+ Marc Lochner

BU DÜZLEMDE YÜZLERİNİZİ OKŞAYAN, zihinsel düzlükte büzüşmüş sinirlerinizin sıkıştığı (ya da daktiloyla düzeltilmemiş haliyle “sikistigi”) beyaz gürültüden sürünerek kaçmaya zorlanan bir karınca sürüsü. Marc Lochner’in İzmir 1888’de açılan sergisinin girizgahı daktiloya çekilmiş kendi yazısından alıntı. Bu yazı binanın dış cephesinde orjinal A4 boyutunun iki misli büyük bir formatta düz zemine basılmış vaziyette karşılıyor izleyiciyi. Marc’ın

çocuk parkında anarşi – dismaland

Gerçek kimliğini sır gibi saklayan ünlü İngiliz sokak sanatçısı Banksy’i tanımayanımız, bir eserine dahi rastlayıp da hayran kalmayanımız yoktur sanıyorum. Böyle konuşuyurom fakat yine de tanımayan azınlık kısma kısaca tanıtmak için nefesimi tüketmeyeceğim. Zaten kendisi – bu şöhret mevzusu her ne kadar hoşuma gitmese de – eserleri sayesinde dünyanın sayılı grafiti sanatçılarından sayılmayı haketmiş bir çok ülkede insanların

infiAl

infial ülke sınırları içerisinde eksikliği hissedilen bir mekanın yerini doldurmuş gözüküyor. her ne kadar henüz ziyaret etme şansımız olmasa da nedir kısmı ve bugüne kadar yapılan etkinlikler doğru yolda olduklarının bir kanıtı. takibinize almayı ve en azından uğramayı ihmal etmeyin. etkinlik takvimlerine aşağıdaki adresten ulaşabilirsiniz; infial nedir Anarşistler için zaruri bir mesele olan bir araya gelme,

emir uçkan

eskişehir’li olmamız bir yana, bir şekilde eskişehir’den çıkmış işlerin başarısız olma ihtimali gördüğümüz kadarıyla çok düşük. emir uçkan’ın işleri de bunların bir örneği. kendisini yapı yorum projesiyle tanıdık. özetle instagram üzerinden inşaat halinden binaların fotoğraflarından oluşturulmuş futuristik formların sergisini yapıyor. gayette iyi yapıyor. grafik tasarım ve mimarinin en güzel sevişmelerinden. bakmadan geçmeyin. kimdir? Babam mimar,

abur cubur kabuslar

donat kulaklar, kapkeyk gözler, çitos saçlar: şeker bağımlısı abimizin bu epidemik obeziteyi abur cubur yiyecek kaplı insanların portreleriyle gözler önüne sermiş. kendisi ingiltereden james ostrer, küçüklüğünde anası babası ayrılınca bağımlılığı başlamış. babası ne zaman onu dışarı çıkarsa mcdonald’s götürüyormuş. o da ne zaman depresif olsa abur cubur yemeye bırakmış kendini. hayat zor. fakat bu işi

urban lousy

Urban-lousy, patrons-greedy, mad about security, take jealousy as the base-line or the cream. Urban-lousy, freaks are new dragons, monsters of the old maps, and the unknown is hand in hand with any unbearable thing. All we do is to try and stay independent, urban-lousy is such an endeavor in this meeting.

kendi haritalarımızın mahlukları olmaya, kendi sözümüzü bağımsız söylemeye, bir araya gelmeye ve beş benzemez istikamete dağılmaya devam edelim.

urban lousy