Dağlara Tutunsun Ellerin

I. Dağların kayalarına tutunsun ellerinSıcaktan yüzün yanarkenTaşın soğukluğunu hisset ellerinde,Baharken oturduğun yerSırtını dayadığın ağaç yapraklarıyla gülerSen hâlâ zirvelerde erimemiş karları izlerken,Çünkü şimdi herkes dağın ardındakileriMerak ediyor,Çünkü biliyorlarDağın ardının sırrıDağın ardındakilerin yaşamında gizlidir. II. ÇünküCümleler düşüyordu dağlarıma,Her mısra onların günlerine sarılıyorduÇünkü bir hozandı Serhad bu türküdeAkan bu suların, derelerinEsen bu rüzgarlarınSuskunluğunu bilmezsin, karanlığını da,Bir fırtına kaplar;Bir

Göçler Yüz Yıllar Önce Bitti

(I)Isırdığı elmayı avuçladı ÂzemEvirip çevirmeden yani pek de oralı olmadanHani nimete de küfredercesine değil deBıraktı tabağın ortası sayılamayacak bir noktasınaGüneşin erken karşılandığı sabahların Müjdesini veren hanımelleri kokusunuCivara yaya dursun Yola revan olmak için sebepler geçmişin Ve geleceğin eşelenmesiyle kendini gösterdiBaşının yerinin avuçlarının arası olduğunu geç kavrayan ÂzemÖzlediği şeylerin duygusuyla yetinip Ne olduklarını unuttuğunu fark edeliSadece

vousgarçonderue!

ne doğa anadan yüz vardı o sıralar ne de sevgiliden hayattan kalanlar bunlar işte; bir devlet baba, bir de polis amca baba tekmelerken amca joplarken Kamburumuzda özgür okyanusları andıran mavimsi-mor ekimozlar, demekki yaralar bile hala direniyorlar ve kulağına fısıldandı o an sana, “hayırsız evlat” diye seslendiler böylelikle kabul ediyorsun olduğun varlığı bundan böyle bir “hayırsız

GiT BURADAN

Sesimi hatırlat.Arkadaş, sesim kilitleniyor. Konuşulan dilleri kazı! Bozulmuş bir makineyim, arkadaş. Saat kaç? Adını unut! Not et bunu! Her şey biletsiz otobüsü yakıyor, arkadaş. Gökyüzünü konuştur, konuşması gerekir. Kafatasında ölüler besle! Damarlarına korku al! Hayat tutuk bir dil, arkadaş.Kanasam nefes alıyorum.  Yut! Unut! Bit!   Sesimi hatırlat. Arkadaş, sesim kilitleniyor.

Önce Kadınlar ve Çocuklar Sonra Biz

Koşan çocuklar çizebilirdim yolcuların acelesi olmasa. Göründü ve kayboldu aydınlık. . . Kuşetli vagonlarda şehirler(in) arasına sığdırdığım yalnızlığımı Bölüştürdüğüm yabancılar kadar uzun bakabilseydin bana En kötü ihtimalle bir türkü tüttürürdük. Seni bana saran yaralarımı kanatmadan. İsterdim ki tüm yaralarımı gör, su dök, toprağa göm. . . Zamanı öldürüp beni asmasınlar diye Yan yatırdım tüm kum

AKŞAM ÇİÇEKLERİ

Akşam çiçekleri gibi oturalım burada Dibi kazıdığım burada YaşamıyorumKafeste nöbet tutuyorumÖzgürlük yoluyorum kanatlarından Cümleler kuruyorum içimeAkşam çiçekleri gibiEllerim hayalet çiçekleri görüyor Sinmeyen, varmayan, dışardanBuradan ötede neler oluyor diyeOturalım akşam çiçekleri gibi İhanet taranıyorCinayet ekiliyorYalan sulanıyorRiya besleniyor Yakınımı kesiyorumNefes içimdeNefes dışımdaAkşam çiçekleri gibi OturalımBirleşelim burada Akşam çiçekleri gibi Paramparça yalnızlık yakındaYakınımı kesiyorumHiçbir şeysiz bir suyu sıkıyorum