BİLMEDİĞİMİZDEN

O’na… O'(n)larımıza… Dalında kurumuş çiçekler gibiydik. Dokundu bir çift el Düşmedik. Bilmediğimizden… Bir keresinde bir şiirde Seviştiğimi sanmıştım. Duvarları yoktu. Bacası tütüyordu. Omuzlarım anlamını bilmediği sıfatlarla Nitelenen bir ad olmuş. Kasım kasım. Parmak uçlarımda bir karıncalanma. Aşırı doz özgüven aldığım günlerin Sarılışları Methiyeler size çay içmeye geldiği gündü. Mahkemeler, davalar. Yatağının üstünde kenarı tırtıklı bir

sen yenildin

-Bir metropol binlerce hapishane demektir demiş çocuk. -Ve binlerce mahkum demiş adam -çocuk biliyorum demiş birden. -Neyi demiş adam. -Niye kaçtığını biliyorum. -Kaçmıyorum  sadece yürüyoruz -Nereye gittiğimizi bilmiyorsun -Önemli olan gitmek değil mi? -Gündüzleri niye içtiğini biliyorum -Önemli olan ne içtiğin değil mi? -Aynaya bakmaktan korktuğunu biliyorum. -Bedenim bu ruhu taşımaktan yoruldu tıpkı annenin seni altı aylıkken