Etiket: photography

Tolstoy Olasılığı ile Fotoğrafı Yırtmak

Tolstoy’un Vahşi Zevkler adıyla derlenen makalesinde savaş için gördüğü olasılık yüz yıl geçmiş ama hiç değişmemiş:

Yarın devlet liderlerinden biri budalaca bir söz söyleyecek, bir başkası da ona budalaca sözle karşılık verecek ve ben de bana hiçbir şey yapmamış olan, üstelik de sevdiğim insanları öldürmeye giderken, ölüm tehlikesiyle karşı karşıya kalacağım! Bu uzak bir olasılık değil…

Tolstoy bu olasılığı gördüğü için cesur değildi ama biz bu olasılığı bilmemize rağmen kendimizden bile sakladığımız için korkağın tekiyiz.

Fotoğraf, 1918’den bir İngiliz askerin ve bir hemşirenin fotoğrafı. Aşı olan ya da tedavi gören asker utanmadan, sıkılmadan ağlıyor, koyvermiş. Çocukça bir ifadeye büründüğünü düşündüğümüz asker, fotoğrafa “sevimli” gözlerle bakmamızı şart koşuyor. Aslında bu durum fotoğrafı çekenin ön yargısını, biz fotoğrafa bakanların sürdürmesidir. Fotoğrafçının bu görüntüyü dondurma isteği ile senin benim şu anki bakışımızla gördüğümüz şey aynı şeydir. Tam fotoğrafçının olduğu yerde, elinde pozlamaya hazır bir makine olsa bu fotoğrafı senin de çekeceğinden eminim.

İşte bu zinciri kırmak için ve hatta fotoğrafı ters köşeye yatırmak için, Tolstoy’un bahsettiği o olasılıkla bu fotoğrafa bakmak gerekir. Çocukluk, sevimlilik gibi kavramlardan kurtulup; askeri, öldürmeye ve ölmeye hazırlanmış, üstelik olasılık mantığı makine yağıyla yağlanıp gevşemiş bir savaş makinesi olarak görebilmek, aynı zamanda fotoğraf(çı)ın boyunduruğundan kurtulmak anlamına gelecektir. Bunu görmek de o kadar zor değil aslında. Çünkü fotoğrafta 1918, İngiliz olmak ve 1. Dünya Savaşı da vardır görebilene.

Asıl düşündüğüm ise asker “bu benim değil, budalaca konuşan devlet liderlerinin savaşı” diyebilmiş midir hiç kendi kendine?

linus ma

linus ile kapakta kullandığımız fotoğraf sayesinde tanıştık. biz onu bilmezken o bizi buldu. iyi ki de buldu. düşleri peşinde koşan insanlara her daim saygımız sonsuz. kendisi veya fotoğrafları ile dünyayı gezmeyi ihmal etmeyin.

linus ma


Kimdir?

Linus 1990 Berlin – Almanya doğumlu tehlikesi seven ve önemseyen oldukça normal bir adamdır

Neden?

Hobisini işe dönüştürmeyi başaran nadir insanlardan biriyim.
2011 yılında dünyayı gezmeye başladım. Çektiğim fotoğraf her zamanki gezi fotoğraflarından farklı olarak insanların o yerlerde nasıl yaşadıkları ile ilgiliydi.
Bu durum etrafımdaki insanları oldukça etkiledi ve beni böyle şeyler yapmaya devam etmem için teşvik ettiler. Ben de Ekim 2012’de bunu yaptım.

Düşlerinde ne var?

  • Superman ne yapardı?
  • Dünyayı nasıl daha iyi bir hale getirebilirim?
  • İnsanların sadece kitle iletişim araçlarının beyin yıkamasını takip etmesi yerine kendi fikirlerinin oluşmasını nasıl sağlayabilirim?

Ne yapmalı?

  • Kylie Jenner’ı takibi bırakmalı.
  • Sürekli çalışmak yerine kendine ve kendi ihtiyaçlarına zaman ayırmalı
  • İnsanlara karşı daha açık olmalı!
  • Photoshop’u silmeli çünkü fotoğrafçılıkla bir alakası yok.

İlham verenler?

Öyle biri yok. Her zaman kendi fikirlerine sahip olan bir insan oldum. Her zaman insanlara ilham vermek istedim. Son zamanlarda sokak fotoğrafçılığıyla ilgili çok sayıda belgesel izliyorum ve gördüğüm kadarıyla eğer bir fotoğrafçı ile karşılaştırılmam gerekirse Elliott Erwin bana en yakın olanı.

Homeless business man
Ne okuyalım?

Mr. Nice okuyun!

Ne dinleyelim?

  • The Black Keys (Rock’n Roll)
  • Our Samplus (Jazz, Funk, Hip-Hop)
  • Bar 25 – Tage außerhalb der Zeit (Electronic)

Ne izleyelim?

  • Zeitgeist
  • Everybody Street
  • Living on one dollar
  • DMT The Spirit Molecule
  • Bar 25 – Tage außerhalb der Zeit

<etilen>Bize ne sorarsın?<etilen>
Benim graffiti adamımı içerek fotoğrafımı nasıl buldunuz ve nasıl kullanmaya karar verdiniz?
İlk gördüğünüzde ne düşündünüz?

<etilen>facebook’ta bir sayfada gördük. Hangi sayfa olduğunu hatırlamıyoruz. Ilgimizi çeken fotoğrafları ileride kullanmak üzere saklama gibi bir huyumuz var. Graffiti adamı tercih ettik çünkü beyaz yaka bir çalışanın küçük isyanını anlatıyor. İlk gördüğümüzde aklımıza Fight Club geldi – üçüncü dünya isyancısı.<etilen>

<etilen>bu soruyu kendin sorup, kendin cevaplar mısın?</etilen>
Kendinle tanışdığın takdirde, gerçekten kendin olabilir misin?
Bir taraftan insanlar benim açık ve dürüst iletişimimi ve her zaman sadık oluşumu takdir ediyor. Diğer taraftan ise ben kendini ve kendi istediklerini düşünen bencil bir piçim. Ne pahasına olursa olsun.

(daha&helliip;)