montaigne’den montaigne’e

daha da ileride ise barbarı ya da barbar insanı “doğa kanunlarına en yakın, onunla en uyumlu kişi” olarak tanımlar: her şey, der platon, ya doğanın eseridir ya kaderin ya da sanatın, en büyük ve en güzel olanları ya bunlardan ilki yaratmıştır ya da ikincisi, küçük ve kusurlu olanlar ise sonuncunun elinden çıkmadır. dolayısıyla bana öyle

anarşist banker

anarşist ne ister? özgürlük. kendisi ve başkaları için, tüm insanlık için özgürlük. toplumsal kurguların ya da kısıtlamaların etkisinden kurtulmuş olmak ister; özgür olmak ister, tıpkı dünyaya geldiğinde olduğu gibi, tamamen adil koşullarda olması gerektiği gibi; üstelik bu özgürlüğü hem kendisi hem de diğer herkes için ister. doğa karşısında bütün insanlar elbette eşit olamaz; büyükler ve

Enigma – Antoni Casas Ros

Şiddetle köşeye kıstırmış beni, hissediyorum, bu yalnızlık tutkusu, hani şu genç bedenleri tırpanlayan, sonra da onları tek bir demet ekin gibi yakıp kavuran. PEDER GIMFFERRER ‘’Nisanda Bıçaklar’’ Arde el mar ‘’Artık Ne Erkek Var Ne Kadın; Yalnızca Mutlak Özgürlüğün İçinde Varlık’’  Joaquim Enigma – Antoni Casas Ros Türkiye’de Sel Yayıncılık tarafından kitapları Türkçeleştirilen Antoni Casas

marguerite duras – moderato cantabile

çocuk, omzunda hafifçe sallanan küçük okul çantasıyla demir kapıyı itti, sonra parkın girişinde durdu. çevresindeki çimenleri dikkatle inceledi; ayak uçlarına basarak, dikkatle, yavaşça yürüdü, yürürken korkutup kaçırabileceği kuşları asla bilemezdi insan. gerçekten de, bir kuş havalandı. çocuk gözleriyle kuşu bir süre takip etti, kuş bu sürede gidip yandaki parkta bulunan bir ağaca kondu; sonra çocuk

modernizmin siyaseti

bir zamanlar “modern”, hatta “avangard” olan bugün için oldukça eskidir. modernist dilin ve yapıtların ifşa ettiği şey, en kuvvetli ifadelerinde bile, tespit edilebilir bir tarihsel dönemdir – gerçi bu dönemden tamamen çıkmış da sayılmayız. dönemin en faal ve yaratıcı yıllarında bugünden tespit edebileceğimiz şey, birçok yapıtın zeminini teşkil eden, hızla değişen çeşitli bir sanatsal yöntem

salâh birsel – hacivat günlüğü

19 Nisan öyle çeviriler okuyorum ki, hiçbir şey anlamıyorum. oysa, anlam her şeyin temelidir. anlamı olmayan şiirler bile, kimseye yutturamaz kendini. yalnız okurların da şiirin gizine varabilmek için, çaba göstermesi gerekir. dümbeleğin biri bir şiiri çakmadı diye, o şiirin anlamsız olduğuna varamayız. soyut şiirlerde bile az çok bir anlam vardır. daha doğrusu, ozan şiirini öyle