Etiket: sel yayıncılık

Máirtín Ó Cadhain / Anahtar

kamu hizmetini kim yarattı? tanrı. kamu hizmeti ne yaratıyor? memur. sen nesin? bir memur. neden yaratıldın? bu ofiste bulunmak için. bu ofisin amacı ne? evraka hizmet etmek. evrakın ve andıçların amacı ne? kamu hizmetine hizmet etmek. kamu hizmetinin amacı ne? devlete hizmet etmek. devletin amacı ne? kamu hizmetine hizmet etmek…

mairtin o cadhain, 1906 altı irlanda doğumlu ira üyesi ve katıldığı eylemler nedeniyle 5 yıl kadar da hapse mahkum edilmiş, tutukluluk sürecinde yazmaya başlamış. irlanda edebiyatının en önemli isimlerinden biri olarak görülüyor.

karşınızda ise tek oturuşta okumanız gereken bir eseri var; anahtar. bürokrasinin, politikacıların, din adamlarının anlamsızlığını, aşılmaz duvarlar, kırık bir anahtar ve sağlam kapı üzerinden harika bir şekilde özetlemiş. kafka muhtemelen kendisini etkilemiş, duyduğu evrak hışırtıları hepimizi olduğu kadar onu da yeterince etkilemiş.

kapıyı hep beraber kırabilmemiz için yüklenmeniz dileğiyle.

anahtar
mairtin o cadhain
türkçesi: berrak göçer
sel yayıncılık
2020, 76 sayfa

albert caraco – post-mortem

bu açıklamalardan dolayı beni bağışlayın, ama acının çaresi aşkınlıktır, hiçbir acı aşkınlığa direnemez, yol uzun değil, bizim erdemlerimiz de bu yolu kısaltır, erdemin ödülü alışkanlıklarımıza damgasını vuran düzendedir, çoğu zaman alışkanlıklar sayesinde varlığımızı sürdürdüğümüzden, sonunda alışkanlıklarımız en az doğal erdemleri bile doğallaştırır, biz de dönüşürüz ve sonuçta bizi dönüştüren hareketin elimizden kaçtığını fark ederiz, nihayet olgunlaşmışızdır ve belli belirsiz yol alarak doğa durumundan lütuf durumuna geçeriz

albert caraco. sefarad bir ailenin oğlu olarak 1919 yılında istanbul’da doğmuş. sonrasında avrupa ve güney amerika’da yaşamış. yıllar boyunca intihar etmek istemesine rağmen ailesini üzmemek için bunu yapmamış ama 1971 yılında babasının ölümünden birkaç saat sonra hayatına son vermiş. “post mortem” ise ölümden sonrası demek. caraco’ nun annesinin ölümü üzerine yazdığı bir eser. ama anne ve ölüm dışında kendisini anlamanız için çok sayıda noktaya dokunduğu da bir gerçek.

kendisinin daha çok bilinen eseri “kaosun kutsal kitabı”nda buram buram hissettiğiniz öfke ve nefretin daha iyi anlaşılması için başlangıç niteliğinde kitap aslında. hastalık, anne sevgisi, ölüme yakınlık ve ölüm. kolay konular değil ama herkesin bir şekilde tecrübe ettiği zor dönemlerin yansıması. lafı dolandırmadan ve fazlasıyla değerli bir üslup ile. karanlık sayfaları okumanın aydınlığa yönlendirmesi dileğiyle. kitap sizin.

post-mortem
albert caraco
türkçesi: ışık ergüden
sel yayıncılık
2020, 117 sayfa

beyaz zambaklar ülkesinde

ülkelerin gücü veya zayıflığı, halkların gönenci veya düşüşü sadece yöneticelerin salahıyla veya manevi hayatlarının kofluğuyla ilişkilendirilemez. her nasıl olurlarsa olsun, iyi kalpli de olsalar kötü kalpli de, kahraman da olsalar gaddar da, her daim kendi halklarının kanındandır yöneticiler. halkın ruhunun yansımalarıdır. kendi halklarının evlatlarıdır. halk nasılsa, onlar da her daim öyledir. bu yüzden, halkların hak ettikleri iktidarla ve yöneticilerle yönetildiği uzun zamandır söylenegelir.

