Sonsuz Pazar

Tüm dünya bir pazar öğleden sonrasının içine tıkılmışçasına, monoton, insanların ne yapacağını bilmediği yuvarlak bir topa dönüşmüş durumda. Her şey bizim elimizde ve bir oksimoron gibi hiçbir şey aslında bizim elimizde değil. Yönetenlerin, sonsuz sayıda kaynakları ve bizim haricimizde kullanabilecekleri neredeyse sonsuz insanları ve makineleri var, biz de bunlardan biri olmayı seçiyoruz ve işte abra-kadabra,

Pazar Ayinleri – 13. Mektup

ÇÖKÜŞ ÜZERİNE Hamd alemlerin Rabbine mahsustur. Zihnimizde çakan şimşeklerin yıkıcı aydınlığında bir görünüp bir kaybolan, şakacı cinlerin kurgucusuna mahsustur hamd. Diz çökün. Avuç içlerinizi nemli toprağa yaslayın ve durun. Yaklaşmakta olanın uğultusunu. İş makinalarınızın, cep telefonu melodilerinizin, motor homurtularınızın, topuk tıkırtılarınızın ötesinden. Üzerinize üzerinize. Umursamadan. Durup dinlenmeden. İnsaf göstermeden veya aman vermeden. yalnızca tüm sahiplerini

Pazar Ayinleri – 12. Mektup

Bok Böcekleri Üzerine Semi’na ve eta’na. Puf! Batıyorsunuz, nihayet. İçine boylu boyunca uzandığınız şeffaf bir tabuttasınız. Biçimli, pahalı, ışıltılı. Size özel. Sizin ölçülerinize göre imal edilmiş. Öylece uzanabilesiniz diye. Doğrulamayasınız, kollarınızı iki yana açamayasınız, bacaklarınızı oynatamayasınız, dizlerinizi bükemeyesiniz, dirseklerinizin üzerine abanamayasınız diye. Suratınızı kaşıyamayasınız, yattığınız yerde sağa sola dönemeyesiniz, eski zamanlarda yaptığınız gibi, sıkıldıkça taşaklarınızı

Pazar Ayinleri – 9. Mektup

Güvercin Yumurtaları ve Alemlerin Uğultusu Üzerine Tamamlanmadan terk edilmekle nimetlenmiş apartmanların çatı katlarında çatır çatır çatırdaya çatırdaya çatlayan güvercin yumurtalarından yayılan enerjinin titreşimini hissedin. Kasıklarınızda. Binlercesini birden. Ve aynı anda. Bum! Buradayız.  Asfalt zeminden dokuz kat yukarıda. Beton kolonlar ve demir iplerle örülmüş bu mağaralar sisteminin tepesinde. İstihare uykusunda. Yeşil ve kırmızı. Kıyamet frekansları. Tatmamız

Pazar Ayinleri – 8. Mektup

Kozmik Kukla Tiyatroları Üzerine Toprağa ektiğiniz tüm medeniyetlerin tohumları aynı zehre gebedir. Mizansen. Tekrarlana tekralana efsunlanmış mizansenler. Canlı. Kötücül. Aydınlık. Yatak odalarınızdan okyanus çukurlarına.  Akıl hastanelerinden kum tepelerine. Cami avlularından bozkırlara. Üst üste binmiş gerçekliklerinizin daha uzun ömürlü olmasını sağlamak için kurgulanmış mizansenler. Aydınlık yüzlü misyonerlerinizin tatlı dilleri ve ütülü kıyafetlerini kullana kullana kafamıza çaktığı

Pazar Ayinleri – 6. Mektup

Apartman Boşluklarında Unutulmuş Tanrılar Üzerine Ustalıkla anlatılmış öyküleriyle efsunladılar sizi. Işıltılı kelimeleri, karizmatik kaybedenleri, düşerken bile façayı çizdirmemeyi başarabilen kahramanlarıyla. Karton kapakların arasına sıkıştırılmış yol hikayeleriyle. İç içe geçmiş renkleriyle. Melodileriyle. Fısıltılarıyla. Olur olmaz her köşe başında burun buruna geliverdiğiniz anıtlarıyla bağladılar ayaklarınızı. Yağmurlu Pazar sabahları kurguladılar sizin için. Kalın battaniyeler. Kadife sesli cılız şarkıcılar