Menü Kapat

Etiket: sansür (sayfa 1 / 6)

Archisexture

bu “beyaz teknoloji” adamları döner sandalyelerinde bizim neler paylaşabileceğimiz ve platformlarımızı nasıl yönetebileceğimizi dikte ediyor. dışarıdan açık ve kişiselleştirilebilir görünen sistemler aracılıyla bizi sömürüp, bizden aldığı veri ve içerik ile kar elde ediyorlar. biz korunmuyoruz çünkü sosyal-medya özelleştirilmiş durumda. sosyal medya şirketleri devletlerin ajanlarına hizmet ediyorlar… bizim devletimizin doğasında cinsiyet ayrımcılığı var… sosyal medya toplumunda cinsiyet ayrımcılığı hala gelişiyor… şimdi bütün noktaları birleştirelim.

üstteki alıntının sahibi floridalı sanatçı provokatör giulia ve biz kendisine kesinlikle katılıyoruz. zira yakın zamanda facebook üzerinde yaptığımız deneyde kadın memesi açıkta diye paylaşımımız sansürlendi ve silindi. aynı içeriği tayyip erdoğan’ın umre gezisi sırasında benzer bir formda açık olan memesi ile yaptığımızda içeriğin silinmediğini gördük. benzer tecrübeleriniz olmuş olabilir. bu duruma harika bir yanıtı da giulia vermiş, erotik ve porno dergilerinden aldığı imajlar üzerine çeşitli binaları, kilisleri ve yapıları kullanarak üstte bir kısmını gördüğünüz harika kolajları elde etmiş. çalışmaların silinmediğini söylememize gerek yok. seks göründüğü gibi her yerde mevcut ama özellikle de zihinlerimizde.

ben evrensel kültür: bağırıyorum!

bertolt brecht’in pek bilinen yazısında söylediği duruma düşmemek için. susmuyoruz. siz de susmayın.

Evrensel Kültür kapatıldı.
Kanun Hükmünde Kararname ile kapatılan ilk kültür sanat edebiyat dergisi olduk.
Tam da 25. yılı geride bıraktığımız ay; 300. sayıya neler yapacağımızı konuşurken…
Kapatma kararnamesinin altında bir sürü imza var. Eminiz, hiçbiri Evrensel Kültür’ün 299 sayısından bir tekini bile okumamıştır.
Tolstoy’un renkli bir fotoğrafı vardı bu ay kapağımızda.
Tolstoy’u susturabilirler mi mesela?
Kasım sayımızın arka kapağında “Ben Ulrike Bağırıyorum” oyunundan şu sözlerle Dario Fo var:“Çok güvenli görünüyorsunuz! Fakat sanmayın ki bu böylece devam edecek! Öfke ve nefret büyük geminizin makine dairesinde terden geberenlerle birleşecek, biliyorum. İspanyol, Türk, Yunan, Arap, İtalyan göçmenler ve Avrupa’nın tüm ezilenleri… Ve tüm kadınlar, ezildiğinin, aşağılandığının, sömürüldüğünün farkında olan tüm kadınlar neden burada olduğumu ve beni neden öldürmek istediğinizi anlayacaklar… Gardiyanlar, yargıçlar, politikacılar, hiçbiriniz umurumda değilsiniz. Asla beni delirtemeyeceksiniz!”
Bizi de delirtemeyecekler!
Delirmeyeceğiz.
Buradayız.
Sümerce ilk dize tablete kazındığından beri buradayız.
İlk mağara resmi duvara çizildiğinden beri buradayız.
On bin yıldır buradayız.
Hiçbir yere gitmiyoruz.
Susmuyoruz.
Siz de susmayın…
EVRENSEL KÜLTÜR

o sırada gündemde.

o sırada mahallede.

sen neden kendini üzüyorsun. allah her şeyin hayırlısını versin.
olmuyo ayla abla.
sus, karşı çıkma sakın.
anne? kuşların uçtuğu yerin yukarsında ne var?
gökyüzü. hem böyle şeyler sorulmaz oğlum, günah.
neden?
sssst.

o sırada haberlerde.

