Etiket: sex pistols

alternative love blueprint

“alternative love blueprint” karşı-kültür rock müziğin tarihini bir tablo üzerine dökmüş. punk’ın nasıl başladığı, krautrock’a nasıl evrildiği ve garage rock’ın nasıl uyandığını pek güzel bir özet ile karşınızda.

punk için merkezde sex pistols bulunuyor. temel gerekçesi de aslında tek bir konser yüzünden. 4 haziran 1976’da Manchester’da verilen ve 30-40 kişinin katıldığı konser (olay popüler olduktan sonra binlerce kişi oradaydım dedi tabii). konseri popüler yapanda grup değil, konsere katılanlar çünkü the smiths, joy division ve the buzzcocks rivayete göre bu konserin etkisiyle kuruluyor.

çalışmanın arkasında dorothy adlı bir ajans mevcut fakat bu bilginin size çok faydası olmayacağını da biliyoruz. üstteki görselinde çok okunaklı olmadığının farkındayız – yüksek çözünürlük indirmek mümkün olmasa da wired güzellik yapmış ve görsel üzerinden zoom yapabiliyorsunuz.

afiyet olsun.

punk: a feeling of no future

bütün bu punk olayı para sahibi olmak, mülk sahibi olmak ya da bir sınıf sahibi olmak üzerine değildi. punk “ben yıldızım, sen benim seyircimsin” şeklindeki dördüncü duvarı yıktı. punk her şeyi ve herkesi kapsıyordu. isyanın, memnuniyetsizliğin ve özgürlüğün dile getirilme şekliydi. bütün bu problemler halen devam ediyor. sinirli ve aktif olmak için binlerce sebep var.

unutmayın punk rock geçmişine bakmanız gereken bir şey değildir. punk için gelecek önemlidir ve gelecek sizin elinizde.

jamie reid, muhtemelen adını duymadınız ama üstte görmüş olduğunuz görselleri defalarca gördünüz. kendisi Sex Pistols’ın “Never Mind the Bollocks, Here’s the Sex Pistols” albümünün kapağını hazırlamış abimiz. sonrasında pank estetiği diye bir şey varsa Malcolm McLaren ile yarattıklarını da şimdi öğrenmiş bulunuyorsunuz. kendisi nerden baksan anarşist ve sitüasyonistlerden de ciddi anlamda etkilenmiş. üstüne üşenmemiş 5 yıl boyunca “suburban press” adlı radikal uçlarda dolanan dergisini çıkartmış. günümüzde ise üretimine ve londra civarında sergilerine devam ediyor. web sitesini de pek düzenli güncelliyor. dikiz atacağınızı biliyoruz.

jamie reid

radyo #3 – joe strummer was born in ankara

joe strummer ankara’da doğmuştur. bu nedenle ankara’nın en güzel yanı istanbul’a dönmesi değil, bu evrensel müzik adamının bu şehirde doğmasıdır. kendisinden hareketle ingiliz panklarına selam ederek dinliyoruz.

8 tracks . etilen

dönemin ekonomik koşulları sebebiyle amerika’da punk sanat ve edebiyat çevresine öfkesini kusarken, ingilterenin işsiz gençleri pek tabii ki ekonomiye, kraliçeye ve sisteme sövmek zorundaydılar. ingilizlerin moda girişimcisi malcolm mclaren‘in sunduğu sex pistols, sid vicious ile meşhur olmaya devam ederken; television‘dan tom verlaine çengelli iğneden ziyade şiirleri ve müziği ile uğraşıyordu. cbgb‘nin tanınırlığının artması ve çalan grupların alt gruplarını kendileri seçmeleri güzelliği ile birlikte amerika’da müzik olarak olgunlaşan punk, ingiliz yavrusundan giyim kuşam tarzını alarak bir döneme damgasını vurdu.

sid vicious in paris

1980 yapımı the great rock ‘n’ roll swindle isimli “mockumentary”den bir kesit üstte yer alan video. bu vesile ile fransız sokak müzisyenleri tarafından seslendirilen “l’anarchie pour le UK”i de keşfetmiş oldunuz. rahat-sız seyirler.

 

ruj lekesi . yirminci yüzyılın gizli tarihi

ruj lekesi greil marcus‘un ismi gibi gizli kalmış bir kitap ve bir şekilde piyasada bulunmamaya devam ediyor. ayrıntı neden tekrar basmıyor soru işaretlerim hala sürse de, vakti zamanında kütüphaneden alıp okuyabildiğim bu kitabı sevabına hediye edebilir ya da bulunduğu lokasyonu bildirebilirsiniz. elinde olanlar, bir şekilde eline alabilen şanslı talihlilerin iyicene sindirmesi dileğiyle – unutmayın, yer altının kutsal bir kitabı varsa bu kesinlikle ruj lekesidir.

