vousgarçonderue!

ne doğa anadan yüz vardı o sıralar ne de sevgiliden hayattan kalanlar bunlar işte; bir devlet baba, bir de polis amca baba tekmelerken amca joplarken Kamburumuzda özgür okyanusları andıran mavimsi-mor ekimozlar, demekki yaralar bile hala direniyorlar ve kulağına fısıldandı o an sana, “hayırsız evlat” diye seslendiler böylelikle kabul ediyorsun olduğun varlığı bundan böyle bir “hayırsız

GiT BURADAN

Sesimi hatırlat.Arkadaş, sesim kilitleniyor. Konuşulan dilleri kazı! Bozulmuş bir makineyim, arkadaş. Saat kaç? Adını unut! Not et bunu! Her şey biletsiz otobüsü yakıyor, arkadaş. Gökyüzünü konuştur, konuşması gerekir. Kafatasında ölüler besle! Damarlarına korku al! Hayat tutuk bir dil, arkadaş.Kanasam nefes alıyorum.  Yut! Unut! Bit!   Sesimi hatırlat. Arkadaş, sesim kilitleniyor.

Önce Kadınlar ve Çocuklar Sonra Biz

Koşan çocuklar çizebilirdim yolcuların acelesi olmasa. Göründü ve kayboldu aydınlık. . . Kuşetli vagonlarda şehirler(in) arasına sığdırdığım yalnızlığımı Bölüştürdüğüm yabancılar kadar uzun bakabilseydin bana En kötü ihtimalle bir türkü tüttürürdük. Seni bana saran yaralarımı kanatmadan. İsterdim ki tüm yaralarımı gör, su dök, toprağa göm. . . Zamanı öldürüp beni asmasınlar diye Yan yatırdım tüm kum

AKŞAM ÇİÇEKLERİ

Akşam çiçekleri gibi oturalım burada Dibi kazıdığım burada YaşamıyorumKafeste nöbet tutuyorumÖzgürlük yoluyorum kanatlarından Cümleler kuruyorum içimeAkşam çiçekleri gibiEllerim hayalet çiçekleri görüyor Sinmeyen, varmayan, dışardanBuradan ötede neler oluyor diyeOturalım akşam çiçekleri gibi İhanet taranıyorCinayet ekiliyorYalan sulanıyorRiya besleniyor Yakınımı kesiyorumNefes içimdeNefes dışımdaAkşam çiçekleri gibi OturalımBirleşelim burada Akşam çiçekleri gibi Paramparça yalnızlık yakındaYakınımı kesiyorumHiçbir şeysiz bir suyu sıkıyorum

Suda Ay İzi

Yalnızı öptüm son harfinden, kimsesizi.Sana uzanamadım. .. Çuvallar dolusu siyahlar toplamıştım.Hepsini yangından sağ çıkan bir ağacın dalına astım.Ardım, kuşağım belimdeki.Önüm, usuma sıkışmış hayallerim.Kafesler dolusu mahlûkatı serbest bıraktım.Kalbim, cenderedeki ufak bir su birikintisi. .. Kül tozuyor, ellerim(iz) kirli.Külleri bir ateşe atıp gözümü bozkırlara diktim.Bir cümlede yan yana gelmese isimlerimiz,Bir kovuğa gizlediğim açıkçası 100 yıllar gizleyebileceğimSenliğim, kaçışı

Ağaca Sor

Çektiğim her Ah’da Didem Madak’a saygıyla…. ..Baharda filizlenmiş bir ağacın dalınaAllah dedim.Günahsa günah benim.Saçlarımı sardım,Nehrin suyuyla süsledim.Dik yokuşlardan son süratAşağı indim.Güneşin doğuşunda bir kuşu,Uykunda seni izledim.Canımı yakan her şeyiSevdim.Derslere hep 5 dakika Geç gittim.Ve yemekteki etiHep en son yedim.Günün en berbat saatlerindeSeni düşünerek sevindim.Soğuk duvarlara sırtımı verdimTaşları öptüm, kutsalımdı,Toprak yedim. Çelik taslardan su içtim,O suya