şu el kadar kumaşı etek diye giyip dışarı çıkmaya utanmıyor musun dedi, hayır diyince vurdu.
bu dükkanın önüne çok geliyorlar müşteri kaçıyor. belediye ilgilenmedi herhalde, dükkan sahibi kedileri çuvala koyup götürdü. denize attı.
bombalı saldırıda ölenlerin sayısı artıyor.

o sırada kahvede.

yanlış iş yapıyolar ben hep diyorum, topunu asacaksın bunların.
çıkmayacak abi o saatte dışarı, adam da kaçırır tabii.
bi siyasete bi dine kafa yormayacaksın abicim.
mübarek ayda ne işleri varmış birayla alkolle.

o sırada yönetimde.

ben her cuma bir tane ayyet sallıyorum.
afişe kırmızı gül de koyalım peygamberi ifade eder.
ölenleri saydık mı?
twitter’a yaz, şey yaz ne bileyim yaz işte bi şeyler.
yarın unuttururuz bi şekilde. 

o sırada güneş sisteminde.

o sırada samanyolu galaksisinde.

o sırada yerel galaktik grupta.

o sırada başak galakside.

o sırada yerel süperkümelerde.

o sırada gözlenebilir evrende.

o sırada evrende.

o sırada sende.

sıra sende.

sen evrensin.

evren sende.

gördüklerini anlat.

soru sor.

itiraz et.

kabullenme.

İzin verme.

21. Yüzyıl İnsanlık Manifestosu – Waking Life

Belediye binasıyla, ölüm ve vergilerle savaşamazsın.
Politikadan ya da dinden bahsetme. Bu, güvenlik hattını ihlal eden düşman propagandasıyla eşdeğerdir.
“Yere yat asker! Yere yat, asker!” 20. yüzyıl boyunca hep bunu gördük. Şimdi 21.yüzyıldayız… ayağa kalkma ve kendimizi bu fare labirentine sıkıştırdığımızı anlama zamanıdır. İnsanlıktan çıkmaya boyun eğmemeliyiz.
Seni tanımam ama bu dünyada ne olduğuyla ilgileniyorum. Yapı ile ilgileniyorum. Denetleme sistemleriyle ilgileniyorum, hayatımı kontrol eden ve hep kontrol etmeye çalışacak olan…
Özgürlük istiyorum! Tek istediğim bu!
Senin de istemen gereken bu!
Her birimize ve hepimize bağlıdır koyuverip gitmek, alt etmek hırsı, nefreti, kıskançlığı ve tabii ki güvensizliği… Çünkü bu bizi acınası ve küçük hissettiren temel bir denetleme mekanizmasıdır, böylece bağımsızlığımızdan, özgürlüğümüzden yazgımızdan isteyerek vazgeçeriz. Kitlesel bir biçimde koşullandırıldığımızı anlamalıyız.
Meydan okumaya başla şu birleşik kölelik devletine!
21. yüzyıl yeni bir yüzyıl olacak, köleliğin yüzyılı olmayacak yalanların ve önemsizliğin, sınıf ayrımının, devletçiliğin ve diğer denetleme biçimlerinin yeni yüzyılı olmayacak. Saf ve doğru bir şey için ayağa kalkan insanlığın çağı olacak.
Liberal demokratla, tutucu cumhuriyetçi sadece çöp yığınıdır. Hepsi de seni denetlemek için. Bir paranın iki yüzü gibi… İki yönetici takımı denetim için çekişmekteler! Kölelik Anonim Şirketi’nin yönetim kadrosu için.
Gerçek oralarda bir yerde önünde duruyor ama yalanlar büfesinde sergiliyorlar onu! Bundan sıkıldım. Artık yemiyorum, Anladınız mı?
Direniş boşuna değil!
Kazanacağız!
İnsanlık yeterince iyi… Biz başarısızlar ordusu değiliz!
Ayağa kalkacağız ve insan olacağız!
Gerçek şeyler için, önemi olan şeyler için kendimizi ateşe atacağız: boyun eğmeyi reddeden yaratıcılık ve dinamik insan ruhu gibi şeyler için!
Tamam.
Bu kadar söyleyeceklerim!
Şimdi sıra sizde!

Alex Jones – Waking Life

sansüre karşı hep birlikte

 

pek bir değerli okuyucu.

günümüzde internet açık bilgi akışını demokratikleştiren en önemli araçlardan bir tanesi değil mi bunu sen de biliyorsun. öte yandan, rejimler/şirketler/örgütler kendi çıkarları doğrultusunda bu bilgiyi elde etmek ve onu kontrol etmek istemekteler ve kendi çıkarları doğrultusunda bu akışı ve içerikleri durmadan sansürlüyorlar.

türkiye’de ise 2009 yılında yürürlüğe giren 5651 sayılı kanun ile Internet ve bilgi akışı seçici olarak sansürlenmeye başlanmış ve 2015 yılına geldiğimizde bilinen 82585 websitesi sansürlendi. rakam birşey ifade etmezse yazıyla seksenikibinbeşyüzseksenbeş. hem artık seçici sansür değil, radikal sansür denilen şeyi yaşıyoruz.

