteneklisi, en iyisiydi. Ama filmlerde rol almak için gereken o bayağı ilişkilere giremedi. Ortalama olanın prim yaptığı bir yerde oyunculuk yapmaya çalıştığı için tanıyamadınız onu. Zaten o, ortalamanın dünyasında var olamazdı.’’

mahsun beni taksim’e götür.

mayıs, 1.

İLK TAŞI EN HAYALPERESTİNİZ ATSIN

Birlik beraberlik, dostluk kardeşlik, yolluk yoldaşlık. vs. vs. vs. ……………………………

Onu bunu bırakın da ‘’Düz ayak çivit badanalı bir kent nasıl kurulur abiler’’ *

Tarlabaşında merdiven altı bir atölyede zehir çekip kahır üfleyen soluklarda, zonguldakta yerin yetmiş kat dibinde kararmış yüzlerde, ışıl ışıl vitrinlerin ardında bir bankoya sıkışmış ayakların huzursuzluğunda, babaların tokadından gül bahçesine dönmüş yüzlerde, kocaların sevgisini taşıyan morarmış sırtlarda, ağabeylerin kanattığı incecik erkek kaşlarında, hocaların bilgiye koydukları ipotekte gizlidir mavi çivit badanalı birer kent. Kendine münhasır, kendine yeter, kendine mavi her kent.

Oysa büyüktür öfkeler. Kendisinden daha fazla, kendisinden daha mavi, kendisinden daha yıkıcı.

Elleri taş, yüreği nasırlı, vicdanı kör, allahı belalı bir devdir her iktidar. Yerin altında gizli isyanlardan korkar. Kulaklarını kapılara, gözlerini odalara dikmiş izler her daim. Bilir çünkü isyanın her vakit bir varolma hali taşıdığını. Bir volkan gibi dipten dibe kaynadığını. Onun için saldırır işçinin emeğine, köylünün deresine, yoksulun mahallesine. Onun için Alexisi on altısında, Berkini on dördünde alır bizden.

Ama biz biliriz, bisikletsiz bir çocuğun hayata kırgınlığında gizlidir çivit badanalı o kent. Sokaklarında arabaların gezinmediği ve bütün yolların bisikletlere amade olduğu koca bir kent.

Şimdi bütün bu yürüyüşler, sokakları birbirine duvarlarla bağlanmayan o kentlere doğrudur. 1 Mayısta da bunun içindir atılacak her adım. Rengi farklı olana karşı birleşilen beraberliğe, dili farklı olana karşı sarılınan kardeşliğe, yolu başka olana karşı silah edinilen yoldaşlığa karşıdır attığımız her adım.

Devletin korktuğu her öfke bizimdir, yılın 364 günü olduğu gibi 1 Mayıstada. Evinden atılmış her mülksüz kadar yıkıcıdır öfkemiz. Kırmızı bir ağaç düşleyen her çocuk kadar hayalperesttir isyanımız. Emeğinin peşi sıra koşturan her işçi kadar işgalcidir adımlarımız. Gri duvarların içinde bir masa başına hapsolmuş her genç kadar apansızdır haykırışlarımız.

Mavi çivit badanalı bir yeryüzüne ulaşana dek tüm mülksüzlüğümüzle sokaklardayız bu 1 Mayısta da. Sokaklara vurulan her maviyle birlikte sendeleyen iktidarlara karşı özgür varoluşlar ve bir tahakküm unsuru olmayan her rengin kendini var ettiği koca bir şenlik alanına dönüştürmek için sokakları, isyanın binbir coğrafyalı dilindeyiz.

İlk taşı en hayalperestiniz atsın.

*Ece Ayhan, Mor Külhani.

İSTANBUL ANARŞİ İNİSİYATİFİ

tornistan . backward run

Gezi Parkı olaylarında yaşanan basın yayın sansürünü eleştiren bir filmin otosansüre uğraması.

Bu film Gezi Parkı olaylarından sonra tasarlanarak orjinal el çizimi ile (Hiç bir video kopyalama tekniği kullanılmadan) yapılarak ulusal ve uluslararası medya ve festivallere sunulmak üzere 18 gün içerisinde acil olarak tamamlanmış ve Gezi Parkı olaylarında orantısız güce maruz kalan, sakat kalan, hayatını kaybeden ve kalbi kırılan tüm insanlara adanmıştır.

adbusters #109

çeşitli güzellikler dergisi adbusters’ın gezi olaylarına yorumunu merak ederken saolsun ismini vermek istemeyen bir izleyeceğimiz güzelliğini yaptı; üşenmedi sayfa sayfa taradı. artık size de okumak düşüyor.