grigori petrov, 1866-1925 yılları arasında yaşamış. rusya’nın en tanınmış papazlarından, en çok okunan halk yazarlarından birisi iken pek tabii her zaman olduğu gibi görüşleri nedeniyle kiliseden kovulduktan sonra kendisini tamamen yazarlığa vermiş. ülke içerisinde özellikle cumhuriyet’in yeni kurulduğu dönemde aydınlar tarafından pek tutulmuş. etkisinin de olduğunu söyleyebiliriz. kendisinin en çok tanınan ve okunan eseri var karşınızda. beyaz zambaklar ülkesinde.

bataklık ülkesi finlandiya’nın kısıtlı imkanları ile nasıl kalkınabildiğini anlatan ve gelişimin gerçek mimarı olan halka armağan edilmiş tarihsel bir çalışma. kurgu olan bölümleri olsa dahi çok önemli olduğunu düşünmüyoruz. bizim toplumumuz için hala maalesef oldukça geçerli olan “to-do list” barındırması itibariyle güncelliğini de koruyor. atatürk’ün vakti zamanında bütün okullarda okutulmalı dediği de söyleniyor. bizce de söylemiştir. zira en kısa özeti – eğitim.

okumanız ve okutmanız dileğiyle.

beyaz zambaklar ülkesinde
grigori petrov
türkçesi: furkan özkan
sel yayıncılık
2019, 176 sayfa

kutu adam

“bakmakta” sevgi vardır, “bakılmakta” ise nefret. insan bakılmanın sancısına dayanabilmek için sırıtır. fakat hiç kimse sürekli “bakan” olarak kalamaz. “bakılan” kendisine bakmakta olana dönüp bakarsa, “bakan” “bakılanın tarafına geçmiş olur.

kobo abe. arka sayfada japon edebiyatının en sıradışı yazarlarından biri olarak tanımlanmış. o kadar hakim değiliz, dolayısıyla yorum yapamayacağız. ayrıca görülmek ve görülme arzusundan bahsetmiş. bizi de en rahatsız eden noktalardan biri. zapatistaların görünmek için yüzlerini kapatmasının hala anlaşılamadığı bir dünyada yaşıyoruz. insanlar artık görülmek -yani instagramda story paylaşmak için- seyahat ediyor, kitap okuyor, kıyafet alıyor, gülümsüyor. milyonlarcasının aynı şeyi yaptığı bir ortamda daha da görünür olmak için çırpınıyor, en değerli anlarını paylaşıyor fakat günün sonunda istediği kalp ve takipçi sayısına ulaşamadığında daha mutsuz oluyor. bu uğurda yapılan nice saçmalıkları bizden daha iyi biliyorsunuzdur.

kobo abe bu kitabı 1973 yılında yazmış. yine o dönemde bile problemin farkına varmış gibi. bugün oturup tekrar bu kitabı yazmaya kalksa acaba aynı şeyleri yazar mıydı gibi bir soru işareti. biz şimdilik elimizdekiyle yetiniyor ve bu yeniden basımı okuyoruz. yeterince düşündüreceğinden eminiz umarım bazı görünür olma çabalarından vazgeçirmek yolunda bir katkısı olur.

kutu adam
kobo abe
türkçesi: devrim çetin güven
sel yayıncılık
2019, 204 sayfa

michel del castillo – gitar

çünkü aşmak zorunda kaldığı güçlükleri yalnızca yazarın kendisi bilir; yapıtın ortaya çıkmaya başladığı ilk haliyle bitmişi arasında katetmesi gereken mesafeyi yalnızca o ölçebilir. bu yapıtı, başka yapıtlardan daha çok ve kutsallıkla ilgili olmayan başka nedenlerden dolayı sevebilir: tıpkı bir annenin kendisine en çok üzüntü veren ve onu kaygılandıran çocuğunu yeğlemesi gibi.