diğer taraftan, türkiye’de gözetim ve takip için kötücül casus yazılımlar satın alma yoluna gidildiği ve bireyin gizliliğinin anayasaya aykırı olarak ihlal edildiği defalarca günyüzüne çıkmıştır. artık gizlilik diye bir şeyiniz yok, seviştiğinizi de biliyorlar, üzüldüğünüzü de, kızdığınızı da, ağladığınızı da. artık  daha fazla beklemenin bir anlamı yok. daha fazla vakit kaybetmeden açık, özgür, modern teknolojileri tercih edip sansüre karşı birlikte mücadele etmeliyiz. ve bunu kaçıncı kez söyledik bilmiyoruz.

1. Flash artık ölmeli!
web, bağımsız komiteler tarafından denetlenen daha açık ve özgür standartları hakeden bir çevrimiçi bilgi alanıdır. öte yandan, flash ise özel mülkiyet kapalı kaynak bir yazılım olmasının yanında her gün bir yenisi eklenen güvenlik açıkları nedeniyle hackerların, siber suçluların ve istihbarat servislerinin en çok yararlandığı bir yazılımdır. hem okuyucuyu hem de websiteleri tehlikeye sokan bir yazılım yerine HTML5 gibi açık kaynak ve modern teknolojiler tercih edilmelidir.

2. HTTPS zorunlu olmalı!
SSL/TSL protokolü Internet üzerinde sıklıkla kullanılan ve bilgisayarlar arası iletişimi şifreli ve güvenli hâle getiren bir protokoldür. HTTPS, web siteler ve ilgili sunucular arasında bir doğrulama sağlar, ziyetçi ve websitesi arasındaki iletişimin güvenliği için kayda değer bir garanti sunar. Bununla birlikte, SSL sertifikaları uygun hizmet ücretleri karşılığında satın alınmakta ve websitelerde kullanılmaktadır.

3. Reklamlar okuyucu gizliliğini hiçe sayabilir!
Internet, veri paketlerinin karşılıklı değişiminin olduğu bir ağ olup, bu ağlarda paketler temel birimlerdir. Kötücül reklamlar ise ziyaretçinin mahremiyetini hiçe sayarak derin paket analizi yöntemiyle bu paketlerin içeriğini inceleyebilir ve ziyaretçilerin eşsiz profillerini çıkartabilir. Örneğin, Türkiye’de kişisel reklam adı altında derin paket analizi yapan/yapmış Phorm, reklam havuzundan beslenen birçok haber sitesini ve bu siteleri ziyaret eden kullanıcıları doğrudan etkilemiştir. yoksa siz hala reklamları bloklamıyor musunuz? (bu başka bir yazısının konusu olabilir ve olacaktır)

4. Sansüre karşı tek çatı altında toplanılmalı!
2009′dan bu yana sadece  basına ait 160′ın üzerinde, bu websitelerden 100′den fazlası ise 2015 yılının temmuz ayı itibariyle TİB tarafından sansürlenmiştir. sansüre karşı biz-siz, o-ben hatasına düşmeden hep birlikte mücadele gösterilmeli, sansürlenen web sitelere ve içerikle aynı eşitlikte yaklaşılmalıdır. çünkü, sansür sadece bizim erişmek istediğimiz websitelere ve içeriklere yapıldığında değil, sansürün kendisiyle her zaman mücadele etmeyi unutmamalıyız. boyalı basına karşı bile olsa sansür sansürdür fakat pek kaliteli etilen okuyucularının birer fanzin sevdalası ve bağımsız haber kaynaklarını takip ettiklerini biliyoruz.

bilgiye açık erişimin en demokratik yollarından biri internettir. bu bilgiler bireyler tarafından incelenir, kullanılır, yeniden değerlendirilir ve yeniden paylaşılır. buna ayrıca araştırmacılıkta bilim etiği denilmektedir – siz ne etiği derseniz deyin artık. bununla birlikte,internet özgürlüğü ayrıca ifade özgürlüğünün de koruyucusudur – kuşlar gibi özgürüz, özgürmüş gibi kuşlar. ayrıca, sizi etkilesin veya etkilemesin, sansür bu açık bilgi akışını doğrudan etkiler ve bundan dolayı bilimin ve toplumun ilerlemesi söz konusu dahi olamaz – nereye ilerliyoruz?

gelin siz de bu çağrıya kulak verin. websitenizde modern, açık ve özgür teknolojiler tercih edin. gelir kaynağınız olan reklamlarda biraz daha seçici olun – pek çok secici olun başka gelir kaynakları yaratın. sansüre karşı başa gelmeden veya ilgi alanınıza giren konular sansürlendiğinde değil her zaman mücadele edin. doğru arayışında ve açık bilgi akışında her birey eşit şartlarda olsun, gelin bunun mücadelesini birlikte verelim.