İyi punk 45’liklerinde söylenmesi gereken bir şeyin çabucak söylenmesi gerektiği, çünkü söylenecek şeyi söylemek için gerekli enerjinin ve onu söyleme isteğinin sürekli olmadığı gibi bir duygu kendisini hissetirir. Hızlı olunmadığında fikir yerin dibini boylar. Punk’ın ritmi gibi sesi de doğal-dışılığını hep korumuştur. Can yakıcıdır, basittir, yapaydır. Ortalama pop hümanizmini ona karşı duyduğu öfke ve korku karışımı bir duyguyla reddeder.

“Saçmalık bu!” Bilgi dediğiniz, yükseklerden bakan düzenbaz miyopların “sorumsuzca çöplenelim, yedikçe şişinelim ve sonuçta karşımıza çıkan bilgi heveslisi gençler üzerinden ego’larımızı tatmin edelim” diye önümüze sürdükleri leziz tatlarla dolu bir mönüden başka nedir ki? Dadacılar avangart sanat tarihinden, Sex Pistols rock tarihinden, Paris Komünü ise sosyalist mücadeleler tarihinden izler taşıyan birer akım; Sitüasyonist Enternasyonal hareket de kolej mezunu radikallerimizin kendi imgelerini düşürerek avundukları yalın bir ayna değil midir? Karl Marx’ın Katharistlerle, Hasan Sabbah’ın Slits’le, kendini işçi sınıfının davasına adayan sevgili Rosa Lüxemburg’un aşkla, Adorno’nun Lettrist Enternasyonal’le ne gibi bir alakası olabilir? Çağlar “gerisinde, üstünde, altında, yanında kalmak için” değil midir? “Zamansız bir alemde devinip duran çağları önüne ve içine almanın” ne gereği var? Bilgi diye sunulagelmiş çöplüğün içinde ziyafete dalan domuzcuklar gibi haz duyarak gevşemek varken bu zevzeklik de ne oluyor? Tarih kelamın ‘ol!’ buyruğuyla gelen şiddetle mi başlar, yoksa Slits’in bir konser esnasında kanlı adet bezlerini hayranlarının suratına fırlatmasıyla mı? 12. yüzyılda Balkanlar’da doğan bir sapkınlığın Alman İşçi Konseylerini kucaklayıp Strasbourg’u dolaştıktan sonra Das Kapital’den aldığı feyzle Johny Rotten’ın gırtlağında patlaması nasıl bir tarih ola ki? Nasıl olur da Kronstadt direnişçilerinin nefesi Lora Logic’in dudaklarında ahenkle çınlamaya başlar?

“Efendim, sütunları kaldırtacağınız söylentileri çalkalanıyor şehirde. Acımalısınız bize, bize acımalısınız. Çünkü biz, sizin tebanız, o sütunlar üzre var oluyoruz”. Greil Marcus hiç acımıyor. Sahih bir efendiye yaraşanı yapıyor! Yüzlerce yıldır en katıksız umutlarımızı istismar eden işaret levhalarının bulunduğu sütunları yerle bir ettiği gibi, bu levhaları da eriten alevler püskürerek kendi bildiği tarihi yazıyor. Bu tarih, efendinin köleleştirdiği tebasına döktüğü timsah gözyaşlarını hiç kaleme almıyor. Bu tarih, yalnızca gönülden. Ne aşağı kalıyor ne yukarı. Ne teba ne efendi!

Bize düşense, hiç değilse Sex Pistols ile Slits’in birer kasetini ele geçirdikten sonra kitabı açmak; ama açmadan önce, kitabı şarap şişesinden çekilen okkalı bir yudum eşliğinde ve mutlaka bir tutam Hayyam ile çalkalamak oluyor. Evvelki gün içinizde bir midyenin barındırdığı kadar olsun can olmadığını hissetmiş olsanız bile ertesi gün uyandığınızda bir türkü mırıldanmaya başlayacağınıza emin olabilirsiniz.

ruj lekesi . yirminci yüzılın gizli tarihi
ayrıntı yayınları
greil marcus
çeviri: gürol koca
496 sf. ~ 13.5×21.5 cm
istanbul . 1999
ISBN: 9789755392165