ütopya 12 gün sürdü. polis şiddeti tahmin edilebilirdi, ama türkiye’de bir şeyler artık geri döndürülemez biçimde değişti. iyi yönde.

download . adbusters #109

a place called gezi parkı

başlık “a place called chiapas” belgeseline saygı duruşunda. dünyanın ilk post-modern devrimi diye geçiyordu chiapas’ta yaşananlar. dünyanın görmüş olduğu ve muhtemelen görebileceği en asil, en güzel isyandı demiştik hani. bunun üzerine “a place called gezi parkı” diyebildik bu ilginç coğrafyada. nostradamus bile bu kadarını hayal edemezdi 15 gün öncesinde. hala inanmakta güçlük çektiğim şeylerde yaşanmaya devam ediyor.

etilen olarak yıllardır anlatmaya çalıştığımız bazı şeylerin toplumun geniş bir kesimi tarafından sonunda anlaşılıyor olduğunu görmek aslında bizi en çok şaşırtan. ortadoğu ve balkanların en az okunan magazini olarak namımız ortadayken, herhalde bizi okuyanda varmış noktasına gelebildiğimizi düşünüyorum. neler demiştik, neler olduya gidelim şoku birlikte atlatalım düşüncesindeyiz;

– bütün her şeyin tepesinde yer alan olay – başbakanın artık bir diktatör olduğunu kendi sözleri ile dile getirmiştik: diktatörler. hala anlamayan kaldı ise buyrun ingilizce daha anlaşılır olabilir sultan.
– her şeyi tetikleyen nokta yıkım ve avm’ler üzerine düşüncelerimizi de mevcut avm’lerin yarısı bile yokken 4-5 yıl önce söyledik: içimdeki boşluğa da alışveriş merkezi açın.
– olayların gözdesi, çok sevdiğimiz tomanın sıktığı yerde aslında gül bittiğini belirtmiştik. yıllardır uygulanan polis şiddetinden biber gazları ne renk diye bahsetmiş, boyama kitabı bile paylaşmıştık.
– bütün bu olaylara sessiz kalan yandaş medyaya olan nefretimizi kaç kere söylediğimizi hatırlamıyorum. üşenmedik kendilerine kategori yaptık – boyalı basın – zaten olayımız bu değil mi? nedir?
– sosyal medyanın gücünü kullanın dedik, her ne kadar farklı bir amaç için de olsa sonunda bu gücün kullanıldığını gördük.
– occupy hareketi daha başlamadan yazmıştık – bu hallere gelebileceğini yazarken tahmin etmemiz imkansızdı – gezi parkı ne de güzel işgal edildi: wall street’i işgal etmek
– tv’lerde gördüklerinizin yalanlardan ibaret olduğunu binlerce kez dile getirdik – tv screen. hatta üşenmedik galerisini yaptık. ilgili tevelerin ne istediğini 5 yıl önce söyledik – fettullah gülenin sesi teve nasıl bir türkiye istiyor?
– duvarların ve duvar yazılarının önemini daha fazla vurgulayabilir miydik emin değilim – kategorisi zaten var, galerisi hepten beridir var.
– yalnız eylemlerde balaclava, boya bombası, milwall tuğlası görmedik. bence siz göstermediniz, göstermeyin zaten. anarşik insan olmayın.
– biz macarena öğrettik, siz chapuling anlamışsınız. olsun o da olur!
– etilen’in beşiktaşlı olduğunu zaten biliyorsunuz, yıllarca semt bizim aşk bizim diye bağırdık. çarşı kendisini fesh etmeye çalıştığında biz aslında bugün yaptıklarını anlatmaya çalıştık.

biraz daha düşünsek sanıyorum 5-10 örnek daha çıkar, atladığımız yerler olmuştuk muhakkak. megolamanlık değil bu. kafamıza takılan bir soru sadece:

ahmaklar gemisi en azından güneye çevrilmeye başladı ne dersiniz?

Benim sevdaaam kırmızı dıtdırıddıt

Birisi bana bu suyun renginin neden kırmızı olduğunu açıklayabilir mi ?

Yerden oluk oluk akan kırmızı bir su.. Yaralıları örtbas etmek midir amaç? Yoksa niye uğraşsın adamlar suya renk vermekle? Koy suyu püskürt dimi ama ?

Dün 1 Mayıs İşçi bayramı Dünyanın heryerinde en büyük alanlarda kutlandı. Taksim hariç. Sendikalarla hükümetin ve emniyetin düellosunu panzerler ve biber gazları kazandı. Çok kararlı gözüken sendikalar “can güvenliğimiz yok” diyerek çelenk bile bırakmaktan vazgeçti.. Bu nasıl bir insanlık ayıbıdır. Bu nasıl bir devlet terörü ne tür bir faşizmdir? Karşındaki insanlar senin düşmanın değil, emekçilerin… Tamam tüketim çok önemli senin için biliyoruz ama tüketim için üretim de lazım be adam. 77de yaşananları neredeyse gölgede bırakacak görüntüler vardı dün taksimde. 77de hiç olmazsa alanlara girilebilmiş, yürüyüş yapılmıştı. Tabiki 34 can yitirildi orada acısı daha büyük ama dün DİSK binasından çıkılamadı. İçeriye gaz bombaları atıldı. Çıkanlara kırmızı su sıkıldı.. Taaa rizelerden bile polis getirildi.. 20000 polis ve 2000 jandarma komando oradaydı. Taksimde emekçi başına 3 gaz bombası düşüyordu.. Yazıklar olsun diyorum sadece.. Bu insanlar bunu haketmiyor. 365gün sömürdüğün adamın tek bayram gününü ile kutlamasına izin vermiyorsun. Seneye ben de oradayım bu iş burada bitmedi.. O yerde tekmelediğin yaşlı kadının hesabını sormaya geliyorum. kafasına plastik mermi sıktığın 19yaşındaki çocuğun hesabını sormaya geliyorum.Yaşasın 1 mayıs!

etilen sosyete . 2003 - 2018 . eskişehir

copyleft. hiçbir hakkı saklı değildir.