yazarın önsöz yazdığı ve yıllar sonra yeni basımlarında sonsöz ekleyebildiği eserler bazen biraz kolaya kaçmak gibi olsa da anlatılmak istenilenleri doğru anlayabilme ihtimalinizi arttıran güzellikler. geri dönüp bakmanın güzelliği de denilebilir. not tutmayı sevenlerin, eski not defterlerini karıştırırken hafızalandıran geçenler ve hissettiklerini de ancak benzer bir anı tecrübe edenler anlayabilir.

michel del castillo, gitar adlı eserinde bunu başarabilmiş olanlardan. 1933 yılında doğan yazar II. dünya savaşı döneminde ve sonrasında zor bir yaşam geçermiş. yeterince çirkinlik görmüş. gitar’da ise çirkin ve dışlanmış bir adamın topluma katılma çabasını anlatıyor; genelde gözardı ettiğimiz ezilen kişilerin gözünden bir dünya. iyi ve kötü arasında bir yer edinme çabası ve kötülüğün toplum içerisinde nasıl yer edinebileceği ya da farklı bir tabula rasa yorumu.

kısa ve tek seferde okunabilecek, okunması gereken bir eser. ayrıca “çirkin” adıyla çeşitli tiyatrolarda da oyunu oynanmış. şahsen izlemedim ama fırsat olursa keyifle izlemek isterim. gitar sizin.

gitar
michel del castillo
türkçesi: inci kaplan gül
sel yayıncılık
2019, 94 sayfa

kristal dünya

insan türünün doğuştan gelen iyimserliği, her tufanı ya da afeti atlatabileceğimize dair inancımız o boyutta ki, çoğumuz kriz baş gösterdiğinde onu önleyecek araçların bulunacağından gayet emin, florida’da yaşananları bir omuz silkmeyle geçiştiriyor.

james graham ballard, daha ziyade “çarpışma” ve “gökdelen” gibi eserleriyle biliniyor. okumadıysanız bile izlemiş olma ihtimaliniz yüksek. çarpışma yani crash 1996 yapımı david cronenberg’in çektiği. gökdelen’i ise high-rise olarak ben wheatley 2016’da çekmiş. muhakkak göz atmanız gereken eserler.

bu yazı ise son dönemde yayınlayan ballard güzelliklerinden, kristal dünya. batı afrika ormanlarının derinliklerindeki bir doktorun yolcuğuna eşlik ediyorsunuz. kristalleşen ormanın gerçeküstü ortamında rüya ve gerçek arasındaki ince çizgi ya da her şeyden öte gerçekliğin doğasından rüyaya bir kaçış çabası olarak okunabilir. ama asıl dikkat çekici nokta akıcı dili oldukça başarılı anlatımı ile bu rüya-gerçeğe sizi de dahil edebilmesi.

ballard ise yapmak istediklerini aşağıdaki alıntısında özetlemiş bizim ek yorum yapmamıza gerek kalmadan. akabinde kitaba ulaşmanız ve rüyalarınızı geniş tutmanız dileğiyle.

Yakın geleceğin en büyük gelişmeleri Ay’ın veya Mars’ın üzerinde değil, dünya üzerinde olacaktır ve keşfedilmesi gereken yer de Dünya’nın dışı değil, içidir. Gerçekten yabancı olan tek gezegen dünyadır. Geçmişte bilimkurgunun eğilimi her zaman fiziksel bilimler – roketler, elektronik donanım, sibernetik – yönünde olmuş ise de bilimkurgunun vurgusu artık biyolojik bilimlere kaymalıdır. Hayal gücünden yoksun kişilerin son sığınağı olan gerçeğe uygunluğun en ufak bir anlamı yoktur. … Gereksinimimiz olan şey işte bu iç uzay elbisesidir ve bunu geliştirmek de bilimkurgunun görevidir!”

kristal dünya
j.g. ballard
türkçesi: ali karatay
sel yayıncılık
2019, 191 sayfa