Seyyarlık tanıdıklık

Sokaklarda seyyar satıcılardan çok seyyar toplayıcılar gördüm. Bir dakika durup betimleyelim. Şehir parkının içinde bir elinde ahşap tezgahı diğer elinde hasır bir sepet taşıyarak ağır aksak yürüyen insanlar gezer. Bu sırada sahip oldukları birbirinden farklı malları sergilerler. Durgun ağaç dalları arasında öten kuşların sesine seyyar satıcıların sesi de eklenir. Geri kalan herkes yaya halinde şehir

Hepi Topu

Terli sırtına havlu koymak istemiştim sadece ben Kömür sobasının borusunda ısıttığım. Sonrası kestanelerden bir tabak belki. Çizmeyi unutup da yüzüme patlayanlar ziyan Ziyan kapı aralığından kaçan ısı Musluktan damlayan su Yorulmadan çenenden göğüs kafesine inen ter Ziyan bunlar. Sepetteki bir çürük elmanın tüm sepeti çürüttüğü Müfredattan kaldırılmıştı ben ilk okula giderken. Çalışmadığım yerden sorular sorma

DÜŞ

Düştü düşecek! Damla, art arda, Ses miydi önce görüntü mü? Tek yanlışı odağı ayarlayamamak olan ömrümün, Merkezi belirsiz. -Eşek çağıralım da ayağını bassın diyor Sakallının biri -Sakalını keselim diyor “öteki” Malum ön yargılar sokağında Kaygı duruşlarında geçiyor hayat İstanbul’un yedi tepesinden Üçünü traşlıyor da Senin sakal ne alaka diyor T cetvelli “arkadaş” Arkadaş da demeyelim

SOBE

Böyle öğrendik. İlk başta çizgi çizdik, daha sonra vurduk topa. Sonra bir baktık, geri geliyor top. Yanlışlık vardır diye düşündük ama yoktu. Her zaman bir engel koymuştuk aslında biz önümüze. Gözlerimizle hayal etmiştik, ellerimizle bu engelimizi oluşturmuştuk. Çok geç kalmadık aslında. Hayat ne halde olursa olsun, her zaman engellerimiz olacak. Nerede ve nasıl geldiğine önem

ben tolman

ben tolman, detaycılığı, sabrı ve yeteneği ile kendisine çok net eyvallah dedirten arkadaşlardan. 180×121 cm. boyutunda günde 10 saatten fazla harcayıp 6 ayda bir işini çıkartabiliyor. insanlar ve inşa edilmiş çevrenin birbiriyle ilişkisi – sosyal, ekonomik ve toplumsal çizgiler maksimum detayda incelediği çalışmalarını bakıp geçmek ile bırakmayın. unutmayın biz de çizdiklerinin bir parçasıyız. ben tolman

bazı şeyleri açıklıyorum

Soracaksınız: Leylaklar nerede hani? Gelincik yapraklı metafizik nerede? Sözcüklerine incecik delikler açıp onları saçan yağmur nerede? Kuşlar nerede hani? Her şeyi anlatayım. Kent dışında yaşardım, Madrid dışında, çanlarla, saatlerle, ağaçlarla. Görülürdü oradan kurumuş yüzü Kastilya’nın meşin bir okyanus gibi. Evime çiçek-evi derlerdi, sardunyalar fışkırırdı duvarlarından çünkü: güzel bir evdi köpekleriyle, çocuklarıyla. Hatırladın mı, Raul? Rafael,