mike campau

mike campau – kendisini dijital sanatçı olarak sınıflandırıyor. kendisini tanıtma biçimi hoşumuza gitmese de antisocial adını verdiği seriyi başarılı bulduk. gündelik hayatın bir parçası olmaktan öteye geçen “sosyal medya” servislerinin gerçekliğini ıssız ortamlarda yansıtmış. bakarken bu platformlarda geçirdiğiniz vakti sorgulamanız dileğiyle. bu yazıya sosyal medya servisleri aracılığıyla ulaşanlara da selam olsun. antisocial

Archisexture

bu “beyaz teknoloji” adamları döner sandalyelerinde bizim neler paylaşabileceğimiz ve platformlarımızı nasıl yönetebileceğimizi dikte ediyor. dışarıdan açık ve kişiselleştirilebilir görünen sistemler aracılıyla bizi sömürüp, bizden aldığı veri ve içerik ile kar elde ediyorlar. biz korunmuyoruz çünkü sosyal-medya özelleştirilmiş durumda. sosyal medya şirketleri devletlerin ajanlarına hizmet ediyorlar… bizim devletimizin doğasında cinsiyet ayrımcılığı var… sosyal medya toplumunda

sonsuz dikkat dağınıklığı

bu sürede iletişim ve enformasyonun yaratıcı kapasitesi yavaşça fakat kesin olarak tükenir. her yeni iletişim ve enformasyon aracından, örneğin elektrikten (“elektrik perisi!”; elektrik artı sovyetler!”), ardından telefon, radyo ve televizyondan mucize beklendi: gündelik hayatın biçimini değiştirmesi. sanki bu değişim bir araçtan ya da aracından kaynaklanablirmiş gibi. bu araç ya da medya, olsa olsa dolayımlayıcı işlemden

takipçiler / followers

takipçi sayısı önemli değil mi? bir insanın hatta ne kadar pöpüler ve önemli biri olduğuna takipçi sayısına göre karar veriyorsunuz. takipçi sayısına bu kadar önem verirken onların kim olduğuyla ilgilenen kesim ise neredeyse yok denecek kadar az. muhtemelen siz de o grupta değilsiniz. followers serisi ile marco onofri insanların özel fotoğraflarını ve anlarını kimin takip ettiğini bilmeden

sosyal filtre balonu

sosyal medya dedikten sonra faydalarından, basına etkilerinden, son yıllarda yaşam tarzlarını nasıl etkilediğinden, arap baharından, gezi olaylarından da bahsedeceğimizi düşünmüyorsunuz herhalde. biz de düşünmüyoruz. sosyal medyanın çok sık gözardı edilen bir özelliği var – ayna etkisi. bizim zaten bildiğimiz şeyleri bize yansıtıyor. kendi “like”larımız dışında ne yer alıyorsa hepsinden uzak duruyoruz, bir filtre balonunun içinde

just delete me

gözlemlediğimiz kadarıyla web sitesi algısı toplumumuzda oldukça farklı boyutlarda. özellikle pek popüler sosyal medya sitelerinin kar amacı güden bir şirket olduğu gerçeği pek bilinmek istenmiyor. bu sitelerin en büyük varlığının “data” yani içerik olduğu ise gözardı ediliyor. bu sebeple varlıklarını kaybetmek istemeyen bu şirketler kişisel bilgilerinizi silmiyor, saklıyor, istenildiğinde devlet kurumlarıyla paylaşıyor. kişiselleştirilmiş içerik ve