unutmayın; internet bir insan hakkıdır. bu hakkı savunacak olan büyük şirketler, partiler veya örgütler değil bizleriz!

saygı, sevgi, rakı, roka

not: kame derledi, etilen uyarladı. 

sansürden kalıcı olarak kurtulma yolu

yine pek sevdiğimiz konumuz sansür gündemde yer edindi ve pek tabii gündemde yer edinmesi için facebook ve twitter işin içinde olmalıydı. geri dönüp baktığımızda 2008’den beri onlarca yazı yazmışız sansür hakkında ve hepsi içinde bulunduğumuz noktaya adım adım nasıl geldiğimizin bir özeti olarak kullanılabilir. son geçen yasa ile birlikte bu yaşananların en ufak bir süpriz olmadığını da tekrar belirtmek isterim. ama balık hafızalı toplumumuzun tepkilerine de dışardan baktığınızda yapılabilecek tek yorum “ne bekliyordunuz ki?” olacaktır.

geldiğimiz noktada kullanıcı katkılarıyla oluşan engelli web adresine baktığımızda 70.700 üzerinde site engellenmiş durumda. muhtemelen burada yer almayan ve engellenen 10.000 kadar site daha vardır. devletin gerçekten çalıştığının bir göstergesi, kendileri bile neyi engellediklerini unutmuş olabilirler (bu yazı üzerine bizi de engellemeleri kuvvetle muhtemel). ama bir kısmı porno içerik, bir kısmı terör örgütü diyenleriniz olacaktır, sansürün iyisini ve kötüsünü tartışacak noktadaysanız yazının geri kalanını da okumanıza gerek yok diye düşünüyorum, buyrun; çıkış kapınız.

neyse içinde bulunduğumuz nokta herkes tarafından nettir sanırım ve son yapılan facebook & twitter engellemesi de  sadece bir başlangıç eminim ki önümüzdeki aylarda aç-kapa örneklerini onlarca kez göreceğiz. bu durumdan nasıl kurtuluruz noktasında ise sizlere yeni bir “introduction to network” dersi vermeyeceğiz. dns, vpn gibi konularda en bilgili toplum olabiliriz (devletin faydaları) bunları zaten biliyorsunuz. fakat bilmemiz gereken önemli bir noktada bu sansürü hepimiz yarattık. özgürlüğe inanan bir toplum isek -ki anket yapsak hepimiz özgürlük savaşcısı çıkar- kendi ellerimizle bu durumun oluşmasına izin verdik. güzel havalarda istiklal caddesinde birkaç turistik yürüyüş ve birkaç sanal eylem hareketi dışında en ufak bir tepki vermedik. şişli etfal olayına gösterdiğimiz önemin yarısını göstersek belki sansürün bu derece saçma ve aleni bir şekilde yapılmasını engelleyebilirdik. paylaştığımız yemek/kedi fotoğrafı kadar uygulanan sansüre tepkimizi ortaya koysak bütün dünyanın bazı şeyleri görmesini sağlayabilirdik. ama hiçbirini yapmadık ve yine biliyoruz ki hiçbirini yapmayacağız. tarih boyunca edinilmiş kazanılmış bütün haklar nasıl ki belirli mücadeleler sonrasında elde edilmişse, kaybedilmiş bütün haklar da toplumların bilinçsizliği ve duyarsızlığı dolayısıyla oluşan diktatörlüklerde yaşanıyor.

sansürden kalıcı olarak kurtulmak istiyorsanız yapmanız gereken bilgisayarın dns ayarlarını değiştirmek değil, kendinizi ve bakış açınızı değiştirmek. aksi takdirde oturduğunuz yerden söylenmenizin kimsenin umursamadığı “layk” sayısını arttırmaktan başka bir faydası yok. (merak etmeyin selfie, kedi ve yemek fotoğraflarını paylaşmanıza hep izin verecekler.)

ya da aaron’un söylediklerine (gerilla açık erişim manifestosu)  kulak verip bir şeyler yapmaya başlayabilirsiniz.

adil olmayan yasaları izlemek adaletli olamaz. aydınlığa çıkmanın, büyük sivil itaatsizlik geleneğimizle, kamusal kültürümüzün şahsi gaspına karşı olduğumuzu ilan etmenin zamanı gelmiştir.

etilen sosyete . 2003 - 2017 . eskişehir

copyleft. hiçbir hakkı saklı değildir.