Varoluşa Kırgınlık

Olmasını istediğim için öyle: Büyük bir yük hissediyorum, Zayıfım eğer söylersem tek nefeste. Nereye düştüğümü bilmiyorum. “Yeter, bırak, buna ihtiyacım yok.” Tüm çiçekler ve tüm ağaçlar, Topraklarına bir ihtilal için imkân ararlar. “Müzik yapmıyorsun! Bu sesten nefret ediyorum.”* Salt anlamıyla: Ne yapmalıyım bilmiyorum. Ne etmeliyim bilmiyorum. Gerçekten, avazım çıktığı kadar, bilmiyorum.   spotify (türkiye’de açılıyor)

SPLEEN

Sanki ben yağmurlu bir ülkenin kralıyım, Zengin ama güçsüzüm, gencim ve çok yaşlıyım, O kral ki sıkılmış, usanmıştı her şeyden, Av’dan, köpeklerinden, hayvanlardan, şahinden. Eğlendirmez olmuştu, dalkavuklar, lalalar, Gözde soytarısının söylediği şarkılar. Balkonunun önünde can çekişen halkı da Artık zevk vermiyordu bu vahşi, hasta ruha; Bir mezara dönüştü zambaklanmış döşeği, Her tür prense hayran sarayın

SIKINTI

Günümüzde halâ sıkılacak zamanı olup gene de sıkılmayanlar, hiç kuşkusuz sıkılmaya zamanı olmayanlar kadar sıkıcıdırlar. Çünkü böylelerinin benliği silinip gitmiştir – o benlik ki varlığı, günümüzün koşuşturmalı dünyasında onları belli bir yerde uzunca kalamayıp, amaçsız salınmaya zorluyor olacaktı. Çoğu insan huzur(zaman)dan yoksun, bu doğru. Onlar temel gereksinimlerini karşılamaya ancak yetecek kadar kazanmak için tüm enerjilerini

ortadoğu

yarın yine yapraklar canım oy yarın yine yağmurlar canım oy ardından yine soğuk ardından yine tipi yine palto, yine gocuk, yine odun, yine kömür, yine sövgü kara kışa yine bahara selam. ederler yine tombul tombul canım oy gelirler yine cılız canım oy kiralar yine azgın kuyruklar yine dilsiz yine mız mız sıkıntı, yine hep vıdı