Sınırın Bitki Örtüsü

Arjin’e… Karanfili koklayıp suya bıraktı. Kokusu yayıldı bahar gelmemiş dağlara. Ve köşesinden bir darbe aldı Odanın ortasında bir anıt gibi duran Ayna. Yüzün hafızamda bir çocukluk Fotoğrafı kadar masum. Yüzün hafızamda, hatıramda… Sırtını rüzgara yasladığından beri 4 kış geçti Tatvan’da. 4 Kere yumdum gözümü. Kış çok çetin, Donma olur mu? Kardelen ol aç Munzurlarda, Nergis

Biraz Sanat Az da Ahlat Ağacı

Hiç kimsenin birbirini sevmediği ve sevmek zorunda olmadığı yer: Sanat Düşüncenizi ayakta tutan şey – ürettiğiniz eserde tatmin olma halidir ve bunu insanlara ulaştırıp beğendirmek kişi için mühimdir. Enteresan olan ise; yazan üzerinden gidersek – eleştirdiği kitleye sattığı kitaptan gurur duyar. O yerdiği insanlar, yazanın şiir/öykü kitabını ya da romanını okudukları ve satın aldıkları zaman

Matematik An

      Bazan da bir yerde kuşlar vardır Ne uçmak, ne görünmek için Bir karanfil pencereyi deler Bir kapı kendiliğinden kapanır İstesek sevişirdik, ama olmadı Biz değil yaşayan acılardır.   yarısı görünüyordu sırtının…tadı kaçmış sabaha, aydınlık masaya eğili başın…yarımına dayanılır sırt. ağlıyordun. nereden biliyordum bunu bilmem. hiçbir ses yok hatırımda. ama sapasağlam durur o

EKMEK, ŞARAP, SEN VE BEN

Türk sinema tarihinin gizli kahramanı İhsan Yüce. Onu bir çok filmde, mapushane ve mahalle raconcusu, ayyaş mahalle abisi, devrimci fabrika işçisi, avantasına bakan üçkağıtçı, hasis kız babası, kurnaz köy ağası gibi rollerde seyrettik. Genelde yan rollerde gördüğümüz, müthiş bir karakter oyuncusu. Hani ismi geçtiğinde bilinmeyen, fakat resmi gösterildiğinde, haa şu oyuncu denen oyunculardan aslında… Fakat

-ad infinitum-

adını görürüm iki kere yumarım gözümü ikincisi uzun giderek kuruyan aksimi sesinden toplamış bir sabah öyle sabahlar anlamadığını sormaya korkan çocukça onu ararım saat 08:10 hiçbir yerde ve yarın parantezlerinde aşınır vapur koltukları yağmur altıdır sabahtır eriyene kadar kimsesi basketbol sahalarının ölesi gelmekle işe yetişmenin orta boşluğu hiç pişman olmamış gibi aynı yolda aynı adımı

Yarın Yok

Yarın bir gündü. Ayakkabılarım yürüyordu. Sağa dön dedim, Döndü. Parmağım gözündeydi, Gözü kördü. Soğuktu. Ankara’ydı. Hava efsunluydu. Ben aldanmaz sandım, O aldandı. Ve ben aptal değildim. Belki çiçek pasajında Unutulmuş Bir demet lale olabilirdim. O da değildim Neydim? . . . Sokaktaki herkes Onun sıcaklığını taşıyor diye Hepsine iliştim. Soğuktu Ankara’ydı. Eve götürüp seviştim. Bazısı